Giriş
(5)

1. derece dışındaki akraba vefat edince bir müddet yas tutuyor musunuz?

ya ben lan neyse
dede, hala vs. vefat edincemesela 1 hafta müzik dinlememek, (zaten belki canınız istemiyordur.) evde kahkaha atmamak, düğüne, geziye vs. bir süre gitmemek... gibibunlara dikkat ediyor musunuz? "çevreden ne derler"den ziyade kendine yakıştıramamak hissi oluyor mu? oluyorsa ne kadar sürüyor?
dede, hala vs. vefat edince

mesela 1 hafta müzik dinlememek, (zaten belki canınız istemiyordur.) evde kahkaha atmamak, düğüne, geziye vs. bir süre gitmemek... gibi

bunlara dikkat ediyor musunuz? "çevreden ne derler"den ziyade kendine yakıştıramamak hissi oluyor mu? oluyorsa ne kadar sürüyor?
0
ya ben lan neyse
(16.11.21)
ölenle olunmuyor derim heralde
0
all girls dream
(16.11.21)
Hiç dikkat etmiyorum.
0
roket adam
(16.11.21)
Yok, zaten içime taş oturmuşken azıcık aklımı dağıtacak bir şey bulabilirsem iyi bile geliyor. Müzik dinlemesem kime ne faydası var? Ha düğüne gitmem, o kadar mutluluk iyice canımı sıkar öyle bir durumda, içimden gelmez gitmek. Ama annemin vefatından 2-3 hafta sonra biletini çok önceden aldığımız müzikale gittim mesela, ha müzikalde de saçma saçma şeylere ağladım (zaten her gün ağlıyordum) ama gittim, iyi de geldi.

Bir de dayımın cenazesinde yeğenleri ve kuzenleri olmak üzere 5-6 kişi çılgın bir gülme krizine girmiştik ama o cidden sinir bozukluğundandı galiba, öyle patladı.
0
kobuzchu kiz
(16.11.21)
cevrenin ne dedigi zaten umrumda degil, kendine yakistiramamak hissi de olmuyor.

uzuntumun yeri ayri. diger seyler ise, hayat devam ediyor iste.

edit: bu arada, yazdigim seyler birinci derece akrabalarim, ailem icin de gecerli. bir ay once babami kaybettim, her gun agliyorum, ama hayat devam ediyor iste. ne yazik ki.
0
the end of time
(16.11.21)
yakınlık seviyeme bağlı, ama yas tutmak değilde üzülmek olarak.
0
selam
(17.11.21)
(12)

büyük firmaların patır kütür hacklenmesi

chezidek
yemeksepeti gene hacklenmiş de bu nasıl oluyor onu merak ediyorum. https://eksisozluk.com/15-kasim-2021-yemeksepeti-comun-yine-hacklenmesi--7083873bu işten çok anlamadığım için olsa gerek çok aklım almıyor bunu.günlük olarak muhatap olduğum en teknolojik alet 60 bin küsur çekirdekli, 3 petabyte disk
yemeksepeti gene hacklenmiş de bu nasıl oluyor onu merak ediyorum. eksisozluk.com

bu işten çok anlamadığım için olsa gerek çok aklım almıyor bunu.

günlük olarak muhatap olduğum en teknolojik alet 60 bin küsur çekirdekli, 3 petabyte diskli, 600 gpu'lu, 150 m² taban alanı kaplayan bir süperbilgisayar.

www.idris.fr

koca koca firmalar, içlerinde onlarca yazılımcı, neyi yanlış yapıyorlar da dışarıdan gelen biri databasedeki kullanıcılara ulaşabiliyor?

bu kadar kolay mı yani bu işler?
0
chezidek
(16.11.21)
yalan dolan. inandınız mı? kendileri satıp kendileri cebe indiriyorlar işte.
0
rose parks
(16.11.21)
Ben de yalan olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de en büyük sorun en üstten en alta kadar denetimsizlik. Bir tane savcı şunların tepesine çökse, 100 milyon lira ceza ödeseler bir daha böyle bir olay duymazsınız.
0
dissendium
(16.11.21)
twitter.com
burada siber güvenlik işinde çalışan arkadaşlar var, onlar daha iyi bilir durumu ama cidden de kimsenin umursamadığı bir konu. göstermelik önlemler, sızma testleri yetiyor gibi geliyor. sıradan bir şirketsen yeter ama bu kadar çok kullanıcıya ve dataya sahipsen direkt senin üzerine oynarlar; ona göre önlem alman lazım. almıyorlar çünkü yaptırım yok. kvkk'yı gdpr seviyesine çekip cezaları uygulamaya başlarsan o zaman ciddiye alırlar.

hiçbir zaman kesin koruma var denemez tabii, sen her türlü önlemi alsan bile hackerler onu aşmaya çalışır. karşılıklı bir satranç gibi, sen hamle yaparsın onlar karşı hamle yapar. ama bu kadar kolay olmaması için doğru düzgün hamleler yapılması lazım.
0
Bruce
(16.11.21)
Onlarca yazilimci kod yaziyor, bilgileri sakliyorlar. Baska onlarca yazilimci da o saklanan bilgileri bulmaya calisiyor, mevzu bilgisayarlar ortaya ciktigindan beri boyle.

Database'in superbilgisayarda olmasiyla hacklenememesi arasinda bir iliski yok, biri hardware biri software.

Bir de birsey daha ekliyim, hardwareler konsolosluklar kadar iyi korunuyor diyebilirim. Isim dolayisiyla arada bir bu tarz binalara girmem gerekiyor, haftalar oncesinden izin aliyoruz, binanin icinde surekli takip ediyorlar, parmak iziyle giriyorsun, girerken ve cikarken tartiyorlar, vs.
0
cooperr
(16.11.21)
Senelerdir teknoloji sirketlerinde calisiyorum guvenlik falan yok olm :) yani var da yok. Sonucta icerde yuzlerce adama acik bu veriler.
Heklemeye falan gerek yok yani.

Biri verinizi almak istese karsilasacagi en buyuk sorun excelin 1 milyon satir almasi olur. Excel coker alirken.
0
divit
(16.11.21)
Zaten kimsenin de umrunda degil.
Yani hem calmak hem de guvenligi umrunda degil.

Yani ben datani calsam isime yaramaz umursamiyorum, herkes de boyle.
Datani cok iyi korusam bana bir kari yok. Cok iyi korudun diye kimse para vermiyor.

Bunun sonucunda koskoca twitter bile admin sifresini 123456 yapiyor.
0
divit
(16.11.21)
işte ben de bu bahsettiğim süperbilgisayarda hesap açtırmak için bağlı olduğum enstitü aracılığıyla 4-5 tane form doldurdum. bu bilgisayara bağlanacağım local cluster'ın ip adresinden pasaport bilgilerime, anamın babamın ismine kadar bütün seceremi döktüm. şaka değil, oturum kartımın numarasına kadar hepsini istediler.

gerçi içeriden yapılmıştır diyenlere de hak veriyorum. bizim gruptaki bütün bilgisayarların admin şifreleri aynı ve dışarıdan deneyen birinin tahmin edebileceği kadar kolay. duyuru2021 tarzı bir şeyler.
0
🌸chezidek
(16.11.21)
ssh harici neyle baglanmayi planliyosun abi?

lokal bilgisayari patlatsalar bile brute force harici neyle erisim saglayabilirler ki? public key falan da kabul etmiyor. 10 haneli bir sifre harici herhangi bir erisim sanslari yok.
0
🌸chezidek
(16.11.21)
Heh iste olay bu iste.
Baglanmayacaksin zaten, baglandigin anda guvenligi delmis oluyorsun.
Sana nasil guvenecek mesela?

Kapiya retina + parmak izi ile giris yanlara demir parmaklik koyup sonra ssh ya da vpn izni veriyorsun. Adam evden cart diye giriyor.
Gecmis olsun.

Mesela ben bir projede calismistim it muduru deliydi biraz.
Canli makineye giris yetkisi olan it'ci yoktu.
Kodu yazip teslim ediyorsun sonrasi yok.
Bu adamdan gel de veri cal.
Adam makineye internete bile baglamiyor :)
0
divit
(16.11.21)
Ya normalde yazılım ekibi ile güvenlik ekibi ayrı olur, normal yazılımcının o kadar güvenlik bilmesi zor, o yüzden o işi bilen ayrı bir ekip kurman lazım.

Ama orada da şöyle bir sıkıntı var, güvenlikçinin yetenekli olanı senin vereceğin 3 kuruş maaşla ilgilenmez, onun yerine hack'leyip o bilgileri satar, daha kârlı bir iş. Yine bu "sızma testi" yapan üçüncü parti şirketler için de aynısı geçerli, orada da normal adam çalışıyor, onun bulabileceği şeyler de sınırlı.

O yüzden bounty programları yapıyorlar dünyada. Eleman bir açık olduğunda olayı böyle medyaya duyurmak yerine gelip sana söylüyor, sen de parasını verip açığı öğrenip kapatıyorsun. Normal işleyiş bu. Ama TR'de bu işi yapan hiçbir firma yok bildiğim kadarıyla. Dümdüz vizyonsuzluk.

Geçen sene ben böyle bi açık bulup firmaya mail atmıştım, baya da sağlam bir altyapı firması, "eyvallah cnm" diye cevap attılar. Kötü niyetli birisi olsam oradaki bilgileri satmak benim için daha kârlı yani, niye uğraşayım haber vermekle.

Bir de tabi cezasızlık var, adamlara geçen seferki hack yüzünden 2 milyon lira ceza kesmişler. 1 günlük kârı bile değil muhtemelen. E millet de tepki göstermiyor, uygulamayı kullanmayı bırakan yok bu sebepten vs. niye uğraşsınlar yani.

Mevcut şirketimde kurduğum yapı da şöyle: hiçbir developer'ın (ben hariç) canlı makinelere erişimi yok. Log lazımsa başka yerden bakıyorlar, deploy yapılacaksa başka makine yapıyor, sen kendin yapamıyorsun. Tek bir gateway hariç hiçbir makinenin (database'in vs.) internete erişimi de yok. Gateway'de de whitelist var, yani yapabileceğin işlemler belli, onların haricinde hiçbir şey yapamıyorsun. Bütün şifreler tek kullanımlık veya süreli vs.

Buna rağmen yarın hack'lensek şaşırmam yani, kesin bir yerde bi açık vardır.
0
plutongezegendegilmi
(16.11.21)
siber güvenlik üzerine çalışıyorum.

evet bu kadar kolay. özellikle yazılımcılarımızın güvenlik farkındalığı olmadığı için yazdıkları kodlar açıklarla dolu. güvenlik ekiplerinde de az çok iş bilen herkes ya yurtdışına gidiyor ya da yüksek paralara danışmanlık şirketlerinde çalışıyorlar, bu tarz firmalarda turnover çok yüksek olur. + olarak güvenlik zaten çok zor bir dal, hem para harcamak lazım hem enerji, hem de gündemi takip etmek lazım. zor iş yani genel olarak.

canlı makinalara erişimin olmasına gerek yok. bir tane formda ufak bir injection açığı olur oradan bile içeri girebilirsin. ya da içeriye bir oltalama maili atıp, içindeki zararlı dosya ile içeriden dışarıya tünel açılmasını sağlayabilirsin vs vs. ya da adamların kullandığı cihazların yazılım versiyonlarını vs bulabilirsen sırf o v için yazılmış açıkları tespit edebilirsin, vs vs. yani çoook fazla yöntem var.
0
roket adam
(16.11.21)
Ssh mesajini ben silmedim bu arada.
Bosa dusmus aradaki diyalog.

Ssh dandik falan demsitim
0
divit
(16.11.21)
(10)

sahibinden de ev araba yazlık satışı hızı

kleider
Yurtdışına yerlesecegim araba , yazlık , tarla satılık durumda, ancak ev 2 senedir hızlı dönen bölgede İstanbul'da, araç spor yaklaşık 3 aydır ilanda, yazlık da yine 3 aydır satılık , tarla var o da yaklaşık 1 senedir ilandaNe arayan var ne soran , herkesin yaptığı gibi değerinde satıyorum , hiç bi
Yurtdışına yerlesecegim

araba , yazlık , tarla satılık durumda, ancak ev 2 senedir hızlı dönen bölgede İstanbul'da, araç spor yaklaşık 3 aydır ilanda, yazlık da yine 3 aydır satılık , tarla var o da yaklaşık 1 senedir ilanda

Ne arayan var ne soran , herkesin yaptığı gibi değerinde satıyorum , hiç bir haket yok favoriye alan var ama arayan yok, sizde nedir durumlar, nerede hata yapıyorum diye sormuyorum zira bir piyasa fiyatlarıyla aynı.
0
kleider
(15.11.21)
İlan no var mı? Bir bakalim ki sorun varsa ne de imiş.
Genelde fiyat meseledir, ama sizin öyküyü anlamak için ilanı görmek gerekir.
0
fempusay
(15.11.21)
Yüksektir fiyat. Karşı apartmanımnda dubleks var ben taşınırken nisan ayında 2.7milyon istiyodu bugun baktım 3 milyon yapmış fiyatı yine satamayacak
0
Mcfly
(15.11.21)
satılmamasının tek sebebi fiyatının yüksek olmasıdır. piyasa fiyatları dediğin eğer diğer ilanlara baktığında çıkan sonuç ise zaten orada bir yanılgı var. halihazırda ilanı olan bir ev/araba zaten satılmamış demektir. satılmamış bir şeyin fiyatı hiçbir anlam ifade etmez. ben de şimdi 100 bin edecek bir arabayı 120 bine koysam başka biri "ohoo bu araba 120 ise benimki 130 eder" diye fiyatı yükseltiyor. sonuç olarak balon bir piyasa oluşuyor. arabam.com gibi sitelerin "arabamın değeri ne kadar" uygulamaları açık olan ilanlara göre bir fiyat belirliyor. oraya da bakmak çok doğru değil. fiyatı azar azar düşürürseniz aramalar başlar. ben de önceki arabamı satarken aynı yanılgıya düşüp ilanlardaki araçlara göre benzer hatta çok az düşük fiyat yazdım. arayan olmadı. sonra 5 bin düşürdüm fiyatı her gün 2-3 kişi aramaya başladı.
0
himmet dayi
(15.11.21)
Fiyat yüksektir bence de. Sahibindende gördüğünüz fiyatlar piyasa fiyatı değil genel olarak. Bir tanıdığım arabasını 1.5 yıldır ilana koyuyor, 145e koyup 135e bırakırım diyordu. Kimse aramadı. Araba şu an 175e ilanda hala kimse aramıyor.
0
thewhitewolf
(15.11.21)
piyasanin biraz altini yazin, ayni gunde kac kisi arayacak gorursunuz :)
0
sweetoffice
(15.11.21)
ilanları burada bile paylaşmamışsın. nasıl yorumlayalım?
yoksa parası olanın yarın daha pahalı olacağını bildiği için alım yaptığı zamanlar bu zamanlar.
0
lazpalle
(15.11.21)
Bu ülkede herşeyin fiyatı normalden satılıyor , benim koyduğum fiyattan satılmıyor olabilirmiş. Komik :)
0
🌸kleider
(15.11.21)
@kleider arayan yoksa maalesef insanların yatırım aracı olarak görmediği tutulmayan bir modeldir/evdir. fiyat insanlara yüksek gelmektedir. tiklemeseniz de durum bu, aklın yolu bir.
0
adivar
(15.11.21)
Istanbulda hizli donen bolgelerde ev icin 3 ay cok uzun bir sure. Araba eger cok cok ozel bir model degilse 3 ay araba icin de yine uzun bir sure. Yazlik icin yerel emlakciya sorman lazim. Hizli satmak icin fiyatlarini fazla yuksek tutmussun belli ki. Ama gectigimiz 3 ayda para birimimizin %15 deger kaybettigi bir ortamdayiz, koydugun nominal fiyat reel olarak rayicine gelince seninkiler de satilmaya baslar. Fiyatlama yapmanin zor oldugu donemler bu aralar. Hizli satmak icin fiyati dusurmen lazim.
0
dunal
(15.11.21)
aracın 3 ay durması fiyatın normal olmadığını kanıtlıyor bence. gerçekten bir fırsat yoksa hiç kimse şu anda durduk yere 2. el spor araba peşinde koşmaz, fırsat yaratman lazım. özellikle çok tutulmayan tarzda spor arabalar için piyasanın biraz daha altına inmeniz lazım. onun dışında tarla ve yazlık da yerel emlakçıyla daha hızlı satılabilecek şeyler bence.
0
roket adam
(15.11.21)
(8)

Apple watch kullananlar memnun mu ?

garavel
Selam, series 7 almayı düşünüyorum genel olarak apple watch kullananlar memnun mu acaba ? Haftada 4-5 gün spor yapıyorum tam olarak ne kadar kalori yaktığımı doğru bilebiliyor mu acaba ? Onun haricinde aramalar geliyor, mesajlar görünüyor vs diye biliyorum şimdi harita falan da görünüyor çok güzel ö
Selam, series 7 almayı düşünüyorum genel olarak apple watch kullananlar memnun mu acaba ? Haftada 4-5 gün spor yapıyorum tam olarak ne kadar kalori yaktığımı doğru bilebiliyor mu acaba ? Onun haricinde aramalar geliyor, mesajlar görünüyor vs diye biliyorum şimdi harita falan da görünüyor çok güzel özellikler bunlar haricinde görünce sizi şaşırtan ya da gün içerisinde çok sık kullandığınız özellikleri neler ?

Not : macbook , iphone, airpods var aynı zamanda.

Maksimum verim alırım diye ümit ediyorum.
0
garavel
(12.11.21)
Macbook, iphone, airpods 3lusu bende de var. Baska marka saat kullanirken sonun da onu da indirimde geldi de aldim. Ama benimki sim kartli version. (Yurtdisindayim)
Telefon bile almadan cikabiliyorum hem saatten hem airpodsdan konusabiliyorum. Banka karti ile temassiz odeme yapabiliyorum, adim sayiyi, kalp olcuyo, mesajlar geliyo, basit cevaplar yzabiliyorum yada siriye soyluyorum o yaziyo. Her gece sarja takiyorum. Serie 4 nike plus cellur versiyonu
0
c1b2k3
(12.11.21)
ben kullanmıyorum ama e-sim yoksa çok gereksiz geliyor. e-sim'in tr'ye geldiği yazıyordu buralarda, almak için yaygınlaşmasını bekliyorum. kazık kadar telefonu yürüyüştr hala yanımda taşıdıktan sonra anlamı yok.
0
dreamnesiac
(12.11.21)
sim'li versiyonu iyi olabilir. bende sim'li olmayanından var. apple fanboy olarak "çok da gerekli değil" diye düşünüyorum.
0
himmet dayi
(12.11.21)
Kullanırken memnundum, kırıldı be yetine almadım bit daha ama bir günden bir güne aramadım hiç.

Ama bu tarz giyilebilir teknolojileri kullanmayı seviyorsan ve efektif kullanıyorsan al gitsin. Güzel alet.
0
not sure if serious
(12.11.21)
roket adam
(13.11.21)
her seyden once, saat takmayi sevmiyorsaniz size gore degildir. bende SE modeli var. nabzimi olcsun istiyorm, onu basit saatler de yapiyor tabi ama bu ayni zamanda sik da gorunuyor. ustelik kadrani istediginiz sekle ayarlayabiliyorsunuz.

iPhone'nunuz varsa bilisiniz, maske varken ekran acilmaz. Apple Watch sayesinde aciliyor (sadece ekran kilidi, uygulamalara girerken yine ise yaramiyor)

Apple Pay bilmiyorum Turkiye'de kullanlabiliyor mu ama telefonu arabada birakip saatle odeyebiliyorsunuz.

benim sevdigim ozelligi, saati agzin yanina getirip konustugunuzda hemen cevap vermesi

hic siri miri demeden, ornegin; "how to say bla bla in Arabic"
veya "set a 15 min timer for eggs" (bunu cok kullaniyorum) what time is it dedigim bile oluyor hjjdsf

bazi kelimeleri direkt algiladigi icin direkt soru olarak algiliyor.

bir de alarmi cok efektif, kolda titredigi icin kacirma sansi yok.

spotify'da muzigi kontrol edebiliyorsun.

telefon yakindayken telefon konusmasi yapabiliyorsunuz. ornegin bir kere telefonum sarjdaydi, biri aradi hemen zart diye cevapladim konustum
oyle yani
0
yoggi
(13.11.21)
benim anlik takip etmek istedigim bazi bilgiler var, onlarin uygulamalari super isime yariyor

macbookta sifre girmeden saat ile dogrulama yapabilme olayi var

uyku takibi icin devamli kullaniyorum

yururken yol tarif etmesi muthis, cok iyi calisiyor, titreyerek yol tarif ediyor mis

elin kolun doluyken hey siricilik hayat kurtariyor

sms dogrulamasi yapmali islerde, telefona dokunmadan sak diye ekrandan okumak muthis

arada yuzmeye gittigimde takip ettiriyorum, kac kulac attin, hangi stil yuzdun hemen biliyor kerata
0
foster
(13.11.21)
Se modelini kullanıyorum. E sim olayı bambaşka boyu tabi de kimse bildirimlerden bahsetmemiş. Bana göre hayatı en çok kolaylaştıran yönü bu. İş gereği sürekli mesaj, farklı uygulamalardan vs bildirim geliyor. Watch olmasa en ufak şey için telefonu alıp bakmak zorunda kalırım. Bu şekilde kolumu kaldırıp bakmam yeterli önemlisi ise cevap veriyorum değilse ciddiyr almıyorum. Bu şekilde telefonun şarjı da çok iyi gidiyor. Bu olaya xiaomi band ile başlamıştım ama o çok amatör kalıyordu. Watch bambaşka bir kalite. Şarjı biraz daha iyi gitse süper ama tapacak bir şey yok zaten bi nevi yavru iphone gibi çalışıyor o yüzden normal pilin çabuk bitmesi.
0
bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
(14.11.21)
(4)

Nedir bu dünyadaki hammade ve lojistik sorunu?

avatar is back
Son 4-5 aydır başta amerika olmak üzere her yerde bir hammade eksikliği, tedarik sorunu anlatılıyor. Ne oldu neden oldu bu? Ne zaman çözülecek?
Son 4-5 aydır başta amerika olmak üzere her yerde bir hammade eksikliği, tedarik sorunu anlatılıyor. Ne oldu neden oldu bu? Ne zaman çözülecek?
0
avatar is back
(12.11.21)
Burada birkaç kere zaten soruldu ama;
www.project-syndicate.org
0
logisticsmanager
(12.11.21)
Lojistik sorunu Covid-19 surecinde Cin'deki konteynerlerin karantinada kalip geri donememesinden vs. oturu Cin'in sinirli sayida konteyner salmasindan ileri gelen bir problemdi. Tabii degisen talep ve arz da krize yol acti. Atiyorum, petrole olan talep azalirken mesela maske veya tuvalet kagidi gibi seylere olan talep birden artti.

ABD'deki hammadde krizi de hem ev talebinin artmasi hem de calisan sayisinin azalmasindan oturu gerceklesti. Bir cok isciye verilen sosyal yardimlar neticesinde pandemi doneminde cogu insan calismayi reddetti vs. Tam da ev almak icin milletin kosturdugu donemde.

Bir digeri de yari iletken krizi. Kisaca kriptopara madenciligi cosarken pandemi surecinde, yari iletken cip uretiminde artan talep nedeniyle tedarik sikintisi yasandi. 150 dolarlik ekran karti 700 dolara firlayinca ureticiler boyuna bunlardan uretti. Bu nedenle de yari iletken kullanan diger urunlerin hem arzi azaldi hem de fiyati artti(otomobil, telefon, beyaz esya vs). Ayni zamanda tum bunlara olan talep de artti cunku ulkeler piyasaya para pompalayinca parayi harcamaya yoneldi insanlar. Birden herkes ev araba elektronik esya almaya hucum etti pandemi sirasinda + seyahate gidecek para buralara akti.
0
bana kedicik derdi
(12.11.21)
yalın üretim akımı gereğince karmaşık üretim süreçlerinde parçalar temin edilirken minimum stokla çalışılması esastır. yani 100 tane araba yapacaksan 400 tane lastik alırsın stoğa, 401 değil, bittiği gibi yenisini stoğa almaya çalışırsın. tüm üreticiler bu şekilde çalışıyor, ancak covid gelince doğal olarak bir çok yerde üretim durdu. hammaddeden ara mamüle oradan son ürüne kadar domino taşı etkisi gibi tüm üretimi etkileyen bir parça sıkıntısı oluştu. özeti bu.
0
roket adam
(12.11.21)
Kıtlık ya da diğer sorunlar insanları başka alternatifler aramaya yöneltir.
Şu zamanda alternatif sayılan ikame çözüm yolları yine o kıtlığa sebep olanların yeni çözüm yollarıdır.

Örnek olarak,
Hayattan bıktın mı? sıradan bir maaşla yaşam sürdüren sıradan işçi misin? harcandığını ve haksızlığa uğradığını mı düşünüyorsun?
o zaman metaverse gerçek hayatın yerine geçecek ikame bir çözüm yolu olarak karşımıza çıkıyor. Bu sanal hayatta ses ve görüntü tamam dokunma ve kokunun da olacağı söyleniyor.
(Domaini ise 90ların sonunda alınmış)

Dikkat ediyorsunuz değil mi? Dünyada genel sorun çıktığı an çözüm yolu da birbirine çok yakın zamanlarda ortaya çıkıyor.
0
Erva
(12.11.21)
(3)

Mop pro 2

spacevan
Dün akşam indirimden aldım ama arastirmamistim. Sonra kötü yorumlar gördüm herkes S5 Max i önermiş falan. Gelince iade edip öbürünü mü alayım yoksa farketmez mi çok? Kullan gitsin mi diyorsunuz
Dün akşam indirimden aldım ama arastirmamistim. Sonra kötü yorumlar gördüm herkes S5 Max i önermiş falan. Gelince iade edip öbürünü mü alayım yoksa farketmez mi çok? Kullan gitsin mi diyorsunuz
0
spacevan
(12.11.21)
bence kullanabilirsin. s5 maxten kötü olduğunu sanmıyorum.
0
jelly bear
(12.11.21)
Alan herkes memnun çevremde.

Ne kadara aldınız?
0
westblack
(12.11.21)
mop pro 2'deki sıkıntı lidar değil kamera kullanması. dolayısıyla karanlık evlerde yol bulmakta zorlanıyor diye okudum ben de, o yüzden mop Pro 1 veya başka bir ürün öneriliyor genel olarak. bir de evin içinde dolaşan çin malı internete bağlı bir kameralı cihaz olsun istemem açıkçası.
0
roket adam
(12.11.21)
(7)

bu micromanagement midir?

logisticsmanager
uzun oldu simdiden uyari.simdi yil sonu degerlendirmelerinde uc calisandan birisi iyi niyetli micromanagement yaptigimi soylemis. bunu kendisiyle bir kac kere daha konustuk yil icinde, bazilarini ona anlattim bazilarinda da boyle birsey oldugu konusunda anlasamadik.ornekler;bazi mailleri onun yerine
uzun oldu simdiden uyari.
simdi yil sonu degerlendirmelerinde uc calisandan birisi iyi niyetli micromanagement yaptigimi soylemis. bunu kendisiyle bir kac kere daha konustuk yil icinde, bazilarini ona anlattim bazilarinda da boyle birsey oldugu konusunda anlasamadik.

ornekler;
bazi mailleri onun yerine atiyorum==> normal calisanlar 4-5 arasi kapatiyor. biz mudurler genelde 6-7 oncesi kapatmiyoruz (ben hatta gece bile yaziyorum bazen eger gun icinde bir sebepten erken kapattiysam) birkac kere yarin ya da bir iki gun icinde konteyner ile yollanacak urunu hava kargo yapalim dedi mudur, calisanlar ciktiktan sonra. ben de maili direkt tedarikciye attim, bu calisan da cc'de. cunku belki de konteyner ile yollanmak icin limana yollandi bile, bilemiyorum.
ona gore benim ertesi sabahi bekleyip ona soyleyip onun atmasi lazim ama bu bana direkt sacmalik geliyor. tedarik zincirindeyiz, zaten asya ile aramizda saatler var.
birkac kere de benim cevap vermem gereken bir seye direkt cevap verdim ama ona gore benim ona soylemem, onun da tedarikciye yazmasi lazimmis.

gecen de gece mail atmama takildi, stresleniyormus ben gece mail atinca ama arkadas gece kimseye is yapin demiyorum, aksam erken kapattiysam gece maillera yetisiyorum yatmadan. daha bir kere acil bir sey yazmadim gece ama tek bu calisan streslenmis gece mail atinca.


haftada bir gun herkesin ve kendimin portfolyosunu acip garip bir sey var mi diye bakiyorum. misal gecmis donemde kalmis bir siparis, fazla/az kabul yapilmis siparis, haftalar once acilmis ama hala tedarikci onayi girilmemis siparis vs vs. bunun sebebi de benim n+1 ve n+2 ayni dosyayi kendi analizleri icin kullaniyor ve onlar boyle seyleri bulunca bana soruyorlar, sonucta bana da haftada bir gun kontrol et dediler. kimseye kendi portfolyosu icin "bu niye boyle, su niye boyle" sormuyorum (varsa da cok nadir olur, bir sorum vardir). genelde attigim email "fyi su siparis 3 hafta oncesinin onay tarihine ait ama hala yola cikmamis" diyorum. siparis listesinde 10 kusur bin sira var, insan arada gormeyebiliyor o kadar bilgi icinde (ben de gormuyorum bazen, excel tablosu sonucta) diger iki calisan "tesekkur ederim bakayim" diyor, bu calisan ise "ona ben normalde yarin bakacaktim" diyor.
bu noktada esim calisanin onun isini duzgun yapmadigini dusundugumu soyledi ama ben kendisine zaten bunu kac kere acikladim, herkesin portfolyosuna bakiyorum, herkese sadece bilgi maili atiyorum vs diye.

bana calisanin bu dedigi abarti geldi. cunku bir adet calisanimi micromanagement yapmak zorunda kaldim (sirket tarafindan zorunlu, kotu performans sonrasi), her emailinde cc'de olmak zorundaydim, cogu mailini yollamadan bana soruyordu falan. o noktayi birakali 1 sene oldu ama hala bana bir email atmadan soruyor, teams uzerinden ariyor bunu yapacagim ne dersin ya da belli raporlama yaparken bana da diyor bak sonuc x buldum, sence dogru mu falan diye.
ben de cok ciddi micromanagement olan yerlerde calistim hem fransa'da hem turkiye'de, birinde resmen mudur her sabah onaylanan siparislerimize tek tek bakardi, sorardi neden bu acildi vs diye. ayda bir de yanina oturtup tek tek portfolyomuza bakardi, safety stock levellerimiza, stok levellarina falan bakardi. aciklama isterdi cogu sey icin.

neyse yani bunlari gordukce ben harbiden micromanagement gormekte zorlaniyorum ki malesef sirkette de biraz bu kultur var; yani benim kendi mudurlerim operasyona katiliyor cogu zaman, e onlar bana gelip "su raporu hazirlarken x'in portfolyosunda sunu gordum, bir bakar misin x ile neden boyle" diyince ben de x ile beraber bakmak durumunda kaliyorum. gun gelir de mudurlerimin yerine gecersem bu sistemi belki degistiririm de yani birazcik da isleyis bu su an, ben junior manager olarak bunu yikacak da degilim.

siz ne diyorsunuz? junior olarak kendimi gelistirmek istiyorum ve bu tarz seylere acigim ki baska bir kac onerisi de oldu onlari mantikli buldum ama bu management olayinda ortayi bulamiyoruz bu calisanla.
0
logisticsmanager
(12.11.21)
Valla iş beklemez. Önünüze düşen acil gördüğünüz bir şeyi yapıp takibi için elemanınızı cc'ye koymanız bana micromanagement gibi gelmedi. Haftalık genel bir bakış bana işin içinde bir yönetici olduğunuzu gösteriyor, bir tür güvenlik ağı (safety net) işlemidir bu.
Bana kendi yöneticilerinin micro management yaptığı şikayetiyle gelen kişilere baktığımda bir kısmının hakikaten düşük performanslı ve takibe muhtaç kişiler olduğunu görüyorum. Örnek; diyor ki her yaptığım işe burnunu sokuyor, kendisi okumadan duyuru çıkamıyorum. Hakikaten micro management bu, ama yine bakıyorum bu arkadaşın daha önce çıktığı duyurularda bin türlü yazım yanlışı, dilbilgisi hatası var (üstelik Türkçe yazılmış metinler bunlar). Kurumsal format kullanılmamış, bir tanesinde eski format kulanılmış. E ne yapacak yönetici? Ya "kusura bakma" deyip baştan bir şans vermeden yollarını ayıracak, ya da bir süre böyle gidecek.
Ancak şöyle de bir durum var tabii; çalışan kendi işlerine detaylı bakıldığını düşündüğü an panik yapabilir ve bu daha fazla hata yapmasına sebep olabilir. Bunu da yaşadım. Bir değer analizi yapmak gerekecek böyle bir durumda.
Rutin yaptığınız kontrolleri çalışanlarınıza öncesinde haber verin, "ben her hafta salı günü bir önceki haftanın listesi üzerinden geçip üzerinden geçilmesi gerekenleri sizlerle paylaşıyorum. Bunlarla ilgili bana dönmenizi bekliyorum / beklemiyorum" diye. Aynı şekilde akşam atılan emailler için de geçerli bu. Gün içinde bazen o kadar yoğun oluyorum ki bana gelen emaillere ancak mesai saatinden sonra bakabiliyorum. İsterseniz elektronik olarak email gönderimini ertesi gün sabah saatine ayarlayabiliyorsunuz. Bunu bir düşünün derim.
0
SiyamkedisiZorro
(12.11.21)
Öncelikle konuyu sizin tarafınızdan dinliyoruz, siz micromanagement yaptığınızı düşünmüyorsunuz ve haliyle yazdığınız örnekler de bunu destekler nitelikte. Karşı tarafın belki farklı örnekleri vardır. Sağlıklı olanı kendisiyle konuşmak.

1 - Eğer bir iş, bir kişiye delege edildiyse ve özellikle de 3. parti iletişimini bu kişi yürütüyorsa araya girilmemeli diye düşünüyorum. İşinizi, sektörünüzü derinlemesine bilmiyorum ancak ben işten çıktıktan sonra müdürüm normalde benim yaptığım işlere devam ederse iki şey hissederim
a) Bir şeyleri eksik yapıyorum
b) Çalışmam gerekenden az çalışıyorum

2 - Pozisyon gereği bir şeyleri kontrol etmeniz gerekebilir, bu çok doğal. Mail atmanız da bu kişiyi rahatsız ediyorsa farklı bir sisteme geçebilirsiniz. Mesela o Excel sayfasında bir kaç ekstra kolon olur; orada en son aksiyonun ne olduğu, bir sonraki aksiyonun ne zaman kimin tarafından alınacağı vb. belirtilir. Hatta basit bir formülle o tarih geçtiğinde ilgili satırın farklı renkte gözükmesi vb. sağlanır. Ya da başka bir çözüm olarak mail atılmaz da her hafta kısa bir statü toplantısı yapılır, herkes sorun yaşadığı, bekleyen vb. siparişlerini anlatı; herkes bilir, çözüm üretir vb. Böylece siz bir şeyleri dikte etmemiş olursunuz

3 - Gece mail atma olayı da aslında ilk konuya bağlanıyor. Bence bu konuda çalışan haklı. Bir kişiye mesai saatleri dışında; gece, haftasonu, resmi tatillerde vb. mail atıyorsanız o ister istemez karşı tarafta sıkıntı yaratıyor. Özellikle de yoğun çalışılıyorsa insanların akşamları ya da haftasonunda iş düşünmeden hayatlarını yaşamak istemeleri normal. Bu noktada konu yine aynı noktaya geliyor: "Müdürüm bu saatte çalışıyor; ben evdeyim, ya yapmam gereken şeyleri yapmadım ya da çalışmam gerekenden az çalışıyorum"; bunun çok da bir çözümü yok sanırım. Eğer mesai saatleri dışında gönderdiğiniz mailler her halukarda iş gününde dikkate alınacaksa, göndermeyin, yazdıysanız bile taslak olarak kalsın. Ama o mailin o saatte gitmesi gerekiyorsa, normalde o maili göndermesi gereken insan da siz değilseniz, şirket kültürünün ya da yapısının değişmesi lazım.
0
salihdt
(12.11.21)
salihdt +1
lojistik sektöründe hiç çalışmadım, önceliklerini bilmiyorum ama gece 22:30'da bir e-mail görmek beni irrite ediyor her türlü.
o saatte çalışmak zorundaymışım hissi yaratır.
cumartesi gece 3'te mail atan bir yöneticim olmuştu mesela. aciliyeti olmayan bir konu için. garip buluyorum.
kendim geç saatte mail atarken de "delay delivery" yapıyorum.
ama sizde işler durma noktasına geliyordur o mail atılmazsa, o zaman bu durumu önceden söylersiniz çalışanlarınıza, hem beklentileri yönetmiş olursunuz, hem de iş aksamaz, micromanagement hissi de yaratmaz.

diğer konunun da dozu önemli bence. ben micromanagement'tan her işin içinde son kararı vermeyi isteyip ille bu olacak diye direten yöneticiyi anlarım, bazı konularda tam bilgisi olmasa bile işler tam istediği şekilde yapılsın isteyen. bi de üstüne yakın tarihli desdline'lar verip "do it do it!!" yaparsa tadından yenmez.

ps. tarzanca için özür. mobildeyim hızlı yazdım
0
dreamnesiac
(12.11.21)
Çalışan haklı.

En başta eleman "micromanagement yaptığını düşünüyorum" dediğinde "hayır yapmıyorum" diye itiraz edip bunu ispatlamaya / açıklamaya falan çalışman tartışmayı baştan kaybettiriyor. Yönetici yönettiği kişilerle münakaşaya girmez, sorunu anlayıp çözer. Çünkü bu durumdan rahatsız olan karşıdaki zaten, sen değilsin, defansif pozisyona girmek yapabileceğin en kötü şey. Hem sorunu çözmüyorsun, hem de ekibin saygısını kaybediyorsun.

Doğrusu @salihdt'nin de dediği gibi elemanın şikayetçi olduğu noktalarda alternatif üretmek. İşte excel'de tablo aç, maili istiyorsan yine at ama elemana sabah iletilsin vs. "Biz neler neler gördük, şımarık bunlar" tutumu tatsız ve iyi bir yönetici olmanı engeller.

Bir ek nokta da "şirket kültürü bu, yapcak bişey yok" olayı hatalı. Şu dandik linkedin postları gibi olacak ama "yönetici/lider" muhabbeti yani, kendisi inisiyatif alamayıp üstü ne diyorsa onu uygulayacak insanların yönetici olmaması lazım, düz memuriyet bu. Ben böyle birinin altına çalışmak istemezdim, kendim de şu an bunun tam tersi yönde yöneticilik yapmaya çalışıyorum. Çünkü sorun çözmeyecek, yeni bir şeyler yapmayacak, kendi başıma karar vermeyeceksem ne yöneticiliği yapıyorum ki?

Ha mesela ben de çalışanın yazdığı her kodu satır satır inceleyip, gerektiği yerde düzeltmesi için yazıyorum ona. Bu mesela micromanagement değil, eğitim bu aşamada. Ama 6 ay sonra hala aynı şeyi yapıyor olursam micromanagement olur. Senin çalışan da şirkette yeniyse ya da junior'sa falan dersin "bi süre böyle, sonra tabi böyle olmayacak" diye.
0
plutongezegendegilmi
(12.11.21)
micromanagement konusu hassas bir konu. basit bir şekilde "şunu yapınca micromanagement olur" gibisinden özetlemek mümkün değil çünkü uzun aylar yıllar boyunca biriken bir hadise. hem de iki tarafı da dinlemek lazım.

kaldı ki bazı konularda, bazı işyerlerinde micromanagement yapılması gerekebiliyor. micromanagement'ın kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. sadece bazı durumlarda daha verimsiz olduğunu ve uzun dönemde çalışanın gelişimini engellediğini söylemek mümkün. eğer çalışan gelişiminin engellendiğini düşünüyorsa, kendini daha özgür hissedeceği başka bir işyerinde iş bakabilir. tabii bir yandan da hatayı kendinde de araması gerekiyor. mesela ben şahsen detayları fazla aktarmayan, sonuç odaklı raporlar-yazılar hazırlayan birisiyim, patron da bu sebeple daha fazla muhatap oluyor benimle. şirket dışı yazışmalarımda (özellikle üst seviye) genelde cc'de kimse olmaz, böyle olunca da, patron pek hakim olamıyor ayrıntılara. ama öte yandan sürekli her mail'ine cc'de tüm şirketi koyan, tüm yazılarında bol bol ayrıntı ekleyen birisi, patronla daha az muhatap oluyor.
0
co2s2
(12.11.21)
gece mail atmakla ilgili kısmın micromanagement olduğuna katılmıyorum. herkesin verimli olduğu saatler farklı, eğer gece cevap verme yükümlülüğü yoksa o zaman istediğin kadar mail atabilirsin. adamın uykusu tutmamıştır iş yapası tutmuştur mail atar ne var bunda yani.

ama diğer kısımlarda senin adamların yapması gereken işi sen yapıyormuşsun gibi geldi. bu hoş değil. evet iş hızlı çözülüyor belki ama doğru değil. işi birine teslim ettiysen o yapacak. aciliyeti varsa mesaiye o kalacak. sürekli çalışanlarının eksiklerini kovalayan bir yönetici profilinin mm olmasa bile doğru olduğunu düşünmüyorum. yönetici dediğin yöneticilik yapar, sen o işine odaklan. haftada bir gün denetleme yapmakta sorun yok ama onun da adını koy, net bir şekilde denetliyorum de. ama bir daha çalışanının atması gereken maili sen atma, iş gecikse bile bu çalışan üstünde stres oluşturur, aşırı saçma ve türk işi bir hareket yani. "bak sen uyuyorsun ama ben yöneticin olarak senin işini de yapıyorum ve çalışıyorum" gibi bi mesaj veriyor bence ve aşırı amatörce.
0
roket adam
(12.11.21)
@roket adam malesef o mesaiye kal falan dediklerin bu ülkede yapilamaz. Haftada 37 saat calisan calisana "aksam 6da toplanti var" dersen kabul etmez. O zaman daha ciddi olay cikar. Ki dedigim gibi ortada bir is yok, bir anda ortaya cikan bir şey.
Yoneticiyle aksam taleplere bakarken ciddi stok sorunu olacağını gördük, tedarikci yarin yola mal cikaracagim demis ama konteyner ile. Bizim bunu kacirma sansimiz yok ve cin ile aramızda 7 saat var. Belki sabah ise başladığimiz zaman fabrikadan yollanmis bile olacak. Haliyle böyle saçma sapan bir riski alacak degiliz. Calisan da aksam 4-4.30 sonrasi calismak zorunda değil. Ki Türk isi diyorsun ama zaten "hemen su maili atip yarin yola cikacak ürünleri hava kargo yapalim" diyen müdür Fransız :)
Bir de benim kendi müdürlerim birşey gördükleri zaman çalışanın sabah gelmesini beklemeden, acilse, direkt email atıyorlar çünkü tedarikci zaten ic tedarikci hepimiz ayni firmanin calisaniyiz, en sonunda ceomuz ayni. Haliyle arada temsil sorunu da yok. Tedarik zincirindeyiz ve böyle "ya o maili ben atmalıydim" gibi şeyleri oldukça saçma buluyorum. Bazen iki saat deadline oluyor.

Aynisini benim müdürüm icin de zamaninda bana dedi kiz. Zamaninda bir konu için o müdüre sorarmis, müdür ona cevaplarmis o da ic tedarikciye soylermis. Simdi covid dönemi bu sorudan o kadar cok geldi ki zaman kazanmak için müdür direkt tedarikciye cevapları. Kıza göre bu kötü ama bir bakima kendisini cevaplayamayacagi ve her hafta önümüze gelen bir soruda zaman kazaniyoruz.
Bilmiyorum kendi açımdan böyle şeyleri hic umursamadigim için de olabilir.
0
🌸logisticsmanager
(12.11.21)
(5)

Fatura, garanti belgesi, kullanma kılavuzu, fiş organizasyonu?

gijilti
Bunları organize edemiyorum.Lazım olunca bulmak çok zor oluyor.Aralarında boğuluyorum.Çok fazla var çünkü.Ne şekilde, ne periyotlarla bir araya getirmeli?İyi yönetebiliyor musunuz?Zamanın çok kıt olduğu günümüz dünyasında az zaman harcayarak en iyi şekilde nasıl organize edebiliriz bunları?
Bunları organize edemiyorum.
Lazım olunca bulmak çok zor oluyor.
Aralarında boğuluyorum.
Çok fazla var çünkü.

Ne şekilde, ne periyotlarla bir araya getirmeli?
İyi yönetebiliyor musunuz?

Zamanın çok kıt olduğu günümüz dünyasında az zaman harcayarak en iyi şekilde nasıl organize edebiliriz bunları?
0
gijilti
(11.11.21)
ben elektronik eşyaların kutularını atmıyorum ve içine fatura, garanti belgesi vb. her şeyi koyuyorum. Biraz yer kapladığı doğrudur ama ileride satarsam işe yarıyor veya satmasam bile her şeyin orada olduğunu bilmek, bir tür koleksiyonculuk keyif veriyor. (fakat beyaz eşya vb. büyük şeylerden bahsediyorsak onları da bi dosyaya koyup kitaplığınızda falan belli bir yere koyun işte?)
0
nhk ni youkosu
(11.11.21)
maile gelen tüm faturaları "faturalar" klasörüne taşıyorum hemen. eve gelen tüm faturaları/fişleri/garanti belgeleri vs de bi kutuya. gerektiğinde içinden arayıp bulurum işte nasilsa hepsi aynı yerde, daha fazla organizasyona gerek yok.
0
erenderk
(11.11.21)
Hepsi bir klasörün içinde ayrı dosyalarda duruyor, 1-2 senede bir düzenliyorum ben. Ama garantisi gerekebilecek şeylerin faturalarını klasörün içine tıkmadan önce eşim telefon kamerasıyla tarıyor, ikimizin de erişebildiği bir Google Drive klasörüne atıyor, sürekli elimizin altında oluyr böylece.
0
kobuzchu kiz
(11.11.21)
Biz genel olarak bölmeli klasörde, her biri kendine ait kısımda olacak şekilde saklıyoruz. Sık sık kontrol edilmesi gereken şeyler bizde de taraniyor ve herkesin ulaşabileceği bir yerde tutuluyor. Ayrıca eve girmeden önce panodan, posta kutusundan alınan faturalar için küçük bölmeli bir kutu ayarladık, ilk önce oraya bırakıyoruz sonra klasörüne yerleştiriliyor. Bunları düzenli olarak yapmazsak, söylediğiniz gibi lazım olduğunda bulmak fazlasıyla yorucu oluyor. Uğraşmak istemiyorum derseniz çok bölmeli kapı arkası organizerleri var. Her bölmeyi isimlendirip, hzilica ona da yerleştirebilirsiniz aslında.
0
Selektivite
(11.11.21)
dropbox - faturalar klasörüne pdf olarak kaydediyorum her şeyi. fiziksel faturaysa da fotolarını çekiyorum + evde bi kutuda saklıyorum.
0
roket adam
(12.11.21)
(6)

En seri otomobil

unidentified
Arkadaşlar piyasada satışı çok olan mevcut durumda en seri otomobiller hangileridir? Biraz cahilim de beygir gücü mü tork falan mı bu seriliğin esas sebebi neye bakmak lazım? Araba alırken ilk sırada biraz seri olabilmesi kriterim var açıkçası. Bütçe olarak 250.000 TL civarı (tabii ki ikinci el) diy
Arkadaşlar piyasada satışı çok olan mevcut durumda en seri otomobiller hangileridir?

Biraz cahilim de beygir gücü mü tork falan mı bu seriliğin esas sebebi neye bakmak lazım?

Araba alırken ilk sırada biraz seri olabilmesi kriterim var açıkçası. Bütçe olarak 250.000 TL civarı (tabii ki ikinci el) diyebiliriz.
0
unidentified
(11.11.21)
kasa tipi ve kasa ağırlığına da bakman lazım.

polo gti, bmw 1 serisi, seat tsi'lar seri sayılabilecek otomobiller.
0
false pretension
(11.11.21)
alfa romeo giulette 1.4 170hb 0-100 7.7sn
0
1917
(11.11.21)
vw amblemi olsun eşşek olsun al satı kolay. tutan motorları 1.2 1.4 tsi. seri arabaların seri olma sebebi turbo teknolojisi.
vw golf polo. turbo benzinli-dizel araçlar daha seridir. 250bine polo tsi bulabilirsiniz.
0
mikahakkinen
(11.11.21)
VW'nin 1.5 150HP TSI motoru var ama 250 bine mümkün değil. En az 350 binden başlar.

Giulietta +1

Konforlu bir araç değil ama gerçekten güçlü.
0
himmet dayi
(11.11.21)
vw grubu 1.4 ve 1.5 tsi / tfsi'lara bakman lazım. leon, golf, a3 grubunda var. 0-100'ü 8 saniye civarında oluyor. zaten bunun bi tık üstüne 6 saniye seviyelerine çıkman için motor hacmi büyüyor onda da 250 bine falan bulman imkansız.
0
roket adam
(11.11.21)
Fiat bravo 1.6 dizeli cok bir model degil pek bilinmez ama 300nm tork var arabada ve kasasi da agir değil. Yani senin anlayacağın hayvan gibi giden bir araba. Ama konfor donanim falan arama tabii o aracta.
0
stavro
(11.11.21)
(5)

bir robot süpürge sorusu daha

legalize marijuana
bundan anneme babama kendime almıştım daha önce memnunumhttps://www.trendyol.com/xiaomi/mi-vacuum-akilli-robot-supurge-p-4643191?boutiqueId=558486&merchantId=226478Kasım indirimlerinden kayınpedere de alayım diyorum ama aradan baya zaman geçti son durumlar nedir? mop istemiyorum, sadece güzel süpürs
bundan anneme babama kendime almıştım daha önce memnunum

www.trendyol.com

Kasım indirimlerinden kayınpedere de alayım diyorum ama aradan baya zaman geçti son durumlar nedir? mop istemiyorum, sadece güzel süpürsün halılara iyi tırmansın, haritalaması olsun ve 4000 altında olsun yeter. iyi alternatifler kullanan varsa yorumları bekliyorum.
0
legalize marijuana
(11.11.21)
mi mop pro var bende. haritası 3 günde bir şaşırıyor kafayı yiyor sapıtıyor. iyi temizliyor ama çok uğraştırıyor. babanın akıllı telefonu varsa ve aktif kullanıyorsa al ama başka türlü önermem. mi nedense zahmet edip tr yazılımını update etmiyor
0
neira
(11.11.21)
360 s9 araştırmanızı öneririm. Youtube'da Robot Kafalar sayfasında inceleme ve kullanım videosuda mevcut. yazılımı güncel, ayrıca Türkiye distribütörü var. sorun olursa bir muhatabınız olur.
0
Dr_Stat
(11.11.21)
360 aldım fırçası dönmüyordu, hemen iade etmek istedim. sonunda edebildim ama uğraştım maalesef. yok efendim olamaz, öyle olsa makina hata verir. cam platform bulun alttan video çekin zart zurt. video gönderdim, cihazı bize gönderin inceleyelim. sonunda inandılar.
360'ın inanılmaz pr'ı yapılıyor forumlarda, inanmayın. hatta ben fırça sorununun birçok cihazda olduğunu fakat sahiplerinin farkında bile olmadıklarını düşünüyorum.
0
adivar
(11.11.21)
mija c1 aldım. turbo ve güçlüde kapanıyor. servise yolladım halen gelmedi.
0
mikahakkinen
(11.11.21)
ben de mop pro kullanıyorum 6-7 aydır, bir kere sorun yaşadım sadece o da wifidan dolayıymış. genel olarak sıkıntısız bir alet.
0
roket adam
(11.11.21)
(7)

Audi A3 - Şanzıman Aşı sıcak durun uyarısı hk

technicalte
SelamlarYogun istanbul trafiginden sonra eve gelip yokus yukari geri geri park etmeye calisirken herhalde araci fazla zorladimŞanziman asiri sicak durun diye kirmizi unlem isareti cikti, rolantideyken titremeler basladi falan, park edip eve geldim, sabaha arac sogur gecer djye dusundumArac dizel oto
Selamlar

Yogun istanbul trafiginden sonra eve gelip yokus yukari geri geri park etmeye calisirken herhalde araci fazla zorladim
Şanziman asiri sicak durun diye kirmizi unlem isareti cikti, rolantideyken titremeler basladi falan, park edip eve geldim, sabaha arac sogur gecer djye dusundum

Arac dizel otomatik , 4 yillik sirket araci, surekli bende , daha once de bu uyariyi gormedim

Yarin sabah sehirlerarasi yola cikicam , tekrar bu arizayi verir mi yolda kalir miyim
Endiselenmeli miyim?

Tesekkurler
0
technicalte
(08.11.21)
Yarın sabah düzelmiş olur. Hatta 1 saate bile düzelir. Baskı balata fazla zorlanınca aşırı ısınmadan ötürü sarsılma olması beklendik bir durum.
0
himmet dayi
(08.11.21)
Çabuk geçer sorun geçmesi değil aslında. Baskı balatayı yemişsen bir daha yapar. Sonra bir daha yapar. Gittiğin yere gidemezsin, baskı balatayı değişmen lazım.
Başıma geldi çünkü
0
fempusay
(08.11.21)
yarın yolda kalmazsın ama beklemeden servise bi görünmelisiniz.
0
fever
(08.11.21)
skoda'da aynı şekilde kullanırken başıma geldi. 10-15dk'da uyarının geçtiğini gördüm. bir daha da çıkmadı.
0
sutlu nescafe
(08.11.21)
valla 4 yıldır a3 kullanıyorum ben de istanbulda yoğun trafikte, ilk defa böyle bir şey duydum. bence de kesinlikle bir servise göstermende fayda var.
0
roket adam
(08.11.21)
Korkulacak bir acil bir durum yok, 3 farklı A3 araç(2 jenerasyondur) kullanan biri olarak benimde başıma geldi.

Araçtan indiğinde yoğun fan motoru gibi bir ses var mıydı? Yada çok zorladığında fan motoru devreye giriyor mu? (Bu fan motoru, motoru stop ettikten sonra da bir süre çalışır kendi durur). Eğer devreye girmiyorsa sigortalarına bakmak gerekir. Sigortalarında problem yoksa servise götürmek gerekebilir.
0
Northern Mariner
(09.11.21)
baskı balatayı yemiş olabilirsin. yolda bir sıkıntı yapmaz.
0
mikahakkinen
(09.11.21)
(3)

macbook ile zoom toplantısı kayıdı

1195
macbookta sistemin kendisine ait ekran kayıt programı ile bir meeting'i kaydetmek bir sorun yaşatır mı?
macbookta sistemin kendisine ait ekran kayıt programı ile bir meeting'i kaydetmek bir sorun yaşatır mı?
0
1195
(08.11.21)
2 ay oncesinde denemistik, bir uyari vs cikmiyordu.
0
fakyoras
(08.11.21)
sorun yaşatmaz, karşındaki de bilemez. ben yapıyorum gerektiğinde. sadece öncesinde bir dene ki sesi de alıyor mu onu doğru ayarlamış mısın anla derim.
0
roket adam
(08.11.21)
Ben yaptım, kayıtta ses yoktu.
0
işimdeyim gücümdeyim
(09.11.21)
(5)

Uzun süren iş görüşmeleri

dissendium
Çalıştığınız işlerin kaçında iş görüşmeleri zamana yayılmıştı? Birinci görüşmeden kaç gün sonra olumlu yanıt aldınız? En uzun süren iş görüşmeniz nasıldı? Uzun süren ve olumsuz yanıt aldığınız iş görüşmeleri var mı? İş görüşmelerinde duruşunuz nasıl oluyor? Testleri, mülakatları ciddi şekilde mi yap
Çalıştığınız işlerin kaçında iş görüşmeleri zamana yayılmıştı? Birinci görüşmeden kaç gün sonra olumlu yanıt aldınız? En uzun süren iş görüşmeniz nasıldı? Uzun süren ve olumsuz yanıt aldığınız iş görüşmeleri var mı? İş görüşmelerinde duruşunuz nasıl oluyor? Testleri, mülakatları ciddi şekilde mi yapıyorsunuz ya da baştan sona rahat mı oluyorsunuz? Soru yağmuruna tuttum. Teşekkür ederim cevap vereceklere.
0
dissendium
(08.11.21)
çalışan olarak hiç iş görüşmesine girmedim. (yıllar yıllar önce, üniversite sonrasında bir tanıdığım yeni kurduğu şirkete beni çağırdı, ilk işimdi, resmi anlamda bir iş görüşmesi yapmamıştık. hala aynı yerde çalışıyorum) ama işveren olarak yıllardır iş görüşmelerine giriyorum.

ilk görüşmeden itibaren olumlu haber verene kadar yeri geldiğinde 1 ay kadar bile süre geçebiliyor. özellikle çalışan da bir yerde çalışıyorsa, bizim de o pozisyona acilen ihtiyacımız yoksa, bu iş biraz uzayabiliyor. olumsuz yanıt her zaman vermiyoruz. herkesi arayıp "olmadı" demek, çok zor iş.

karşımdakinin rahat olmasını, ben bir şey anlatırken gerekirse araya girip kendi tecrübelerinden bahsetmesini, hatta sorular sormasını isterim. iş görüşmesi tek taraflı bir şey değildir. ben karşımdakinin bizim şirket için uygun bir çalışan olduğunu anlamaya çalışırken, karşımdakinin de bizim şirketin ona uygun bir yer olup olmadığını anlamasını beklerim. bu yüzden rahat olmak lazım, bol bol soru sormak lazım. ama tabii rahatlıkla lakayıtlığı birbirine karıştırmamak lazım. şöyle düşünün, bir şirkette çalışırken x bir firma ile ortak bir iş yapmak için iş toplantısı yapıyorsunuz. iş görüşmesi de böyle bir şey. siz şirkete hizmet satıyorsunuz aslında.
0
co2s2
(08.11.21)
bugüne dek 3 işe başvurdum. ilki 1 ay, ikincisi 3 ay, üçüncüsü 2 haftaya yayıldı. ilk ikisi sınavlı mülakatlı çeşit çeşit testli bir sürü aşamadan oluşuyordu. sonuncusu yazılı değerlendirme ve grup mülakatından oluştu. yani uzun süren şey beni değerlendirme süreleri değil, değerlendirmelerin çok aşamalı olmasıydı. tüm aşamalarda rahattım, ama tabii ne yapıyorsam ciddiyetle yapıyordum. görüşmelerde de azıcık heyecanlı olmakla birlikte özgüvenli ve dikkatliydim. 3'ünde de işe girdim. hiçbirinde olumlu-olumsuz ne yanıt alacağımı düşünmedim. sanırım bunu düşünseydim çok da rahat olamazdım. olsa da olur olmasa da olur, olmazsa dünyanın sonu değil kafasında olmanın bir adım öne geçmemi sağladığını düşünüyorum.
0
erenderk
(08.11.21)
1 ay civarı süren bir süreç yaşadım. Toplamda 6 görüşme yapmıştım bazıları kısaydı 20 dakika falan sürmüştü. Mülakat konusu tamamen pozisyona ve şirkete verdiğim değere göre değişiyor açıkçası ama illaki bir gerginlik oluyor bende. Biraz da yapıyla alakalı tabi. Bu bahsettiğim süreçte teklif aldım. Aslında ilk başta burayı istiyordum ama hem süreç çok uzadığı için (6 görüşme nedir) benim baştaki isteğim azaldı hem de o ara başka bir yerden teklif almış olunca reddetmiştim.

Kendi yaşadıklarımdan ve arkadaşlardan duyduklarımdan yola çıkacak olursam şirket küçük veya pozisyon özelinde sizin cv niz çok çok güçlü değilse ortalama 3-4 görüşme kesin yapılıyor.
0
niyazi mısri
(08.11.21)
bizim sektörde 6-7 görüşme oluyor maalesef, 2 aydan aşağı biten görüşme olmadı. tüm mülakat ve testlere pro bir şekilde hazırlanıyorum, araştırmamı yapıyorum, sonra rahatmış bunları hep biliyormuşum gibi davranıyorum. basitçe kendimi karşımdakinin yerine koyup, beni neden almak isteyeceğini düşünüp, kendimi o kalıba sokuyorum. ilk görüşmede para konusunu netleştiririm bu arada ki boşuna vakit kaybı olmasın.
0
roket adam
(08.11.21)
Çok soru olduğu için genel bir özet yazayım:
Zamanında çok görüşmeye girdiğin için sayamıyorum :) Ama özellikle MT gibi toplu alımların yapıldığı süreçler daha uzun ve çok aşamalı. Bunun dışında bence işverenin aday havuzuna ve ihtiyacına göre değişiyor bu süre. Deneyimli aday arayıp süreci 6 ay süren yer biliyorum. Bunu mülakatta öğrensem belki çalışmak istemeyebilirim böyle bir şirketle, çünkü sahiden ne aradıklarını bilmiyor da olabilirler :) Kaç gün sonra olumlu yanıt alınacağı da görüşülen aday sayısına ve profiline göre değişir, 1 ay olduğu oldu mesela. Uzun süren ve olumsuz yanıt aldığım iş görüşmesi olduysa ya benim sorularımla onları darlamamdan ya da olumlu sonuçlanıp benim istemememden dolayı olumsuz sonuçlandı genelde.. Gerçi 1 tane 3-4 aşamayı geçip son 2 adaya kadar kaldığım bir şirket vardı şimdi düşününce süreçleri uzun ve olumsuz olan, onda da başka pozisyon teklif etmişlerdi daha sonra. Google ile mülakata girsem gerilirim tabii:) Şirkete göre değişir gerginlik rahatlık. Direktör mülakatına girip şirketi beğenmediğim için dalga geçtiğim de oldu :)

Hiç böyle paragrafsız ilgisiz cümleleri de birarada yazmamıştım :) Mobil sağolsun. Sonuç olarak bence mülakat uzunluğuyla direkt korelasyon yok, kısa geçenler daha olumsuza yakındır belki ama her uzun mülakat olumlu demek değil :) Sonlandırırlen "görüşmek üzere" demelerinin tekrar görüşecekleri anlamına gelmediği gibi :)
0
dreamnesiac
(09.11.21)
(10)

türkiye'de ekonomide kırılma noktası neresiydi?

avatar is back
ekonomi uzun senelerdir kötüye gidiyordu ama son 1,5-2 senedir iyice zıvanadan çıktı. bundan 4 sene önce artık tl'nin değer kaybetmeye başladığını anladığımdan beri önce dövize sonra yatırım fonlarına geçtim. tamam o zamanlarda da işler kötüye gidiyor muhabbeti yapardık ama şu an öyle bir haldeyiz k
ekonomi uzun senelerdir kötüye gidiyordu ama son 1,5-2 senedir iyice zıvanadan çıktı. bundan 4 sene önce artık tl'nin değer kaybetmeye başladığını anladığımdan beri önce dövize sonra yatırım fonlarına geçtim. tamam o zamanlarda da işler kötüye gidiyor muhabbeti yapardık ama şu an öyle bir haldeyiz ki istanbulda asgari ücrete çalışanlar nerdeyse aç uyuyup kalkacak haldeler. yeni mezunların ev araba alması mümkün değil. her yönüyle muazzam bir kriz var gibi.

özellikle ne oldu son 2 senede? "hukuk sistemi, başkanlık sistemi" gibi basit cevaplardan ziyade teknik olarak cevabını bekliyorum. bir yandan aylık 20 milyar dolar ihracat rakamları diğer yanda yağ almakta zorlanan halk (ara mal üretimi ve ithal alıp katma değer katmadan satma mevzusunu tabi ki de ortada)

neler yanlış gidiyor?
0
avatar is back
(06.11.21)
Dönemin MB başkanı agbal in görevden alınması ve 128 milyar USD olayı.. t
0
primetime
(06.11.21)
Tabii başka faktörler de vardır elbet
0
primetime
(06.11.21)
Brunson krizi.
Dolar 3 liradan 8'e firladi.
Birikmis enflasyon bi anda tokatladi bizi.

Ondan oncesi 2008 krizi. 2008den 2018e sıkısmıs bir kriz vardi aniden patladi.
0
divit
(06.11.21)
Valla nasıl anlatsam bilmiyorum o kadar uzun bir konu ki bu...
Herkesin kırılma noktası farklı. TR geneli kırılma Ekim 2010'dur ama kimsenin bu tarihten haberi bile yok. Bir daha düzelememek üzere kırılma ise Mayıs 2013'tür. Kur açısından ise 2017'nin sonlarıdır, 3.5'tan 9.5'a tam 4 yılda gitti.
0
melonsucker
(06.11.21)
berat albayrak dönemindeki para basarak kredi dağıtma olayı bence son 10 yıldaki en kritik olaydı. enflasyonu ve kuru zıplattı durduk yere, hala etkilerini yaşıyoruz.
0
roket adam
(06.11.21)
Başkanlık sistemi referandumunda Evet çıkması. Diğer her şey bunula bağlantılı.
0
himmet dayi
(06.11.21)
Bizi 'teget gecen' 2008-2009 krizi ve 2013 sikilastirmasi. Bunlara ek olarak politik saflari degistirmek sonucu gelen darbe olayi, brunson gibi sarsintilar. 2019 krizlerinden sonra zaten kimsenin tadi tuzu yok. Butun bunlarin yaninda kan emici yiyici grubu unutmamak lazim, refahinin dusuk olmasinda buyuk katkilari var.
0
dunal
(06.11.21)
Yani çok olay var da hepsinin etkisinin görüldüğü somut durum bence de rahip brunson olayı. Tam o sırada avrupa gezisindeydim, 20 günde euro 5'ten 8'e çıkmıştı
0
nundu
(06.11.21)
2 senenin mevzusu değil bu. elbette 2017 referandumu, brunson krizi gibi olaylar hızlandırmıştır. Ancak 2001 krizi sonrasında yapılan reformlar ve dünyada para bolluğu yaşanması sebebiyle ekonomiyi iyi yönetiyorlar algısı oluştu. halbuki o rüzgara iyi ayak uydurup günü kurtardılar.
0
paintov
(06.11.21)
en serti evet brunson olayıydı.

son dönem için diyorsan naci ağbal'ın görevden alınması kesinlikle. piyasalara güven veren adamı direkt asıyorsun...

piyasaların bildiği isimler (ali babacan, mehmet şimşek, naci ağbal) ne zaman sahneden çekildiyse, sonrasında çöküş geldi.

berat'ın gelmesiyle çöküş başladı kısacası tam olarak.
0
mermize
(06.11.21)
(10)

istanbul'da ne oldu da ev krizi ortaya çıktı?

avatar is back
şaka gibi ama son 6-8 ayda kiralar acayip uçtu özellikle. bir an da ne oldu? milyonlarca suriyeli gelirken de bu olmadı dolar 1,5-2'den 5-6'lara kadar 3x yapınca da bu olmadı. fiyatları anladım tamam krizdi fırsatçılardı şuydu buydu. 2020 şubatta olmayan ama bugün olan ne?
şaka gibi ama son 6-8 ayda kiralar acayip uçtu özellikle. bir an da ne oldu? milyonlarca suriyeli gelirken de bu olmadı dolar 1,5-2'den 5-6'lara kadar 3x yapınca da bu olmadı. fiyatları anladım tamam krizdi fırsatçılardı şuydu buydu. 2020 şubatta olmayan ama bugün olan ne?
0
avatar is back
(06.11.21)
Okulların yüz yüze öğretime geçmesi de etmenlerden.
0
Ufuk
(06.11.21)
öğrencilerin gelmesi + zincirleme kira artışı(ev yapımının azalması, kiralar arttıkça kiracıların evden çıkmak istememesi dolayısıyla daha az olan boş evlerin kiralarının artması)
0
nhk ni youkosu
(06.11.21)
Suriyelisi, afganı, kaçak göçmeni. Pandemi sonrası öğrencilerin gelmesi vs vs.
0
westblack
(06.11.21)
Sayılanlara ek olarak boş arsa yok. Yeni ev yapılamıyor.

Ama durmadan üniversite açılıyor.
0
integrative
(06.11.21)
Ev sahipleri ve emlakcilar arz talep dengesizligini aniden fark etti.

Talep hep vardi ama fiyati 2 katina cikarsak evi yine tutarlar mi denemesi yapmamislardi.
Yaptilar yamulduk.
0
divit
(06.11.21)
son 6-8 ayda fiyatı uçmayan bir şey göster, ona göre bunun da açıklamasını yapalım. emlak piyasasını özellikle etkileyen bir şey yok. her şeyde olduğu gibi fiyatlar aşırı arttı, enflasyon bu demek zaten. yoksa yatırım olarak mesela dolar bazında bile baktığında fiyatlar aynı hatta yer yer daha düşük. yani eve milyonlar gömen adam çok mantıklı bir yatırım yapmış olmadı bile diyebiliriz.
0
roket adam
(06.11.21)
Asıl olay fiyat artışları sebebiyle gelen malzeme fiyatı artışı. 6 liralık çivi 12 lira oldu. Beton, demir, boya filan herşey uçuk şekilde zamlandı. Bu yüzden yeni inşaat yok gibi birşey. İyi Müteahhitler yarım kalan işlerini bitirmeye çalışıyor. Culsuz müteahhitler onu da yapamıyorlar.
0
etna
(06.11.21)
Ev arzı çok düştü, neredeyse durdu. 2018 inşaat krizinde çok müteahhit battı, batmadan yakayı kurtaranlar yeni işe girmedi, ev üretilmedi doğal olarak.

Sürekli artan nufus, artan göç, artan öğrenci sayısı ama talebe göre üretilmeyen ev sayısı. Sonuç kaçınılmaz.

(bkz: müteahhitler battı mutlu musunuz) başlığında güldük eğlendik, ama gülüp eğlenen bu insanların ev ihtiyacı olduğunda, bu ihtiyacı karşılayacak olanlar manavlar ya da kuruyemişçiler değildi bunu düşünmedik.
0
John Bloor
(06.11.21)
Kacak gocmenlerden oturu. Sen olmadigini dusunsen de zamaninda Suriyeliler gelince de bir benzeri olmustu. Ek olarak zaten yuksek enflasyon var.
0
dunal
(06.11.21)
pandemide evler bos kaldi. okullar kapaninca universitelere yakin evler (zaten oralari anca is/okul yakinligi icin tutarsin, o muhitlerden bahsediyorum yani) ya hic tutulmadi ya da "2 ogrenci kalacak bolussunler" diyip yuksek fiyat cekenler bunu tekil kiraciya yapamadi.

bir de insanlar ev degistirecekse de pandemi var diye yer degistirmedi.

bunlar ucuk fiyatlarin aciklamasi degil ama.

asil olay su, bazi semtlerdeki adeta komisyon sayesinde para basan emlakcilar parasiz kaldi bir anda. ayni sekilde ev sahipleri de zora dustu.

ve el birligiyle bi kampanya baslatip fiyatlari yukselttiler zarari kapamak icin. pr yaptilar resmen. baktilar olay tuttu devam ettiler...

obur semtlerde de insanlar e biz de arttiralim diyip zincire dahil oldular. olay bu bence.

tabi ki suriyelilerin katkisi devam ediyor, insaat masraflari olayi devam ediyor ama asil olay gizli kapakli baslatilan bu kampanyaydi maalesef. kimse de bu uyanikliga (!) dur diyemedi.
0
Kittie
(06.11.21)
(10)

yurt dışında yaşayan duyurucular memnun mu?

Sour
neredeyse son 10 senedir farklı ülkelerde yaşadım. gerçi şu ana kadar hiçbir yeri kalıcı olarak görmedim, nasıl olsa başka bir yere geçerim diyordum ama şu an biraz daha kalıcı olmak niyetindeyim. hem yaş ilerledi hem de sevgilimle ciddi düşünüyoruz. onu da oradan oraya sürüklemek istemiyorum. şu an
neredeyse son 10 senedir farklı ülkelerde yaşadım. gerçi şu ana kadar hiçbir yeri kalıcı olarak görmedim, nasıl olsa başka bir yere geçerim diyordum ama şu an biraz daha kalıcı olmak niyetindeyim. hem yaş ilerledi hem de sevgilimle ciddi düşünüyoruz. onu da oradan oraya sürüklemek istemiyorum. şu an çekya'dayım. önümüzdeki sene yazın sözleşmem bitiyor. istesem uzatırım ama istemiyorum. daha önce başka ülkelerde de yaşadım. hiçbirinde kolay değildi. isteklerim arasında güvenli, sağlık, eğitim vs. gibi sosyal haklar sağlayan, politik açıdan çalkantılı ve gergin olmayan, ortalama iklime sahip ve görece dilini öğrenmeye değecek ülkeler. buradan bir arkadaşla konuşmuştuk, sanırım kendisi denizciydi, yaşadığın ülkenin dilini bilmiyorsan çok sıkıntı çekersin demişti. katılıyorum. sadece ingilizce bildiğimden ülkeler çok kısıtlanıyor ama bir ülkeye kalıcı olarak gidersem ve ülkenin dili öğrenmeye değecek "büyük" dillerdense öğrenebilirim ama gidip de norveççe, lehçe, ne bileyim danca öğrenecek halim yok. bir de ev satın alma açısından çok pahalı bir ülke olmaması lazım. sanırım böyle bir ülke de zaten yok.

ama yurt dışında yaşayan varsa yaşadıkları ülkeden memnunlar mı, ne gibi zorlukları var merak ediyorum.
0
Sour
(05.11.21)
bu arada belçika şu sıralar gözlenen ülke konumunda :P özellikle ev fiyatları uygun, fransızca veya almanca öğrenebilirim, diğer durumlar nasıl acaba... var mı birileri oralardan?
0
🌸Sour
(05.11.21)
Hollanda. Çok memnunum diyebilirim.
Daha önce Fransa, Almanya, Abd’de 1 yıldan az yaşadım.
0
but that was just a dream
(05.11.21)
belçika'yı hollanda'ya tercih etmemin nedeni flemenkçe ve ev fiyatları aslında. ne kadardır yaşıyorsunuz? öğrenci olarak mı expat olarak mı? utrecht'te bile 30-40 m2 ev için 500 bin euro'dan düşük fiyat bulmak neredeyse imkansız. bunun yarı fiyatına belçika'da bağımsız evler var. hem de şehir merkezine çok yakın. dediğim gibi niyetim kalıcı olmak olduğundan bunlar önemli, yoksa birkaç yıl takılıp dönmek olsa problem olmaz.
0
🌸Sour
(05.11.21)
ev satın alma takıntını kenara bırakırsan diğer kriterlere uyan bir sürü yer var. paranı orada kazan, kirada otur, evini türkiye'den alırsın ama tr'de olduğu gibi biraz çalışıp araba alıp satıp en büyük semtlerden ev alırım gibi bi kafa avrupada seçkin yerlerde imkansız gibi bir şey.
0
roket adam
(06.11.21)
Fransa; çok memnunum.
Nerede yasadiginiza bağlı ev olayi. Benim yaşadığım 500-600 bin kişilik şehir. 3+1 70-80m2 300 bin euro civari. Ama ne is yaptiginiz nerede yasadiginiza göre çok değişir yani. Ama ev alma olayi neden bu kadar önemli ben de anlamadim.

Fransa'da çalışıyorum. 4 sene oldu.
0
logisticsmanager
(06.11.21)
20 senedir kanada kirsalindayim.

A$iri memnunum, aile doktorum acil bir romatolog gormen lazim ama en iyi ihtimalle 2 sene surer sira gelmesi o yuzden ya amerika'ya git ya da yallah arabistana diyince memnuniyetim daha da artti.

Kesinlikle Kanada'yi tavsiye ederim. Esrar yasal, hava guzel. Kuslar bocekler. Zaten insanin baska birseye ihtiyaci yok.
0
cooperr
(06.11.21)
bir Türk her halükarda (özellikle batılı ülkelerinin) sağlık ve banka-kağıt-kürek işlerinden nefret edecek. Çok yavaş ve eski kafa çalışıyorlar.

Fakat geri kalan kafa rahatlığı, siyaset düşünmeden yaşam, orta sınıf hayatına dönüş gibi şeyler için Hollanda'da, Kanada'da, Fransa'da ve İngiltere'de yaşayan arkadaşlarımın hepsi çok mutlu ve asla dönmeyi düşünmüyorlar. Ama dediğim gibi atıyorum diş için bişey gerekse, bir operasyon yapılması gerekse belki de Türkiye'ye gelirler. O ayrı.
0
nhk ni youkosu
(06.11.21)
@sour
Herkes -ama herkes- İngilizce konuşabiliyor burada. Sosyal ilişkikerde Hollandaca bilmemek bir sorun olabilir ama expatler genelde expatlerle takılıyor malum.
Utrecht pahalı bir yer, Ben de Utrecht’te yaşıyorum ve evimiz 40 metrekareden küçük 1+1 bile değil 1000 euro ödüyoruz. Hollanda’nın en büyük sorunu bu. Büyük bir ev krizi var. Her hafta protestolar oluyor ama mesele kolay kolay çözülecek gibi durmuyor. Ev fiyatları son 1 yılda %16 arttı.
0
but that was just a dream
(06.11.21)
@roket adam turkiye'de evim var zaten. araba hic satin almadim. avrupa'nin pek cok ulkesinde ev almak cok da zor degil. ornegin cekya veya macaristan'da vergi %15 oldugundan ve orta sinif gelirleri cok sapmadigindan ev almak gorece daha kolay. bunlar seckin degil dersen almanya'da da gorece kolay. bugun berlin'de 250-300 bin euroya ev bulunabiliyor. kreuzberg taraflarinda daha uyguna da vardir sanirim ama oralar da cok "sey." pek cok yerden nereyi onerirsin ornek olarak?

@sivrisinek cok haklisin. abd'de yasadim. abd ciddi anlamda pahali bir ulke. abd'de her sey para. biraz klasik olacak ama olmek uzereyken ambulans cagirsan bile binlerce dolar borc cikiyor. aslinda turklerin genelde abd'yi anlayamadiklarini dusunuyorum. tuhaf bir ekonomik sistemleri var. turkiye'de abd'ye gitmek icin can atanlar, devletimiz bize bakmiyor diye kiziyor. enteresan. iste burada avrupa ulkeleri benim acimdan one cikiyor. avrupa ulkelerinde genelde vergiler %50 civari hatta asanlar bile var. fakat fakir, evsiz, saglik ve egitimden mahrum kalan insan sayisi abd'ye gore cok daha az. abd'de eger 15-20 saat calisirsan iyi para kazanirsin fakat bunun aynisini avrupa'da yapamazsin. birincisi calistirmazlar, ikincisi bir anlam ifade etmez pek. cunku kabaca yilda 150 bin euro kazaniyorsan 75 bin eurosu devlete vergi olarak gider. daha cok yazilir ama uzatmayayim.

kanada ve avustralya'da gundemimde ama avrupa'da bir alternatif olusturmaya calisiyorum.

@nhk ni youkosu aynen oyle. ben de o yuzden turkiye'ye donmeyi dusunmuyorum zaten. hic 'burada kurulu duzenimiz var yegenim' edebiyati yapacak durumum yok. gecen sene dis operasyonu icin turkiye'ye gittim dedigin gibi :D

@but that was just a dream cok iyi. utrecht'i cok arastirdim. eger hollanda olacaksa oraya gecis benim icin cok daha kolay (isimle ilgili nedenlerden oturu). fakat dedigin durumlardan haberdarim.
0
🌸Sour
(06.11.21)
Memnunum, hatta keşke daha önce taşınsaydım.

Dil öğrenmek belli bir yaştan sonra özellikle iş için gerekmiyorsa angarya geliyor ama artıları eksilerinden fersah fersah fazla.

Şimdiye dek canımı sıkan iki şey oldu: 1) Kalifiye çalışan maaşlarının düşüklüğü (bu aslında biraz refah seviyesinin yüksekliğiyle de alakalı ama Amerikan şirketlerinde çalışıp çözmek mümkün) 2) Ergen solcu kafasıyla koyulan aşırı yüksek araba vergileri (sırf bu yüzden etraf 10+ yıllık çevreye zararlı arabalarla dolu ve Almanya'dan ikinci el araba getiren şirketler var)

Hepsini geçtim sırf şehirlerin güzelliği ve sessizliği bile bir ömür geçirmek için yeterli benim için.
0
yürümeyin
(06.11.21)
(5)

Tuzla niye Beylikdüzü kadar büyümedi

trgydl
Beylikdüzü aldı başını gidiyor
Beylikdüzü aldı başını gidiyor
0
trgydl
(05.11.21)
Tahminlerimi yürüteyim, asla gerçekci dayanak değildir yazdıklarım;

Beylikdüzü Tuzla'dan 3 kat büyük yaklaşık, en başta yüz ölçümü farkı var.

Bir diğer aklıma gelen ise Tuzla eskiden beri bilinen bir yerleşim yeri, sanırım 70-80'lerin sayfiye bölgesi. İnsanların baya yazlıkları filan varmış, eski Yeşilçam filmlerinde denk gelirsiniz bahsine.

Beylikdüzü ise daha bakir, yeni yapılaşmaya hem altı hem üstü daha müsait bir bölgeydi.

Bilemeyeceğimiz ama tahmin edeceğimiz bir ihtimal daha var, o da Beylikdüzü'nde büyük arsa sahiplerinin beledeyilerde ve hükümette hatırı sayılır birileri olma olasılığı.
0
John Bloor
(05.11.21)
avrupa yakası olması sebebiyle diye düşünüyorum. bir de beylikdüzü, avcılar ve büyükçekmece arasında nispeten oturmuş ilçelerin arasında kalıyordu. bununda etkisi olabilir.

edit: bir de metrobüs etkisi.
0
xrated
(05.11.21)
avrupa yakasinda oturacak yer yoktu oraya dogru ittiler sehri.

Anadolu yakasi da simdi maltepeden itmeye basladi hem kuzeye hem doguya dogru itiyor.

Onceden kimse maltepeyi begenmezdi simdi kartal'dan ev tutmak zorunda kaliyorlar. Tuzla'ya akacak kalabaligi kurtkoy diye bir yer yaparak emdiler 10 sene once.
0
divit
(05.11.21)
tuzla eskiden beylikdüzü'ne göre daha pahalı bir semtti. beylikdüzü ise bomboş bir araziydi, o yüzden.
0
roket adam
(05.11.21)
avrupa yakasi+1 beylikduzunde otururken kalabalik diger semtlere ulasim 40 dk surebilir toplu tasima ile. yani is merkezlerine daha yakin. tuzladan kalabalik bi ilceye gitmek icin nerde calisip tuzlada kalinir anca sabiha gokcende falan calismak gerekir. onun disinda 40 dkikada kartal'a variriz. beylikduzune yapilan seyin bir kismi kurtkoye yapildi
0
ala09
(05.11.21)
(11)

Araç fiyatları düşmeyecek mi?

les yeux blanches
Arkadaşlar hiç yakın zamanda araç fiyatları düşmeyecek mi?Kafayı yiyeceğim ya. 2018 yılında baktığım araçlar o zaman 80 bin bandındaydı. Şimdi aynı araçlar 3 yıl eskimesine rağmen fiyatları 300 400 bin bandında.İlla 2023 seçimlerini mi beklicez? Hani dede dedi ya gelirsek ötv indirimi cart curt. Pek
Arkadaşlar hiç yakın zamanda araç fiyatları düşmeyecek mi?
Kafayı yiyeceğim ya. 2018 yılında baktığım araçlar o zaman 80 bin bandındaydı. Şimdi aynı araçlar 3 yıl eskimesine rağmen fiyatları 300 400 bin bandında.
İlla 2023 seçimlerini mi beklicez? Hani dede dedi ya gelirsek ötv indirimi cart curt. Pek umudum yok ama siz ne düşünüyorsunuz?
0
les yeux blanches
(05.11.21)
değil araç türkiyede bir değer taşıyan herhangi birşeyin düşeceğine kesinlikle inanmıyorum. ytd.

ha bir de tedarik sıkıntısı, galerilerde araç olmaması veya olsa da satılmaması durumu var.
0
killerbee
(05.11.21)
Ben son birkaç senede araç fiyatlarının düştüğünü görmedim. Ayrıca şuan piyasada sıfır araç bile bulamıyorsun. Galericiler bile al sat yapacak araba bulamıyor çünkü kimse kolay kolay arabasını satıp yeni araba alacak cesareti gösteremiyor.
0
burty
(05.11.21)
Dusmez gibi gozukur ama aralarda mutlaka gevser artisi durur.

2019'da saglam dusmustu, otv indirimi cikti o bitince ustune hurda indirimi gelmisti.
Sifirlar dusunce ikinci eller 30bin seviyelerine dustu.

Once dolarin durmasi sonra talebin dusmesi lazim.
Simdi insanlar paramiz eriyor diye ne gorse almaya basladi filtreye "otomatik vites 140bin tl alti" haric kriter girmiyorum sonuc gelmiyor .

50 araba ciksa 10dk sonra yeniliyorsun 45 oluyor. Gece 3te dusen ilani bile alamadim 1 saat icinde gitti.
0
divit
(05.11.21)
düşmez, düşmesi için bir sebep yok.

ancak 2018'de 70-80 bin olan aracın 2ci eli şu an 350-400 de değil.
örneğin 2018de C5 aircross bakıyordum o dönem 160-165K civarıydı fiyatı. şu anda 325-350 arası. yani 2.2 kat gibi bir artış var. yani 350/80 = 4.3 oranında artmadı.

kendi aracım için de oran aynı. 2018 sonuna doğru 55K aldığım aracın şu anda ederi 130k civarı.
0
orpheus
(05.11.21)
Hiç zannetmiyorum.
Aracın düşmesi için otv ve dövizin dusmesi lazim
Devlet ötvden vazgeçmez
Döviz de bu kafayla düşmez
0
dafuq
(05.11.21)
sıfır araç bulunabilseydi 2. eller belki düşerdi o da yok.

o yüzden bu enflasyonla düşmez. ilerde hükümet değişip dolar düşmezse düşmez.
0
jelly bear
(05.11.21)
Asla kayda değer bir düşüş olmaz yakın zamanda.

Bir kaç yıl içinde pandemi biter, üretimler normale döner, bizim iç ekonomimizde alım gücümüz artar, dolar yatay seyrederse;

yine düşmez ama bu çıkışlar durulur.
0
John Bloor
(05.11.21)
Yurt dışından 2. El araba getirilmesine izin verilmediği sürece düşmez maalesef. Buna da izin vermezler
0
monkey
(05.11.21)
araç fiyatları düşmiyecek ve en karlı yatırım aracı şu an. düşmesi için araç çip krizinin çözülüp, hükümetin vergiyi düşürmesi lazım.
0
mikahakkinen
(05.11.21)
ihracat artıyor.
ihracatımız ithalata dayalı olduğu için ithalat artıyor.
ithalattan dolayı cari açık artıyor.
ithalatı yapan şirketlerden ve kobilerden vergi alınamıyor toplayamıyor hükümet.
cari açık ortada kalıyor.
cari açık kapanması için ötv ve diğer vergiler arttırılıyor.

ihracat ne zaman arttı haberi görürsen vergilerin ve dövizin de artacağı aklına gelsin hemen. bu yönetimle de bişey değişmeyecek. ben chp'nin ya da diğer 2-3 büyük partinin bir çözüm üretebileceğini zannetmiyorum.


dolayısıyla yakın zamanda bir fiyat düşüşü olacağını sanmıyorum.
0
avatar is back
(05.11.21)
düşme ihtimali yüzde 0. 2023 seçimlerinde de düşeceğini düşünmüyorum. belki 5-6 yıl sonra müthiş yapısal reformlar yapılırsa bir süre aynı kalır ama bu kadar.
0
roket adam
(05.11.21)
(2)

5 sene icinde ev alip satmak

baldur2
bunu yapinca illa ekstra vergi mi odeniyor yoksa bu deger artisina gore mi belirleniyor? bu durumda tapu harci az odemek icin satis bedelinin dusuk gosterilmesi riskli olabilir degil mi eger bu 5 sene icerisinde satilacaksa? peki bu 5 seneden sonra ekstra bir vergi yok mu? bu vergi odenmiyor mu alin
bunu yapinca illa ekstra vergi mi odeniyor yoksa bu deger artisina gore mi belirleniyor? bu durumda tapu harci az odemek icin satis bedelinin dusuk gosterilmesi riskli olabilir degil mi eger bu 5 sene icerisinde satilacaksa? peki bu 5 seneden sonra ekstra bir vergi yok mu? bu vergi odenmiyor mu alinan evi en az 5 sene sonra satinca? bunun hakkinda detayli bilgi verebilecek olan var mi? biraz arastirma yaptim ama tam anlamadim.
0
baldur2
(04.11.21)
ev alıp, 5 sene içinde belli bi oranın üstünde kar yapıp satarsan ek vergi ödüyorsun evet.
tapu harcı düşük çıksın diye satış bedelinin düşük gösterilmesi bu sebepten riskli. eğer 5 yıldan önce satmayı düşünüyorsan satış bedelini asla düşük gösterme.
5 seneden sonra ekstra vergi yok.
hesaplamanın hesap makinası da bu www.hesapkurdu.com
0
roket adam
(04.11.21)
5 sene içinde gelir vergisi ödersin, 5 yıl dolunca vergi yok.

Bu 5 yıl içinde de her yıl yıllık enflasyona göre artış hesaplanır.

Yani 100'e aldın 4 sene sonra 150'ye sattın, 50 karın var demez devlet. O ilk verdiğin 100 lira 4 yılda enflasyon farkıyla 135 olmuşsa mesela, 15 liranın gelir vergisini ödersin.
0
John Bloor
(05.11.21)
(3)

aralık ayında Üsküp'e gidilir mi?

gap
Pegasus'un kampanyası ile vizesiz balkan ülkelerine %40 indirim varmış. Aralık ayında Üsküp'e gidiş dönüş 601 tl bilet var. Bu yaz Saraybosna ve Belgrad'a gittim Acaba kış günü, tek başıma gitmeye değer mi? (ps kendi başıma takılmayı severim) değerse maximum kaç gün kalmak gerekir?
Pegasus'un kampanyası ile vizesiz balkan ülkelerine %40 indirim varmış. Aralık ayında Üsküp'e gidiş dönüş 601 tl bilet var. Bu yaz Saraybosna ve Belgrad'a gittim Acaba kış günü, tek başıma gitmeye değer mi? (ps kendi başıma takılmayı severim) değerse maximum kaç gün kalmak gerekir?
0
gap
(04.11.21)
Ben tek başıma gezmeyi pek sevmem, ama sizin için sorun yoksa tavsiye ederim. Kuzenimle gitmiştik Üsküp’e, şirin bir şehir. Ocak sonuydu sanırım. Şehirde bir Türk mahallesi var, eski camiler, tekkeler vs var. Yakınlarda bir kanyon var bir de mutlaka gidin derim. Kale de güzel. Buna ek olarak Ohrid de güzel bir şehir. Bir de Manastır övülüyor. Yerinizde olsam giderdim açıkçası. Makedonya için 4 gün yeter güzel güzel gezmeye bence.
İyi gezmeler şimdiden.
0
but that was just a dream
(04.11.21)
Buz gibi olacaktır büyük ihtimalle. Kışın gitmezdim ben olsam kesinlikle. Zaten ufak yerler, kar kış kasveti ile hiç çekilmez.
0
roket adam
(04.11.21)
soğuk olur, ama güzeldir.
türk çarşıda fasulye yersiniz, biraz dolanırsınız.
onun dışında makedon kısımlar daha sıcaktır, samimidir, eğlencelidir.
bitoal ve ohrid de güzeldir.
0
barankovan
(05.11.21)
(4)

ios'den android'e taşınma süreci

floydian
fotolar sorun değil onları zaten pc'de yedekliyordum yine hepsini pc'ye alıp komple sileceğim, rehberdeki kişileri de yapmayı biliyorum başka aklıma gelmeyen bir konu var mı?
fotolar sorun değil onları zaten pc'de yedekliyordum yine hepsini pc'ye alıp komple sileceğim, rehberdeki kişileri de yapmayı biliyorum başka aklıma gelmeyen bir konu var mı?
0
floydian
(04.11.21)
whatsapp konusmalarini da aktarabilirsin. kayitli sifrelerin varsa onlarla da ilgilenmen gerekir.
0
fakyoras
(04.11.21)
google authenticator tarzı bir şey kullanıyorsan mutlaka onu da yedekle.
0
roket adam
(04.11.21)
Oyun oynuyorsan, Facebook filan gibi birşeyle bağla da ilerlemen kaybolmasın.
0
etna
(04.11.21)
Valla hepsi cok iyi oneriiler hele hele good auth ve whatsapp unuturdum kesin :D
0
🌸floydian
(05.11.21)
(2)

Bir Monitörü 2 Bilgisayarda Kullanmak

SAHINNNNNN
Selamlar,İş bilgisayarım ve şahsi bilgisayarımı aynı masada kullanıyorum. Mesai saatinden sonra şahsi bilgisayarımda takılıyorum. İki notebook'un da ekranları küçük geldiği için büyük bir monitör almayı düşünüyorum. Fakat bu monitörü iki bilgisayarda ortaklaşa kullanmam lazım. İki bilgisayar da aynı
Selamlar,

İş bilgisayarım ve şahsi bilgisayarımı aynı masada kullanıyorum. Mesai saatinden sonra şahsi bilgisayarımda takılıyorum. İki notebook'un da ekranları küçük geldiği için büyük bir monitör almayı düşünüyorum. Fakat bu monitörü iki bilgisayarda ortaklaşa kullanmam lazım. İki bilgisayar da aynı anda açık olup bu ekranı kullanmayacak, iş bilgisayarı çalışırken onun ekranı, şahsi bilgisayarım çalışırken onun ekranı bu monitörde görüntülensin istiyorum.

Monitörün kablosunu her gün bir bilgisayardan söküp diğerine takmak hem yorucu hem de kısa süre içerisinde bilgisayarların HDMI portlarınının bozulmasına yol açacak.

Özetle bu sorunu çözmek için iki bilgisayardan gelen HDMI görüntüyü birleştirip tek çıkış yapacak bir aparat var mıdır acaba? Tam tersi işlevde olan aparatlar gördüm, örneğin bir bilgisayarın HDMI çıkışını çoklayarak 2 adet vs. yapanlar var ama bana aksine iki bilgisayardan çıkan görüntüyü birleştirip tek monitöre verecek bir aparat lazım. Dediğim gibi iki bilgisayarın da aynı ayda çalışma durumu olmayacak.

Böyle bir şey bulabilir miyim acaba? Bilen arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
0
SAHINNNNNN
(04.11.21)
hdmi switch derdini cozecektir. alirken in/out olayini dikkat et.
0
helenart
(04.11.21)
çift girişli monitör al, ikisini de bilgisayarlara bağla. sonra ihtiyacın olduğunda monitörün üstündeki tuştan çat diğerine geçersin. bir sürü var böyle monitör. hdmi birleştirici almana gerek yok.
0
roket adam
(04.11.21)
(6)

Sabiha Gökçen- Kadıköy arası trafik sorusu

selimhikmetnebulursam
Merhaba akşam 7-8 saatlerinde Sabiha gökçenden kadıköye en rahat ne ile gidilir? Trafik ne durumdadır bu saatlerde?Arabayla gitmek daha mı mantıklıdır?
Merhaba akşam 7-8 saatlerinde Sabiha gökçenden kadıköye en rahat ne ile gidilir?
Trafik ne durumdadır bu saatlerde?
Arabayla gitmek daha mı mantıklıdır?
0
selimhikmetnebulursam
(04.11.21)
araç için yazıyorum. saat 19:00 da çıkarsanız iki saat trafik çekersiniz 21:00 de kadıköyde olursunuz. 20:00 de çıkarsanız 21:00 de kadıköyde olursunuz. toplu taşıma olarak e-11 tavsiye ederim. 1,5 saat ortalama seyahat süresi.
0
obscure
(04.11.21)
ablam viyana ya gitmişti biz hala bostancıya gelememiştik diyim sana.
0
jamswety
(04.11.21)
Pendik'e kadar metro sonra arac daha mantikli olur.
Tabi metro o saatlerde les gibi oluyor onu goze alman lazim
0
divit
(04.11.21)
kadıköyden havaş otobüsleri hala varsa onlara binin derim. en azından konforlu olur.
sabiha’dan çıkmak için mecburen otobüse bineceksiniz. sonra tavşantepe’de inecekseniz edeceksiniz her türlü çok vakit alacak.
0
violetsky
(04.11.21)
divit'e katılıyorum. metro en temizi, o saatlerde trafik korkunç olur
0
roket adam
(04.11.21)
ya bu akşam bırakın sabihayı falan, maltepe'den göztepe-kadıköy arasındaki bir yere 1,5 saatte geldim.

jamswety +100000 demek istiyorum. lanet olsun araç trafiğine.
0
la traviata
(04.11.21)
(15)

Kişilerden borç alınca rahat edebiliyor musunuz?

gmzo
4 ay önce araba almak için bir miktar (70k) kredi çekmeye karar verdik. Hesap kitap yaptık, 2 senede rahat rahat ödeyebiliriz, hiçbir şeyden de geri kalmayız dedik. Keşke kimseyle konuşmadan gidip çekseydik, aileler bir miktar biz yardımcı olalım, faiz ödememiş olursunuz, kendinizi sıkmadan istediği
4 ay önce araba almak için bir miktar (70k) kredi çekmeye karar verdik. Hesap kitap yaptık, 2 senede rahat rahat ödeyebiliriz, hiçbir şeyden de geri kalmayız dedik. Keşke kimseyle konuşmadan gidip çekseydik, aileler bir miktar biz yardımcı olalım, faiz ödememiş olursunuz, kendinizi sıkmadan istediğiniz zaman ödeyin diyerek üstteki rakamın yarısını verdiler (tamamını da verirlerdi de, pandemi vurdu işleri).

Yalnız bankaya iki senede yavaş yavaş ödeyecektik borcu, şimdi benim içim katiyen rahat etmiyor ve üst baş almadan, ek harcama yapmadan maksimum tasarrufla ailelere borcu bir an önce kapatasım var. Gidip keyfine 250 tl'lik bir şey alsam bile kötü hissediyorum. Neyse ki birkaç aya kapatmış oluruz gibi görünüyor. Yani uzun vadede yardımları dokunmuş oldu elbette ama kısa vadede hem kendimi, hem de eşimi çok sıkmış oldum.

Siz nasılsınız böyle durumlarda? Borcunuz varken rahat rahat gezer misiniz, lüks harcama yapar mısınız?

Galiba bundan sonra banka dışında kimseye borçlanmayacağım.
0
gmzo
(04.11.21)
Ben de rahat etmezdim. Önümüzdeki yıl maaşlar zamlandıktan sonra bi kredi daha çekip ailelere borcunuzu kapatıp, yine yavaş yavaş ödersiniz.
0
himmet dayi
(04.11.21)
ben de sizin gibiyim. ailelerden bile olsa para isteyemiyorum. verecekse karşılıksız versinler. yoksa her türlü kredi çekerim/çekerdim. benim kendi ailem de öyle kimseden borç para almadılar kredi çektiler kapattılar.
0
Hallegadola
(04.11.21)
fikri bile çok kötü geliyor, o yüzden hiç borcum olmadı bugüne dek. umarım bundan sonra da olmayacak.
0
erenderk
(04.11.21)
Durum sebeplere göre çok değişir. Sizin durumunuzda ben olsam diye konuşacak olursam, kendi adıma borcu almadan önce biz planımızı iki sene boyunca şu kadar miktarı bankaya ödeyecek şekilde yaptık, yardımcı olmak isterseniz seve seve kabul ederiz ama ödemeyi hızlandırmak da huzurumuzu kötü etkileyecektir diye açıklar, "bir an evvel bir geri dönüş olmayacağını" açıkça söylerdim. Eğer aile bu söz üzerine teklifini geri çekemeyecek tarzda bir yapıya sahipse geri çekilme hakkı vermek için tekliflerini kibarca reddederdim.

Bütün tasamı açıkça ortaya koyduktan sonra hala yardımcı olmak istiyorsalar ya da reddettiğim halde ikinci kere teklif ederlerse o zaman dert etmeden alırım. Beni rahatsız eden şey "adettendir" diye kendilerine de külfet olacak bir şeyin altına girdiklerini hissetmem olur kısaca. Yoksa ailelerinizin yardım tekliflerini geri çevirmeyin bence, böyle durumlarda anne babalar sırf yardım ettikleri için mutlu oluyorlar.
0
akhenaten
(04.11.21)
Kisilerden borc almam, bankaya giderim faizimi veririm kendi yagimda kavrulurum. Elime para gecerse oderim, gecmezse sallarim. Ritmi ben ayarlarim.

Sagdan soldan borc almak insanin toplum icindeki guvenirligini zedeliyor kesinlikle, zamaninda odesen bile.
0
cooperr
(04.11.21)
aile ise sıkıntı yok,

sen kendi çouğuna yardım etmez miydin?

kafanda bir ödeme planı çıkar ona göre öde.

rahat ol. böyle şeyleri kafana takarsan hiç bir şeyin tadı çıkmaz.

sana destek olan bir ailen olduğu için mutlu ol.
0
duyurukullanıcısı
(04.11.21)
Ben de biraz daha rahat düşünmeni tavsiye edeceğim. Arkadaş, akraba olsa bi derece ama o kişiler senin ailen. Aynı durumda onlar da olabilirdi, krediye faiz ödemesinler diye sen de destek olabilirdin. Bu çok normal bişi. Karşı taraftan bununla ilgili olumsuz bir tepki, laf sokma olmadığı sürece elin rahatladığında yavaş yavaş ödersin. Ailenden bu desteği alabildiğin için gerçekten şanslısın.
0
ırene adler
(04.11.21)
başkasından borç almaktan nefret ederim. gider paşa paşa bankadan borcumu alırım, 70 bin dediğine yazacağı faiz 5-6 bin olacak max zaten. özellikle ailedeki para muhabbetlerinden nefret ediyorum, yaptığım her hareket "bak borcu var ama geziyor tozuyor" diye insanların gözüne batar çünkü. ayrıca faiz ödemediğin sürece borç aldığın paranın aynısını ödemiş olmuyorsun, yani ailenden 70 bin alıp 1 sene sonra 70 bin tl olarak geri ödersen aslında 50 bin tl ödemiş gibi oluyorsun enflasyondan ötürü, ailemi bu duruma düşürmek zarar ettirmek de hoşuma gitmez.
0
roket adam
(04.11.21)
benzer durumdayım, yaz ayında araba alırken annemden borç aldık. sağolsun her zaman kendinizi sıkıştırmayın ne zaman eliniz bollaşırsa o zaman ödersiniz diyor ama içimiz rahat etmiyor. aylardır resmen yemiyoruz, içmiyoruz elde avuçta ne artarsa kenara atıyoruz niyetimiz yılbaşından önce bitirmek. bankaya borç bu kadar bunaltmıyor insanı, yakınlardan borç almak daha sıkıntı bana göre, manevi yükü daha fazla. borç yiğidin kamçısı diye boşa söylememişler. evladım istesin canımı veririm para ne ki diyorum, ama annemin de o parayı kolay kazanmadığını bildiğim için tek derdimiz bir an önce geri ödemek.
0
kakamelsokoban
(04.11.21)
Bir an duyuruyu ben mi yazdım acaba dedim :) aynı şekilde bir hafta önce, araç almak için 70 bin eksiğimizin 45 binini ailelerden aldık. Biz istemedik, faiz ödemeyin boşuna diyerek ısrar ettiler. Birebir aynı şeyi düşünüyorum, kredi çeksem aylık ödeyebileceğim tutarı belirler ona göre kendimi ayarlardım ama şimdi borçlu olduğumu biliyorum ve standart bir taksitim yok. Elimize geçen maksimum tutarı ödeyip borcumuzu kapatmak istiyoruz. Araba aldık ama ben çok gezip, keyfi harcamaktan kaçınıyorum, kesinlikle aileler böyle bir şey düşünmez bu arada. Bizden çok istediler araba almamızı, şöyle şöyle öderiz dediğimizde cümlelerimizi tamamlattırmadılar bile istediğiniz zaman ödeyin diye. Ama benim de içim rahat etmiyor. Her şeyden kısmaya çalışıyorum. Dediğin gibi 2 sene yerine belki 6 ayda kapatacağız borcumuzu ve belki 10 bin lira faiz ödemekten kurtulduk ama biraz huzursuz oluyor insan. Birebir aynı durumdayız yani, yalnız değilsin :)
0
hrvl
(04.11.21)
açıkçası araba vs almak için ailelerimizden yardım istemiyoruz ama alsam da bırak rahatsız olmayı, geri bile ödemezdim herhalde:D
0
co2s2
(04.11.21)
Aile arkadaş fark etmeksiniz geriliyorum.

Lüks harcamayı bırak kendimi iyice sınırlarım, gezmeyi de tozmayı da unuturum gibime geliyor.

Bir keresinde çok yakın arkadaşımdan bir maaş kadar borç almıştım. Çocuğun en az 10-15 katı bankada parası vardı, ihtiyacı yoktu yani o paraya. Neyse o ara işten çıktım, birkaç parça ödemiştim ama askerlik girdi araya falan derken sürekli borcumu düşündüm durdum. Ailemin de durumu iyi değildi onlara da kapatın ben size öderim diyemedim. Sonrasında işe girer girmez ilk iki maaşımla kapattım borcumu.

Araba alırken de açıkçası bankaya borçlanmak daha mantıklı geliyor bana da. 5-10 bin faiz öder ailem de olsa kimseye sıkıntı vermem, kendimi sıkıntıya sokmam.

Şu an bir yıllık daha kredim var mesela ama iki şişe şarap alıyorum kendime. Anama babama borcum olsa almazdım :D
0
chicha_v2
(04.11.21)
iyi kafa hocam. öde kurtul kafandan çıksın. yani borçlu olmak iyi bir his değil ama devir böyle. bankalarla uğraşacağına aileden al ver daha makul. sıkın kendinizi birkaç ay kafanızı boşaltın değer.
0
fatihkkk
(04.11.21)
aileler dedigin esinle senin anne-babaniz diye anladim.
kimi anne-baba al der, sonra problem eder. benimkiler mesela hic almadim ama alsam geri bile odetmezler cok eminim.
yani bunu netlestirmek lazim, sen kendini bilirsin de esinin annesi-babasi nasildir durustce soylemeli.

anca size para verip zora duserlerse vicdan yapilir. yoksa kafaya takacak konu degil bence. oyle bi durumda da mecbur kredi cekip borcu kapatirsiniz.
0
Kittie
(04.11.21)
cok rahatsiz edici bir durum olsa gerek. hic borcum olmadi su ana kadar.

Bence kilit cumle su: ust bas almadan, ek harcama yapmadan maksimum tasarffula... yani oncesinde ek harcamalar yapip surekli ust bas mi aliyordunuz? bu kadar borca girip de ek harcama yapilmamali zaten. tatiller iptal, gereksiz alisveris (giyim, elektronik yenileme, eglence aktivitelerinin pek cogu vs) iptal.
0
Sour
(04.11.21)
(17)

Lenslerinizi ovalıyor musunuz? Ovalamalı mıyız?

kibritsuyu
Lens solüsyonlarından sadece opti free'nin üstünde "no rub - ovalama gerektirmez" yazıyor. Diğer hiçbir solüsyonda böyle bir ibare yok.Lens ovalamak diye bir şey çok eskilerde kaldığı için yazma gereği mi duymuyorlar, yoksa opti free dışındaki solüsyonları kullanıyorsak lensleri ovalamamız mı gereki
Lens solüsyonlarından sadece opti free'nin üstünde "no rub - ovalama gerektirmez" yazıyor. Diğer hiçbir solüsyonda böyle bir ibare yok.

Lens ovalamak diye bir şey çok eskilerde kaldığı için yazma gereği mi duymuyorlar, yoksa opti free dışındaki solüsyonları kullanıyorsak lensleri ovalamamız mı gerekiyor?

Ovalamak gerekiyorsa; gözden çıkarınca kutuya koymadan mı, takmadan önce kutudan alınca mı ovalamak lazım?
0
kibritsuyu
(04.11.21)
no rub yazısını görünce ben de aynı şeyi düşünmüştüm ama 36 yaşındayım, orta 2'den beri lens kullanıyorum.
hayatımda hiç lens ovalamadım.
0
blatta hiberna
(04.11.21)
Yeni lens solüsyonları buna gerek olmayacak şekilde üretiliyor.
0
filipis
(04.11.21)
yıllardır lens kullanıyorum ki renklisi, şeffafı alayını kullandım hepsi numaralıydı. en son geçen ay acuvue oasys transition mı ne ışığı kıran bir lensi var onu alayım dedim artık kış geliyor güneş çıksa da çok parlak değil, güneş gözlüğü kullanımına gerek kalmasın. verdiğim en yanlış karardı. nasıl oluyorsa gözüme kaçan toz, kirpik, makyaj kalıntısı ne varsa gözle lens arasına giriyor ve yapışıyor resmen lense. ışıkta da rengi koyulaştığı için sürekli gölgeli, en iyi ihtimalle blurlu görüyordum her yeri. ovalamadan da çıkmıyor öyle bir yapışmak. kutudaki 2 lensi ovalayayım derken yırtarak yalan ettim. sonra aldığım sitede yorum yaptım, neyse ki memnuniyet garantiliymiş kalanları gözümdekiler dahil istediler gönderdim. eski kullandığım normal lenslerden gönderecekler yerine. hayatımda ovalama gerektiren lensle ilk kez karşılaştım.
0
kakamelsokoban
(04.11.21)
Ben ovaliyorum açıkçası. Kutudan alıp ekstra solüsyon dökmeden doğrudan mi takıyorsunuz?
0
Notts
(04.11.21)
6 senedir lens kullaniyorum, lensi cikartirken ya da takarken ovaladigimi hic hatirlamam ama arada toz yapismis oluyor nasil oluyorsa o zaman bi solusyon dokup ovalamak gerekiyor. Bu dedigim senede 2-3 kez oluyor belki
0
matilda
(04.11.21)
toz görmediğim sürece lensin gözüme yapışan yerine elimi sürmüyorum. ellerimi sabunla yıkamadan zaten asla lens takmıyorum.
0
Hallegadola
(04.11.21)
15 yıldır kullanıyorum, bir kez lens ovalamışlığım yok.
0
erenderk
(04.11.21)
Ben kutudan cikardigimda biraz solusyon dokup ovaliyorum ama bu soruyu gorene kadar bu durumu hic sorgulamadigimi farkettim, 15 yil once ilk lensimi aldigimda, goz hastanesindeki hemsire nasil kullanacağımi anlatmisti, hala ayni stille kullanmaktayim, ilk zamanlarda lensi gözüme oturtmakta zorlaniyordum, bir sabah ise gitmeden yarim saat ugrastigimi hatirliyorum, neyse ki o konuda asama kaydetmisim:)
0
(04.11.21)
hiç ovalamadım şimdiye kadar.
0
roket adam
(04.11.21)
hiç ovalamadım. hem nasıl ovalanıyor ki, ovalamaya çalışınca parmağına yapışıyor:)
0
nothing in my way
(04.11.21)
Ilk kullanmaya basladigimda doktor solusyon ile avuc icimde 30 saniye ovalayip sonrasinda kutusuna koymam gerektigini soylemisti. 30 saniye olmasa da hep ovalayip koyuyorum.
0
pike
(04.11.21)
10 yıldır lens kullanıyorum 1 kere ovalamadım.
0
sizofren06
(04.11.21)
Ben hep ovalarım.
0
old possum
(04.11.21)
boşuna mı uğraşmışız bunca sene :) 12 senedir lens kullanıyorum. çıkardıktan sonra ovalamam ama sabah kutudan çıkardıktan sonra lenslerin her iki yüzünü de biraz solüsyon döküp ovalar öyle takarım.
0
bluedad
(04.11.21)
vay be ovalamadan oluyor muymuş o :') öğrenecek şeyler bitmiyor bu hayatta gerçekten.

ben lensi gözüme takmadan önce avucuma koyar biraz da lens solüsyonu döküp orta parmağımla ovalarım. akşamsa direkt çıkarıp kutuya koyuyorum.
0
olutaklidi
(04.11.21)
duyuruyu ikiye böldüm asdasfklja.

daha da ilgincini söyleyeyim mi size? üzerinde "no rub - ovalama gerektirmez" yazmayan solüsyonlardan birinin (hangisi olduğunu hatırlamıyorum) kutusundan çıkan prospektüs gibi kullanma talimatında nasıl kullanılması gerektiği yazıyor. orada da "avucunuza koyun, dairesel değil, ileri geri, sağ sol hareketlerle ovalayın" diye solüsyonu nasıl kullanmamız gerektiğini belirtiyor.

ben de 15 yıldan fazla zamandır lens kullanıyordum. uzun süre ovalamadan kullandım. ama kutudan çıkan prospektüs gibi şeyi okuduğumdan beri ben de çıkarınca değil ama takmadan önce ovalıyorum.

ama dedim 15 yıl önce ovalamazdım, solüsyonda "no rub" yazardı, teknoloji gelişeceğine geri mi gidiyor, niye ovalıyorum? yoksa teknoloji o kadar gelişti ki lens ovalamak diye bir şey tarihe karıştığı için "no rub" yazma gereği mi duymuyorlar artık.

hadi buyur şimdi iyice karıştı :)
0
🌸kibritsuyu
(04.11.21)
drive.google.com

yeni aldığım lens solüsyonunun kullanma talimatı. üstelik de kendisi, eskiden üzerinde "no rub" yazan opti-free express. üzerinde de "no rub" yazmıyor.
0
🌸kibritsuyu
(11.11.21)
(8)

İki bin lira için şehir değiştirilir mi?

anarsika
Ve daha iyi yan haklar diyelim ama ikisi de patron şirketi. Yeni işin önü daha açık ama mevcut yerde aileyle yaşanıyor ikinci seçenekte ev tutulacak. O kadar arada kaldım ki. Fikirlerinizi bekliyorum.
Ve daha iyi yan haklar diyelim ama ikisi de patron şirketi. Yeni işin önü daha açık ama mevcut yerde aileyle yaşanıyor ikinci seçenekte ev tutulacak. O kadar arada kaldım ki.

Fikirlerinizi bekliyorum.
0
anarsika
(03.11.21)
O 2 bin fark neyin üstüne 2 bin? 20 binden 22 bin olacaksa gidilmez ama 4 binden 6 bin olacaksa gidilebilir. Gideceğiniz şehir de önemli. 2 bin için aile evinden çıkıp İstanbul'a gelmek mantıklı değil. Çünkü 2 bin lira farkla o masraflar karşılanmaz. Eli yüzü düzgün evler 4 bin liradan başlıyor şehrin uzak yerlerinde bile.
0
himmet dayi
(03.11.21)
2 bin tl için olmaz. ev tutulunca masraf çok olur
0
photo85
(03.11.21)
İki bin lira için şehir değiştirilebilir de sizin durumunuzda değiştirilmez. Kiraya en kötü 1000 lira verseniz, fatura, masraf derken şimdiki durumunuzdan daha kötü bir duruma geçmiş olacaksınız.
0
dissendium
(03.11.21)
himmet dayi +1 ayrica hayatinizin bir noktasinda mutlaka aile evinden ayrilacaksiniz bunu en azindan +2bin ile yapmis olacaksiniz ve onu de acik diyorsunuz. bence degistirilir, konfor alaninizdan cikin :) tabii gidilecek sehir de onemli.
0
in vino veritas
(03.11.21)
şehir neresi, çorlu deme de.
0
killerbee
(03.11.21)
sehirleri soyleseniz daha iyi olurdu ama sirf kendi evine cikmak icin gidilebilir maastan bagimsiz. yasadiginiz yerden ve cevreden cok memnunsaniz gidilmez. ben de yakin zamanda 2k gibi bi artiyla baska sehire yerlesecegim gibi duruyor. beni guduleyen sey kendi evimi kuracak olusum ki simdiki halimden de cok memnunum*-*
0
ala09
(03.11.21)
sakaryadan izmite taşınılır. ama izmitten istanbula taşınılmaz. nereden nereye olduğu çok önemli
0
roket adam
(03.11.21)
Hayatın bir döneminde aileden uzak kalarak hem özgürlüğün tadını çıkarmak hem de kendi ayakların üzerinde durup ev ekonomisi kasmak iyi olur. Ben olsam yeni işi tercih ederdim. Sonrası kısmet bakarsın geri dönersin.
0
burty
(04.11.21)
(8)

Gitarımı kargoyla yollasam sağlam gider mi?

hadi ya la
1000 km mesafeye gitarımı yollamak istiyorum, kılıfı var sadece. Yanımda taşımak çok zor olacak.* Sağlam gider mi?* Kargo ücreti ortalama ne kadar tutar?
1000 km mesafeye gitarımı yollamak istiyorum, kılıfı var sadece. Yanımda taşımak çok zor olacak.

* Sağlam gider mi?
* Kargo ücreti ortalama ne kadar tutar?
0
hadi ya la
(03.11.21)
kargo sitelerinden desi hesaplayıp telefonla sor en temizi böyle

gitarın fiyatı nedir. ucuz bişeyse bşaka şey, kaliteli bişeyse başka şey önereceğim.

ha bir de donanımhaber gibi yerlerde 5-10 liraya kargo indirim koduı satıyolarmış yüzde 80 indirimli gidiyormuş. duyuruda vardı böyle bişey geçen araştır bi bak.

hindistan cevizi yağı duyurunu da yanıtladım.
0
killerbee
(03.11.21)
Ben geçenlerde laptop gönderdim. O gidiyorsa gitar da gider. Hard case varsa her türlü gider. Ama epey pahalı olur. Onu diyeyim.
0
himmet dayi
(03.11.21)
kırılma riski çok bence
0
photo85
(03.11.21)
Çok teşekkürler, 2500 liralık bir gitar. O yüzden emin olamadım, hard case yok maalesef.
0
🌸hadi ya la
(03.11.21)
en yakın marangoza götür, gitarın etrafına 3x3 ahşap profilden kasa yapsın. sadece üst tarafını kapatmasın. sen vida çivi falan kapatırsın bi şekilde.

gitarı güzel paketleyip koyarsın içine, etrafına da sağdan soldan bulacağın koliler ile sarar üstüne kırılmaz yapıştırır verirsin kargoya gider.
0
killerbee
(03.11.21)
ben gitarimi almanya'dan getirtmistim
icine sigacak buyuklukte bir kolide geldi
cizik bile yoktu
0
nibba
(03.11.21)
ben de amerikadan hardcase içinde jimlaabs müzikten kontrabass almıştım, arka kasa komple kırık geldi. 2300 dolar tamir parası verdim. işi sağlama almak iyiidr.
0
killerbee
(03.11.21)
kırılırsa üzüleceğin şeyleri türk kargolarıyla göndermemek birinci prensibin olmalı.
0
roket adam
(03.11.21)
(6)

kredi kartı nasıl kullanılır?

buenosdias
kimisi diyor sadece büyük alışverişleri taksitlendir.kimisi diyor herşeyi.sizce? ve neden.
kimisi diyor sadece büyük alışverişleri taksitlendir.
kimisi diyor herşeyi.

sizce? ve neden.
0
buenosdias
(03.11.21)
her şeyi taksitlendiriyor. amazon'dan 1,5 liralık ürün alsan bile 9 taksit yapıyor bazı kartlara.

i.ibb.co

Soru "Peki böyle yapılmalı mıdır?" ise; kim karışabilir? İsteyen istediği gibi kullanır.
0
himmet dayi
(03.11.21)
Ne yaparsanız yapın, ekstre tutarının tamamını ödeyin. Asgari tutarı ödeyip borç biriktirmeyin.
0
inheritance
(03.11.21)
aslında mantıksal ve ekonomi olarak sormuştum. herşeyi taksitlendirmek ekonomik olarak daha iyi bir karar mıdır?
0
🌸buenosdias
(03.11.21)
Sizin sorduğunuz özelde, herşeyi taksitlendirmek elbet mantıklı değil. bir kerede değşl de 3-5 aya eşit bölüp ödemeyi tercşh edeceğiniz ürünleri satın alorken kullanmak daha mantıklı.

Herşeyi taksitlendirmek zaten yasal olarak da mümkün değil. Herleyi taksitlendirmek ekonomik olarak da kolaylık ya da kar yaratmaz.
0
mahone
(03.11.21)
teorik olarak vade farksız taksit yapıyorsan, her şeyi olabildiğine taksitlendirmen elindeki artan parayı para kazandıracak bir şeyde değerlendirirsen evet daha mantıklı. ama gerçek hayatta taksitlendirmek para akışını yönetmeyi çok zorlaştırıyor. ben max 3-6 aylık taksit yapıyorum, her yıl haziran - aralıkta tüm taksitlerim bitecek şekilde ayarlıyorum hep.
0
roket adam
(03.11.21)
Eğer limitin gelirinin 2-3 katını geçmiyorsa her şeyi taksitlendirmek ödeme zorluğu yaratmaz ama limit yüksekse ve her şey taksitlendiriliyorsa bir yerde takip edemez duruma gelip her şeyi peşin almaktan farkı olmaz.
Uzun taksitler beni sıkıyor mesela onu fark ettim, aldığım çamaşır makinesinin 7. taksitini öderken neden bu kadar uzun yapmışım diye pişmanlık duymadım değil, yani sonuç olarak yine de mesela 300-500 liralık bir giyim alışverişini 2-3 taksit yaparım belki yapmam, 1000 lira üzeri elektronik alışverişini de 4-6 taksit yaparım, çok yükseklerde tabi en uzun vade iyi olabilir.
Mevzu sizin paranızı yönetmeniz, yeri gelir tek çekime - peşin ödemeye indirim yapılır taksit yapmaktan daha mantıklı olur.

Kredi kartında bence asıl olay kampanyalardır, bunları takip etmek taksitten daha yararlı olabilir.
0
atom karincanin torunu
(04.11.21)
(5)

açıklamasında böyle bir şey yazan ev alınır mı?

erenderk
"sitedeki binaların yarısı kooperatif diğer yarısı toprak sahibine aittir. 14 bina 300 küsür dairenin tapusu henüz yapı kayıt işlemleri sebebiyle çıkmamıştır. Konu ile alakalı dava devam etmektedir. Evin 2005 yılından beri mülk sahibiyiz. Dairenin mülkiyet hakkını belirten sözleşmeye sahibiz. Evin s
"sitedeki binaların yarısı kooperatif diğer yarısı toprak sahibine aittir. 14 bina 300 küsür dairenin tapusu henüz yapı kayıt işlemleri sebebiyle çıkmamıştır. Konu ile alakalı dava devam etmektedir. Evin 2005 yılından beri mülk sahibiyiz. Dairenin mülkiyet hakkını belirten sözleşmeye sahibiz. Evin satışını yaparken Gayrimenkul Satış Protokolü Sözleşmesi yapılarak toprak sahibi, biz ve alıcı arasında yapılarak devir gerçekleştirilecektir."

buradaki somut riskler nelerdir?

not: diğer her şey ideal gibi düşünün.
0
erenderk
(03.11.21)
Böyle bir durumda diğer hiçbir şeyin önemi yok ki ideal olsun.

En az 16 senedir çıkamamış bir tapu var ortada. Sence bu yeterli bir risk değil mi? Yakınından bile geçmem.
0
mg3929
(03.11.21)
ben de almam da evin tapusuz olması orada ev sahibi gibi yaşanmasına belli ki engel olmamış, olamıyor. tek sorun evi satamamaları gibi görünüyor şu an. her an kapının önüne konulacak gibi yaşamadıklarını düşündürüyor bana 16 yıldır aynı yerde yaşamaları. yoksa öyle değil mi?
0
🌸erenderk
(03.11.21)
evin içinde yaşarsın tabii biri gelip çık kardeşim diyene kadar yaşanabilir. elinde tapun olmadığı sürece hak iddia edemezsin. 16 senelik serüvenin sonunda birileri gelip çökerse sokakta kalırsın.
0
roket adam
(03.11.21)
kooperatifin bir sürü borcu doğabilir ileride. tapu sahibi tapuları devretmeyebilir. asla ve asla bu ev alınmamalı.
0
photo85
(03.11.21)
Yapı kayit islemleri sebebiyle tapu çıkmamıştır. Yargitay 14.hukuk dairesinin kararina göre yapı kayıt binayı yasal hale getirmez, bazi sartlara haiz olması gerekmektedir.

Haliyle yapi kayit tapu garantisi vermez. Çok çok uygun ise alırım yoksa başima bela almam.

Tapu ve belediye işlerine hakim uzman birinden durumunu teyit edin.
0
zanutsas
(03.11.21)
(14)

hangi marka damacanaya ne kadar ödüyorsunuz?

theseachange
ankara içi özellikle. az önce erikli 19 litre damacanaya 19 lira verdim de -.-
ankara içi özellikle. az önce erikli 19 litre damacanaya 19 lira verdim de -.-
0
theseachange
(03.11.21)
getir'deki kuzeyden damacana 17.5tl
istanbul
0
mg3929
(03.11.21)
İstanbul - Buzdağı 16 tl

Her ay zam yiyor maşallah. Yazın 12 tl'ydi.
0
chicha_v2
(03.11.21)
erikli alıyorduk 20 olunca bıraktık. trendyol'dan hayat su 16 lira sanırım
0
roket adam
(03.11.21)
2 farklı damacana var değişimli kullanıyorum,
hamidiye 14.5tl
saka 19.5 tl (geçen hafta 17.5'tu yeni arttı galiba)
0
nhk ni youkosu
(03.11.21)
farklı bir öneri ile geleceğim.
damacana kullanmıyoruz artık. abant'ın 1.5 litrelik 6'li paketlerini alıyoruz.
7.5 TL.
kullanımı çok çok daha rahat.
0
teritori
(03.11.21)
madran 14
0
denizmaniaherif
(03.11.21)
uludag 18
saka 20 galiba
ist
0
cooperr
(03.11.21)
İzmir
19 litre Erikli
16,5 TL
0
la lykia
(03.11.21)
estanbol. az önce erikli 19 lt için 19.5 tl ödedim (17.5 tl idi geçen ay). başka bi marka ile değiştiricem, araştırmalara başlıyorum.
0
erenderk
(03.11.21)
istanbul 19 litre hayat su 18.5 tl. yazin 15ti. degistiricem de arastirmaya useniyorum.
0
in vino veritas
(03.11.21)
Hayat Su 16,50 - İstanbul

Daha önce buzdağı alıyordum 14 ten 16ya çıktı. Damacanalar çok kirli geliyordu bıraktım. Ücretsiz değişim yapan fuska yı denedim ama beğenmedim.

Tadını en beğendiğim su Assu. Sonra Buzdağı, sonra Hayat. Kuzeyden suyu da merak ediyorum deneyeceğim bakalım.
0
buzbebek
(03.11.21)
Munzur 30 tl
0
nefertarii
(03.11.21)
h2on

2 damacana 40 lei, yaklaşık 80 tl yapar.

6 ay önce 38 lei'ye mi 34 lei'ye mi ne alıyordum.
0
rain when i die
(03.11.21)
aydın pınar 11 tl.
0
mikahakkinen
(03.11.21)
(12)

Kredi kartı aidatı iadelerimiz bol olsun :)

lambada
Sevgili duyurunun bonusları, puanları;Yapı kredi'nin seyahat kartı adios premium sağolsun çat diye 310 tl yıllık aidat kesmiş.Önceki yıllarda da kesiyordu, arayınca da puan olarak keselim diyorlardı ama puan katsayıları fazla olduğu için işime gelmediğinden yine normal kesmeleri şeklinde sonuçlanıyo
Sevgili duyurunun bonusları, puanları;

Yapı kredi'nin seyahat kartı adios premium sağolsun çat diye 310 tl yıllık aidat kesmiş.

Önceki yıllarda da kesiyordu, arayınca da puan olarak keselim diyorlardı ama puan katsayıları fazla olduğu için işime gelmediğinden yine normal kesmeleri şeklinde sonuçlanıyordu olay. Sağlam da puan biriktirdiğimden kartı da kapatmıyordum. (Bu arada mesela 65 yaş üstü bazı tanıdıklarımdan telefon açtıklarında aidatlarını geri iade ettiklerini biliyorum)

Fakat pandemide hem seyahat kampanyası açmazlarken, hem puan kampanyalarını da çok azaltmışlarken üstüne bu kadar yüksek aidat kesmelerini kabul edemeyeceğim.

Üşenmedim geriye dönük hesapladım benden 2000 tl ye yakın aidat kesilmiş. Bir o kadar da eşimden kesilmiş. E-devletten aidatların iade alınabileceğini öğrendim. Şöyle sorularım var:

1. Seyahat kartlarında da iade alınabiliyor mu?

2. Alınabiliyorsa, geriye dönük tüm aidatları alabiliyor muyum, yoksa sadece son yılı mı (310 tl)iade ediyorlar?

3. Gerekli belgelerde bahsi geçen *bankadan alınacak aidatların dekontlarını* sadece şubeden mi alabiliyorum, yoksa internetten ya da telefonla alabilir miyim?

4. Uğraşıp da geri alan var mı, yoksa boşa mı kürek çekeceğim? :)

5. Hangi seyahat kartı kullanıyorsunuz, tavsiye eder misiniz? Olmazsa puanlarımı harcadıktan sonra adiosu kapattırıp başka karta geçeyim.

Teşekkürler, bol seyahatler..
0
lambada
(03.11.21)
1-4 arası bilmiyorum.
5- İş bankası maximiles kullanıyorum. İlk başlarda kart aidatı yoktu. Sonrasında her sene almak istediler bende hep arayıp itiraz ettim. Size dedikleri gibi puandan keselim vs dediler. bende hayır direk kartı kapatın diye ısrar ettim ve her seferinde puanlarımda kesilmeden ücret iadesi aldım. Siz bu kadar ısrarcı oldunuz mu?
0
Dr_Stat
(03.11.21)
aidat yasal bi şey ya. banka iade etmek istemezse etmez. imzaladığız sözleşmede de vardır.

kartı iptal etmeye çalışırsanız muhtemelen aidatı iade ederler.
0
jelly bear
(03.11.21)
@Dr_Stat; sanırım adios için böyle bir şey var. Birkaç sene önce kapatın dediğimde tamam kapatalım demişlerdi hemen.. Bunu birkaç arkadaştan daha duydum. Puanı çok olan kişilerin kapatamayacağına güvenerek yapıyorlar diye düşünüyorum.
Kampanya açarlarsa bir uzakdoğu gidiş dönüş bileti alacak kadar puanım var içerde.. Kapatın diyemeyecek durumdayım yani maalesef :(
0
🌸lambada
(03.11.21)
Aidat yasal. Ancak bankanın aidatsız bir kartı da olmalı ki onda var YK’nin, dolayısı ile yasal. İade de artık şans işi ya bence.
0
giovanne
(03.11.21)
Maximiles. İade falan etmediler, aidatsız karta yönlendirdiler.
0
dreamnesiac
(03.11.21)
@lambada zaten kartımı kapat dediğinde hemen kapatmıyorlar. Önce tamam işlemleriniz başladı diyorlar. Sonrasında sizi 2-3 kere daha arıyorlar bakın emin misiniz? Neden kapatıyorsunuz diye. Bu durumda kart aidatından kapatıyorum dediğinizde iade etme ihtimalleri yüksek. Baktınız etmiyorlar kapatmaktan vazgeçersiniz ama bir denemek gerekli. Banka müşteri kaybetmek istemez sonuçta. Bu arada bunlar hep aylık harcamaları yüksek olanlar için öneriler. Benim maximilesta aylık harcamam ortalama 5-6k arası.
0
Dr_Stat
(03.11.21)
Aidat yasal bir şey. İade etmek zorunda değiller. Arayıp kapatıyorum diye feyk atarsan müşteri geçmişi ve parasal durumuna göre bir ihtimal iade edebilirler, eğer iyi müşteri değilsen büyük ihtimalle blöfünü yiyip kapatırlar kartını.

Seyahat kartı olarak miles & smiles kullanıyorum, aldığım milleri aidatını kurtarıyor (2 senedir aidatı iade ediyorlar zaten iyi müşteriisyim herhalde onların)

Ben bi de şunu anlamıyorum: aidatlı kredi kartı kullanıp, tüm nimetlerinden faydalanıp sonra aidat iadesi istemek biraz oyunbozanlık değil mi
0
roket adam
(03.11.21)
Şubat ayında kredi kartımdan kesilen yaklaşık 200-TRY'lik tutarın iadesi için e-devlet üzerinden tüketici hakem heyetine başvuruda bulundum. Konu 6 ay heyette incelendikten sonra tarafıma 'bankanın haklı bulunduğuna' dair açıklama yapıldı. Hakkınızı tabii ki arayın ancak e-devlet üzerinden kart aidatı için yapacağınız her başvurunun olumlu sonuçlanacağı yanılgısına düşmeyin.
0
ultranil07
(03.11.21)
@ultranil07; hangi banka kartıydı acaba, bir de seyahat kartı mıydı benimki gibi?

sözlükte iade alanlar da yazmış, acaba banka ve seyahat/bonuslu kart olup olmamasına göre mi değişiyor bilemedim..
0
🌸lambada
(03.11.21)
puanlarınızı altungold.com dan gram altına çevirebilirsiniz. sonrasında kapatma blöfünü yapın.
0
xrated
(03.11.21)
İş Bank Maximiles Select için bankaya yazılı başvuruda bulunmuştum web sitesesinden. İade ettiler.
0
do you remember me
(03.11.21)
Ben geçen sene sikayetvar.com vasıtasıyla çözdüm, bilginiz olsun.
0
kumandanim
(03.11.21)
(7)

MacBook değişimi

dediysem dedim
Merhaba. MacBook’umun (MB 12.0 GOLD/1.1GHZ/8GB/256GB-T) bazı kronik sorunlarından dolayı MBA 13.3 SPG/8C CPU/7C GPU/8GB/256GB-TUR kodlu cihazla değişimi uygun görülmüş. Hiç anlamıyorum da bu işlerden. İyi bir şey mi oldu sizce?
Merhaba. MacBook’umun (MB 12.0 GOLD/1.1GHZ/8GB/256GB-T) bazı kronik sorunlarından dolayı MBA 13.3 SPG/8C CPU/7C GPU/8GB/256GB-TUR kodlu cihazla değişimi uygun görülmüş.
Hiç anlamıyorum da bu işlerden. İyi bir şey mi oldu sizce?
0
dediysem dedim
(02.11.21)
Düz macbook verip m1 macbook air almışsınız sanırım. İnanılmaz iyi bir şey olmuş durum buysa. Bilgisayarın A**** diye bi kodu var oradan hangi nesil ne olduğu belli olur.
0
hedep
(02.11.21)
Evet çok iyi olmuş. Sanırım 2015 ya da 2016 model 12 inç macbook'unuz vardı. Neredeyse değeri ikiye katlanmış.

Kronik sorunu neydi ve süreç nasıl gelişti, ben de servise vermeyi düşünüyordum benimkini, klavye sıkıntısından gına geldi. 3 kere tamir gördü zaten. Garantisi bittiği halde mi değiştirdiler?
0
roket adam
(02.11.21)
@ hedep, @roketadam: 2016 model 12 inç düz MacBook evet. 2017de aldım. Aldığım günden itibaren ekranla ilgili sorunlar oldu. Garanti kapsamında iki kez parça değişimi oldu. Garantisi bittikten sonra ekran probleminin üstüne, kamerada da sorun oldu. Kamerayı kullanamıyordum. Ücretsiz ekran değişimi ve anakart değişimi oldu. Tekrar aynı sorun olunca ücretli yapılabileceğini ifade eden bir danışmanla görüştüm. Dedim ki içimden sorun aynı sorun, yıllardan beri devam ediyor. Ki değişen parçaların da bir garantisi var sonuçta. Parçalar değişe değişe ilk aldığım bilgisayar değil toplama bir bilgisayar oldu elimde. Desteği tekrar aradım. Niyetim ücretsiz yapılmasını talep etmekti. Kıdemli departmandan bir görevli niçin bu zamana kadar cihaz değişimi teklif etmediniz dedi ve süreci başlattı. Sağ olsun çok da ilgilendi, iki günde bir arayıp dosyanın takibini yaptı. Bu akşam mail gelince kendisiyle görüşemeden buraya sormak istedim.
0
🌸dediysem dedim
(03.11.21)
Birebir aynısı bende de, benim bilgisayar da tam dediğin gibi yamalı bohça durumunda. 1 kere pili ve anakartı, 2 kere klavyesi, 1 kere ekranı değişti. Ben de arayıp bir şansımı deneyeyim bakalım. Teşekkürler bilgi için.
0
roket adam
(03.11.21)
Rica ederim. Umarım yolunda gider süreç :)
0
🌸dediysem dedim
(03.11.21)
hocam başına talih kuşu konmuş. çocuk falan sevindir.
0
onurrrrr
(03.11.21)
@onurrrrr, @alperz Alışık değilim işlerimin yolunda gitmesine. Maili beş kez daha okursam inanacağım doğruluğuna.
0
🌸dediysem dedim
(03.11.21)
(5)

Apartman yöneticisi olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir

yirmibesonbes
(Aramaya "apartman yöneticisi" yazdım)Selam Arkadaşlar bir hafta sonra apartman yöneticisi seçimi olacakmış, bu toplantıya katılan var mıdır? Ne konuşulur aranan özellikler nelerdir, 2 tane blok var toplam 36 daire, binalar yeni yapıldı
(Aramaya "apartman yöneticisi" yazdım)

Selam Arkadaşlar bir hafta sonra apartman yöneticisi seçimi olacakmış, bu toplantıya katılan var mıdır? Ne konuşulur aranan özellikler nelerdir, 2 tane blok var toplam 36 daire, binalar yeni yapıldı
0
yirmibesonbes
(02.11.21)
emekli işi. aidat peşinde koşturmak cabası.
0
scudman1
(02.11.21)
çile ötesi bir iş. emekli ya da işsiz değilsen kesinlikle bulaşma, baş belası bir iş. kapı kapı gezip aidat toplarsın.
0
roket adam
(02.11.21)
seçimde ya kimse istemez, en olgun ağır başlı bu işi zaten en iyi yapacak kişiye iş yıkılır. amcam da biliyo kendisinin olacağını da hevesli gözükmek istemiyor, naza çekiyor kerata durumu.

ya da öncesinden kulis yapmış, nerden nasıl kar edeceğini hesaplamış bir çakal ben yaparım diye ortaya çıkar ve olur, bu tarz insanlarla asla rekabet edemezsin.

ha diyelim demokratik bir ortam oldu ve sen seçildin. ya yiyen ama çalışan biri olacaksın, mesela bahçeye iki üç çiçek dikeceksin ve kendine saatlik 100 lira mesai işçilik yazıp bunu gider hanesine yazacaksın. huzur parası diye bir şey var onu da başka bir sitenin giderlerini inceleyip nasıl yapacağını öğrenebilirsin. 3 ya da 6 aylık süreçlerle işte güvenlik kamerası, ön bahçeye kamelya, ışıklandırma gibi konuları gündeme getirip ekstra para cukk.. pardon toplayabilirsin.

ya da hiçbi şey yapmayıp sadece aidat toplayıp temizlik ve asansör ücretlerini ödersin.

bi whatsapp grubu kurarsın, iban yollarsın, aidat toplamak çok sıkıntı değil, ilk aydan günü gelince yatırmayanlara önce mesaj sonra arama yoluyla hatırlatırsan elleri alışır, kimse yatırmamazlık etmez. ha aylarca ödemeyen çıkacaktır, onları da mahkemeye vermeden çözmenin yolunu bulmak lazım.

ha bi de, mesela birinin banyosunun tavanı aktı, bu gibi durumlarda masraf kime aittir bunları adın gibi bileceksin...
0
baba553
(02.11.21)
36 kocalı yönetici olursun. Aidat için değmez. Yakıt da varsa düşünülür.
0
neymis
(02.11.21)
9 dairelik bir binadayiz. peder 2-3 sene bulasti, milletin aidatini cebinden odedi yinede kimseyi mutlu edemedi birakti. Ondan sonra bu isi cok daha iyi yapacagini iddia eden hatunda havlu atti simdi bir sirket arayisi icindeler devir icin.

36 daire, 2 blok diyorsun. Bulasma derim, buyuk dert sahibi olursun.
0
cooperr
(02.11.21)
(6)

microsoft teams in alternatifi nedir?

benaslinda
selamlar,yeni şirket gmail altyapısı kullanıyor, o yüzden teams vs.. yok. ama başka bir şey de yok :) teams yerine ne kullanabiliriz, IT yok, ben yönlendiricem kuracaklar. ekibin bir kısmı UK de, bilmiyorum önemli mi :)şimdiden teşekkürler.
selamlar,

yeni şirket gmail altyapısı kullanıyor, o yüzden teams vs.. yok. ama başka bir şey de yok :) teams yerine ne kullanabiliriz, IT yok, ben yönlendiricem kuracaklar. ekibin bir kısmı UK de, bilmiyorum önemli mi :)

şimdiden teşekkürler.
0
benaslinda
(01.11.21)
Zoom. Teams'den de iyi zaten.
0
himmet dayi
(01.11.21)
google meet.
0
jelly bear
(01.11.21)
zoom +1
0
hot potato
(01.11.21)
google workspace diyecektim ben de eğer zaten gmail altypaısı kullanıyorsanız. google meet vs hepsi var içinde.
0
roket adam
(01.11.21)
bu arada gmail altyapısı teams kullanmanıza engel değil.
0
late viper
(01.11.21)
gmail kullaniyorsaniz Google urunu kullanmak mantikli olabilir ama bence Slack is the best.
0
yoggi
(02.11.21)
(6)

Bu ilandaki arabanın fiyatı normal mi ?

denizmaniaherif
Benim anlamadığım şey atıyorum son 10 yılda insanlar epey bir araba aldı. Epey bir araba da 2. ele çıktı. Bir kısım insan hala mutlu 10 yıl önce aldığı arabalarla ve 9 8 7 6 yıl önce diye gidersek mutluluk oranı arttığı için hala aynı arabalarıyla devam ediyor olmalarını düşünerek soruyorum... Neden
Benim anlamadığım şey atıyorum son 10 yılda insanlar epey bir araba aldı. Epey bir araba da 2. ele çıktı. Bir kısım insan hala mutlu 10 yıl önce aldığı arabalarla ve 9 8 7 6 yıl önce diye gidersek mutluluk oranı arttığı için hala aynı arabalarıyla devam ediyor olmalarını düşünerek soruyorum... Neden hala artıyor hem talep neden aşırı artıyor fiyatlar.. bunun matematiği nedir ?

sarı site ilanı : www.sahibinden.com

Arkadaşlar araba almaya ben 1 adım atıyorum her ay ama o benden 11 adım falan uzaklaşıyor.

149.000'e ağır hasar kayıtlı 2011 Polo satılıyor.

Ne oluyor ne bitiyor ya bu araba olaylarında ?
0
denizmaniaherif
(01.11.21)
çip krizi nedeniyle global olarak bir üretim darboğazı mevcut. dolayısıyla ülkeye sıfır araç gelmiyor. sıfır araç arzı az olduğu için talep de ikinci ele kaymış durumda. haliyle ikinci el fiyatları sıfır araca yaklaştı.

şöyle bir örnek vereyim. Geçenlerde arkadaşım bir araç aldı. 5 yaşında 50 bin km'de Kia Rio. 186 bin verdi. Aracın sıfırı 220 bin zaten. Ancak yetkili satıcılarda sıfır araç olmadığı için mecburen 5 yaşındaki araca o parayı verdi. Bu araca bu para verilmez diye düşünüp beklese bu kez döviz artışı nedeniyle sıfır araç gelse bile çok daha yüksek fiyatla gelecek. E ikinci el fiyatları da düşmüyor hiç. O yüzden mecbur kaldı gibi oldu.
0
himmet dayi
(01.11.21)
gelirin döviz artışı kadar artmazsa, araba almaktan her ay daha çok uzaklaşırsın. bunun için herkes aracını kredi ile alıyor. enflasyonun yüksek olduğu bir ülkede her şeyin fiyatı artar.
0
roket adam
(01.11.21)
himmet dayi +1

resmen saçmalık. piyasada araba yok diye herkes full çakallık yapıyor. işin kötüsü bu çakallık sarmalına siz de ayak uydurmak zorunda kalıyorsunuz.
0
co2s2
(01.11.21)
bir diğer neden de ülkede güvenli birikim aracı olmaması. Dolar euro altın tam bir muamma, 2 çıkıyor, 1 iniyor. Öngörülebilirlik yok. O yüzden bir açıdan kumar oynamak oluyor. Faize para koysan enflasyondan az getiriyor. Ev almak istesen evler olmuş 1 milyon. Öyle olunca cebinde 150, 250 bin olan vatandaş parası çarçur olmasın diye "araba alayım, dursun, satarım" diyor. Araba böyle bir spekülatif yatırım aracına dönüştüğü için de talep artıyor, fiyatlar artıyor. Yani dışarıdan araba da gelse fiyatlar bu istikrarsızlıkta artacaktı.
0
prole
(01.11.21)
Döviz kurları sağolsun sıfır fiyatları sürekli arttığı için ikinci ellerde aynı şekilde artış gösteriyor.

adam ikinci el arabasını ucuza verse sıfır araba alması neredeyse imkansız durumda.
0
bigcaptain
(01.11.21)
Himmet dayi +1 sektorun icinden bildiriyorum global anlamda kriz var bir cok firma mecburen siparislerini dusurdu tatil vermeye kadar durumu goturmek zorunda kalanlar var veya vardiya kapattilar.

Bunun uzerine birde eur dolar artisinin ongorulemezligi eklenince araba fiyatlari ucuyor.
0
kuzey li
(01.11.21)
(4)

İstanbul’da boğaz ya da deniz manzarası olan zincir kahveci

ms brownstone
Ucundan kıyısından deniz gören bir yer değil de Bebek Starbucks gibi güzel bir manzarası olan yerleri soruyorum. Florya’da da Bebek gibi olmasa da güzel manzaralı bir Starbucks vardı diye hatırlıyorum ama daha merkezi yerlerden örnekler arıyorum. Kadıköy Starbucks mesela çok merkezi ama terası dışın
Ucundan kıyısından deniz gören bir yer değil de Bebek Starbucks gibi güzel bir manzarası olan yerleri soruyorum. Florya’da da Bebek gibi olmasa da güzel manzaralı bir Starbucks vardı diye hatırlıyorum ama daha merkezi yerlerden örnekler arıyorum.

Kadıköy Starbucks mesela çok merkezi ama terası dışında düzgün manzarası yok pek. Özetle hem çok iyi manzarası olan hem de merkezi ilçelerde olan nereler var? Nero, Starbucks, Caribou gibi çalışırken uzun uzun oturulabilecek zincir kahvecileri yazabilirsiniz.
0
ms brownstone
(01.11.21)
Bebek Kahve Dünyası,bir zamanlar Nero idi, bir de aklima gelen Tuzla Viaport Caribou, 5 yildir gitmedim hala acik midir bilmiyorum.
0
(01.11.21)
aqua florya'da da starbucks olacaktı oranın da manzarası güzel ancak yer bulabilirsen tabii.
0
roket adam
(01.11.21)
beykoz'da cafe crown vardi yillar once. hala var mi bilmiyorum.

edit: hala acikmis evet goo.gl
0
crucio
(01.11.21)
Galataport ta kahve dünyası var. Doğrudan boğaza bakıyor.
0
chavezding
(01.11.21)
(10)

bağlantılı uçuş hk

tuborg yesili
Birbirinden bağımsız iki ayrı firmadan aktarmalı uçuşumuz var. Sofya-milan Milan- belgiumİkisi arasındaki süremiz 50 dk. Daha önce yurtdışı 1 kez aktarmalı uçtum onda da süre çok fazlaydı.Bu kadar kısa sürede yetişebilir miyiz sizce? Dikkat etmemiz gereken bişey var mı?Teşekkür ederim
Birbirinden bağımsız iki ayrı firmadan aktarmalı uçuşumuz var.

Sofya-milan
Milan- belgium

İkisi arasındaki süremiz 50 dk. Daha önce yurtdışı 1 kez aktarmalı uçtum onda da süre çok fazlaydı.

Bu kadar kısa sürede yetişebilir miyiz sizce? Dikkat etmemiz gereken bişey var mı?

Teşekkür ederim
0
tuborg yesili
(01.11.21)
biletler bagli degilse, tekrar bagaj alıp-verme islemi gerekir, ki bu durum da yetismez.

bagaj yoksa ve online check-in yapilabiliyorsa, bir ihtimal yetisir. milan h.limanını bilen birisi varsa daha kesin bir cevap verecektir.
0
helenart
(01.11.21)
birbirinden bağımsız dediğiniz için bagajın yetişmesi çok zor, ben olsam bu riske girmezdim. ya da bagajsız gidin.
0
roket adam
(01.11.21)
Bagaj olmayacak.
0
🌸tuborg yesili
(01.11.21)
Bagaj yoksa online check in yapin 2. Ucusa, havalimanini inceleyin internetten, videolardan. Sonra vin.

Ama gecikme vs durumlarindan dolayi bu kadar kisa aralikli baglanti alinmaz. Ayni firma olsa gene ok ama farkli firmada bu risk alinmaz.

Saygilar.
0
xiii
(01.11.21)
Bence yine de riskli. Ben olsam bu uçuşu almazdım.
0
roket adam
(01.11.21)
50 dakika çok riskli bir süre. yetişmeniz neredeyse imkansız. Şöyle bir durum var. İlk uçuş tam zamanında gerçekleşse bile uçaktan inip, diğer uçuşun kapısını bulup gidene kadar 2. uçuşun kapısının kapanmış olma ihtimali çok yüksek.

İlla riske atıcam diyorsanız ilk uçuşu yapan havayolu firmasının rötar yüzdelerini bir araştırın. Vaktinde inip kalkma oranı yüksekse belki riske atılabilir.
0
Dr_Stat
(01.11.21)
pasaport kuyruguna bile yetmez
0
ala09
(01.11.21)
Biletleri almıştık çoktan vize için gerektiğinden, keşke önceden sorsaymışım.

B planı düşüneceğiz artık, güncellerim artık burayı da başardık ya da başaramadık diye.
0
🌸tuborg yesili
(01.11.21)
Kesin yetmez demek saçma olur. Ben bağlantılı 4 seferden oluşan ekspres bir seyahate bilet almıştım. (İzmir -> İstanbul -> Londra -> Şikago -> Kansas City şeklinde). İzm-İst hariç diğer uçuşların arasında 45-60 dakika vardı ve hepsine koşmama bile gerek kalmadan bindim.

Bu arada valiziniz olsa ve farklı firmalardan uçuş alsanız bile ilk binişte havaalanındaki görevliden yardım isteyerek bu iki uçuşu bağlantılı hale getirebiliyorsunuz. Yani valiz yine son durağa gidiyor. Daha önce yaptırdım oradan biliyorum. Kansas City - Şikago uçuşu American Airlines ile (OneWorld üyesi), sonraki uçuşları THY ile (Star Alliance üyesi) yapmıştım ve valizi Kansas City'de verip son durakta aldım. Böyle bir şey mümkün. Ancak bu bağlantıyı yetkisi olan biri yapabiliyor. Aklınızda olsun.
0
himmet dayi
(01.11.21)
ucaktan ilk inmeye calisabilirsin bu sayede psaportta da en onde olursunuz
0
ala09
(01.11.21)
(11)

Fransızca & Almanca

liberal
Merhaba arkadaşlar,size bir anket ile birlikte geldim.Şu an liseye yeni başlayacak olsanız ve imkanınız da olsa, veya yaşı büyükler çocukları için de bunu cevaplayabilir.1- Fransız liseleri ve sonrası Fransa'da üniversite ve orada bir yaşam.2- Alman&Avusturya lisesi veya almanca eğitim veren alev gi
Merhaba arkadaşlar,
size bir anket ile birlikte geldim.

Şu an liseye yeni başlayacak olsanız ve imkanınız da olsa, veya yaşı büyükler çocukları için de bunu cevaplayabilir.

1- Fransız liseleri ve sonrası Fransa'da üniversite ve orada bir yaşam.
2- Alman&Avusturya lisesi veya almanca eğitim veren alev gibi liseler ve sonrasında almanya'da üniversite ve orada bir yaşam.

Siz hangisini seçerdiniz, ayrıca yaşınızı da yazabilir ve anketime katılım gösterirseniz sevinirim.
0
liberal
(01.11.21)
Bu tamamen hangi alanda çalışma planlandığıyla alakalı bir şey. Fransa'nın A sektörü gelişmiştir, o alanda çalışan insanlar için Fransızca bilmek fayda sağlar. B sektöründe Almanya öncüdür, bu alanda çalışanlar için Almanca olmazsa olmazdır.

Yaşam kısmına gelince, bir ülke bir sektörde öncü olsa bile o alanda iş gücüne çok ihtiyacı olmayabilir.

Kısacası bu seçimi yapacak kişinin hangi alanda ilerleyeceği üzerine bir planı yoksa yaptığı seçimin de çok bir anlamı yok açıkçası. Kişisel zevkine göre bir seçim yapabilir.

27
0
akhenaten
(01.11.21)
cocugun neye egilimi olduguna gore degisir.

fen matematik ise almanca
sanat sepet ise fransizca

dil ile de bitmiyor, sonra sectigi universitenin de ekolu onemli, dikkat etmek lazim.

39
0
cooperr
(01.11.21)
Üniversitelerini düsünerek Almanca derim.

Fransiz sistemindeki hoca-ogrenci iliskisini hic sevmiyorum. Hoca gelir, anlatir, ona pek soru sorulmaz, seve seve ulasilmazlari oynar; Türkiye´dekiler gibi... Almanya´daki üniversite anlayisi cok farkli.

Almanya´da lise ve üniversitede ogrenci cok daha ozgur alana sahip, bununla birlikte tek basina hareket edecek ve tek basina kararlar verecek kadar da ozguvenli ve isini halledebilen biri olmasi sart.
0
buf-e kür
(01.11.21)
şu anda almanca çalışıyorum, akademideyim, özel sektörde de çeşitli ama çoklukla alman şirketlerinde çalıştım.
eğitimle ilgili danışmanlık destekleri de verdim. bununla birlikte; fransız liseleri diyorum. mümkünse orada yaşam diyorum.
bir de bi noktadan sonra yetişkinler, ebeveynler olarak daha fazla yönlendirme yapamıyorsunuz. en doğrusu/ideali diye bişey yok. fransada üniversite okuyup, ben rusyaya gitmek istiyorum da diyebilir. sizlik bir durum yok yani.
ısrarla fransız ekolü dememin sebebi (özellikle bu yaşta) alman eğitiminin konservatif, içkin yapısı. fransız eğitim sistemiyse -her şeye rağmen- daha liberal daha aşkındır. hayatta herhangi bir şeyden vazgeçerse alternatif bulma imkanı kolaylaşır diye düşünüyorum.

yaşım 30 civarı : )
0
rewlack
(01.11.21)
Türkiye'de Fransız liseleri Alman liselerine göre daha çok sayıda. Bu da seçeneğin artması demek. Bir de Fransız liseleri daha tanınmış. Ben Fransa'da yaşamayacak olsaydım bile Fransız lisesine giderdim. Yaşam konusu bundan bağımsız.

28
0
dissendium
(01.11.21)
Fransa mı kaldı, oldukça hantallaşmış, geri düşen ülke. Dahası Avrupa'nın birçok ülkesinde Almanca konuşuluyor. Kıyaslanamaz bile, doğrudan Alman lisesi, Almanca.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(01.11.21)
almanca eğitim veren bir anadolu lisesinde okudum. seçme şansım ve imkanım olsa kesinlikle direkt alman lisesinde okurdum. alman lisesi yetmiyorsa en azından abitur verebilen diğer almanca öğretim yapan liselere bakardım. o da olmuyorsa ennn azından sprachdiplom/dsd alabileceği bir lise arardım. ancak bunların hiç biri olmuyorsa fransız liselerine bakardım.

mühendis - 31
0
roket adam
(01.11.21)
cocuk ne okumaya meyilli? politika vs ise fransiz, bilim, mühendislik ise alman okulu.
30
0
Coma
(01.11.21)
eğitimi kendi normalarınızla değerlendirmeyin.
dil veya üniversite "meslek edindirme" için seçilemez.

eğitim, yaşam, gelişim, kazanım hepsinin toteline bakıldığında elbette fransız liseleri daha iyi bir seçenek.
alman lisesine de gitse pişman olmaz.
hem mühendis, hem sosyal bilimci/sanatçıyım.
30
0
jimjim
(01.11.21)
Fransiz mezunuyum, lisenin 1 kurus ekmegini yemedim verdigi ozguven disinda.

Gecmise donsem yabanci liseye zaten gitmem. en guzel zamanlarinda esek gibi calisip sabaha kadar odev yapiyorsun, en fazla 5 ustunden 2 almak icin.
Yazlarin falan okulda geciyor.
Hocalarin egosu kaprisi omrunu kisaltiyor.
Bir de parani aliyorlar.
O paraya 2 ev alsam su an yatardim.

Fransizi da almani da ayni.

Ha 2 okul arasinda kalsam is bulma acisindan almani secerdim.
Su an benim meslegimde(muhendis) almanlik iyi.
Ayrica almanlar disardan isciye daha acik.

Fransiz ik'si ile gorusmek yerine kafana sik daha az aci cekersin. Universite kaydi bile oyle, adamlar is yapmamak icin dogmus.

Is bulma derdi yoksa fransizca kulturu almani dover.
Fransizca egitim alinca tonla dile kulture asina oluyorsun.
0
divit
(01.11.21)
alman&avusturya. fransizcayi da fransayi da pek sevemedim

27
0
ala09
(01.11.21)
(2)

ev için kredi şartları

haskoylu deli hasan
selam duyuru ahalisi,almanyada yaşayan karı koca iki kişi türkiyede 3 ev almak istiyorlar krediyle alacaklar evi. evlerin her birinin değeri 400 bin lira. toplamda 1.2 milyon yani. bu evlerin toplam değerinin yarısını peşin olarak verip kalanı için kredi çekilmek istense bu kişiler türkiyede yaşamad
selam duyuru ahalisi,

almanyada yaşayan karı koca iki kişi türkiyede 3 ev almak istiyorlar krediyle alacaklar evi. evlerin her birinin değeri 400 bin lira. toplamda 1.2 milyon yani. bu evlerin toplam değerinin yarısını peşin olarak verip kalanı için kredi çekilmek istense bu kişiler türkiyede yaşamadığı için krediyi alma şanları var mı? yoksa almanyadaki gelir ve evin üzerine konulacak ipotek ile her ev işçin yarısı kadar kredi verir mi bankalar?
0
haskoylu deli hasan
(01.11.21)
Konsolosluktan onaylı gelir belgesi ve %20 peşinat yeterli olur diye bildirilmişti bana Ziraat Bankası'ndan.
0
Mirket
(01.11.21)
www.kuveytturkozel.com.tr şöyle şeyler var, bankalarla görüşmenizi öneririm. her banka vermiyor ama bazılarında var bu tarz uygulamalar.
0
roket adam
(01.11.21)
(6)

Çocuk Yapmak

rahip janick
1- Hayatının bir kısmında çeşitli sebeplerle çocuk yapmak istemeyip sonrasında çocuk yapan ya da çocuk yapmaya karar veren var mı?2- Neden çocuk yapmak istemiyordunuz?3- Neden çocuk yaptınız ya da yapmaya karar verdinizi, fikrinizi ne değiştirdi?Kişisel not: Gördüğüm kadarıyla çocuk yapmak insanları
1- Hayatının bir kısmında çeşitli sebeplerle çocuk yapmak istemeyip sonrasında çocuk yapan ya da çocuk yapmaya karar veren var mı?

2- Neden çocuk yapmak istemiyordunuz?

3- Neden çocuk yaptınız ya da yapmaya karar verdinizi, fikrinizi ne değiştirdi?

Kişisel not: Gördüğüm kadarıyla çocuk yapmak insanların hayatlarına anlam katmak ya da tutunacak bir dal bulmak için muhteşem bir şey. Çocuk, insanın zihnini ve bedenini çok uzun süre meşgul ediyor, çok uzun süre dikkat istiyor. İş ya da hobi gibi değil. Muhtemelen hiç anlamsızlaşmıyordur (isnanların geneli için). Tabii sonrasında (doğal olarak) gitmek, uzaklaşmak istedikleri için ebeveynlerde (genelde) büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor ama o zamana kadar gayet iyi ve pahalı bir meşgale.
0
rahip janick
(31.10.21)
benim çok yakın bir arkadaşım, 18 yaşından beri eşiyle birlikteler, çocuk konusunda çok kesin konuşuyorlardı. ekstra sorumluluk istemiyorlar sürekli gezmek vs istiyorlardı. eşi 32 yaşına gelince bir daha yapamayacağız bir oturup düşünelim demişler ve yaptılar sonra çat diye. anladığım kadarıyla genelde sebep bir daha yapamama ve geç kalma korkusu oluyor.
0
roket adam
(31.10.21)
Bi yastan sonra "cocuk yapmaliyim" item'i yukleniyor insanlara :)
0
brkylmz
(01.11.21)
Genç yaşta daha böyle konular uzakken atıp tutmak kolay. Ben mesela "hiç çocuk yapmayacağım" demiyordum ama "bu kadar aileye ihtiyacı olan çocuk varken neden bir yenisini dünyaya getireyim ki, evlat edinirim" diye düşünüyordum hep, çok sık dillendirmesem de. Özellikle 20 yaş civarı az önce dediğim sebepten çok cesur ve yargılayıcı konuşabiliyor, iklim krizinden girip popülasyondan çıkarak ekofaşizm yapan, "çocuk yapmak sorumsuzluk ve bencilliktir" diyerek insanları yargılamayı kendine hak gören sağlam bir kitle var mesela tüm dünyada :)

20 yaşındaki bana kalsa 30'dan önce hayatta evlenmezdim mesela, 27'yi doldurmama 2 ay kala evlendim. Asla da pişman olmadım. Fakat 31 yaşına geldiğimde öğrendiğim şey, hiçbir zaman kesin yargılarla konuşulmaması gerektiği. Siz değişiyorsunuz, dünya değişiyor, hayatınız değişiyor. Fikir değiştirenden değil de fikri sabit olandan daha çok korkarım ben.

Nasıl çocuk yapmaya karar verdiğime gelirsek, birçok faktör sözkonusu. Bunlardan biri elbette @brkylmz'ın dediği "çocuk yapmalıyım" itemi, hakikaten var öyle bir şey, 30 civarı geliyor. Fakat bunun ötesinde, benim yaşam felsefeme - hiçbir işe yaramadığı artık kanıtlanmış olan - "çocuklarımıza iyi bir dünya bırakamadık" vahvahlanmasından ziyade, "dünyaya iyi çocuklar bırakmak" görüşünün daha uygun olması. Bu hayat görüşü sebebiyle akademide kalmayı seçtim mesela. Dünyaya daha iyi çocuklar bırakabilirsek, hem çevre hem de insanlık için daha hayırlı olacak. Peki bu iyi çocuklar nasıl yetişir? Önce muhakkak sevgi ve destekle, sonra çeşitli sosyal, kültürel ve ekonomik imkanlarla. Tüm bu imkanları çocuğumuza sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Bunun üzerine, eşim de ben de, insanlarla ve özellikle gençlerle iyi iletişim kuruyoruz, onlara yol göstermeyi, destek ve motivasyon kaynağı olmayı seviyoruz. Yani ikimizin de içinde çocuğumuza vakit ve enerji ayırmak için gerekli karakteristik özellikler mevcut. "Zaten tüm anne babalar kendi çocukları olduğunda bu motivasyonu bulurlar" diyebilirsiniz ama, bu yaşımda öğrendiğim bir diğer şey, herkesin anne baba olmaması gerektiği. Çocuklarını gerçekten sevmeyen, onlara destek olmayan, enerjilerini sadece kendilerine ayırmak isteyen o kadar çok ebeveyn var ki.

4 aylık hamileyim, bebeğimin hareketlerini son 2-3 haftadır hissedebiliyorum. O hareketleri hissetmek, ultrasonda görünce heyecanlanmak, bir sonraki ultrasona gün saymak, babasıyla birlikte geleceğimizin hayallerini kurmak o kadar güzel ki. Cevabın en başına dönecek olursak, mantıklı düşününce evlat edinmek hala en doğru çözüm gibi görünebilir, fakat böyle şeyler yalnızca mantık işi değil. Hamilelik sürecini yaşamak, kaşı gözü kime benzeyecek diye merak etmenin yanı sıra, evlat edinmenin bambaşka sorumluluk ve yükleri var. Bir çocuk yetiştirmenin sorumluluk ve yüklerine hazır olsam da, evlat edinmenin zorluklarına hazır hissetmediğim için fikir değiştirdim.

Ek olarak, çocuğumun bir birey olarak yetişmesi ve bağımsızlaşması, bizden ayrı olarak hayatını kurması beni hayal kırıklığına uğratmaz, aksine mutlu eder. Çünkü en önemli hedeflerimizden birisi bu olacak zaten çocuğumuzu yetiştirirken. Elbette bir miktar hüzün olur ama tatlı bir hüzün olur diye tahmin ediyorum.
0
gmzo
(01.11.21)
Valla gençliğinde istemeyip, orta yaşlarda yükselenler için tek düşüncem: Ölüm korkusu... Geride kalacak bir parça bırakmak isteği olarak görüyorum ben genelde.

Hep düşünüp "geziyoruz sonra bi ara yaparız" diyenleri ayrı tutuyorum.
0
lcha
(01.11.21)
Hayatımın hiç bir döneminde çocukçu bir insan olmadım. Tek hayalim anne olmak vs. gibi değildim hiç. Uzak gelecekte böyle bir plan vardı ama o gelecek çok uzak gibiydi. Sağlık sorunlarım sebebiyle doktorum eğer çocuk planım var ise öne almamı istedi. Çok üzüldüm, planlayamama durumum sebebiyle. Kızımı çok seviyorum ama çocuk çok zor. Süreç zor (hamile kalma, hamilelik, doğum, lohusalık, işe dönüş, başkasının bakım vermesi vs.)

Bu arada ben kişisel notunuza katılmıyorum. Çocuğu şekillendirmek, ona bir şeyler öğretmek, vakit geçirmek çok güzel elbette. Ama ben hiç; anne olmak dünyanın en güzel duygusu, hayatım anlamlandı, ben bu hayatta en çok anne olmayı sevdim falan diyemedim.
Ama kızım çok güzel. Bal, bal bi görseniz.
0
snd88
(01.11.21)
ben 30 yaşıma gelmeme, biyolojik olarak alarm zillerinin çalmasının farkında olmama rağmen kesinlikle çocuk istemiyordum. çünkü çocuk bana külfet gibi görünüyordu. bana zevk veren herşeyden çocuk yüzünden uzak kalacaktım. hayatımda bir anlam, tutunacak dal ya da meşgale eksikliği yoktu. tam tersine bir sürü yapmak istediğim şey vardı ve çocukluğum ile ilk gençlik yıllarımda bana dünyayı dar eden kendi ailem artık yoktu maddi olarak özgürdüm ve yeniden doğmuş gibiydim. bir çocuk sahibi olarak bir sürü sorumluluk altına girmek en son isteyeceğim şeydi. bir gün şikayetlerimden dolayı gittiğim doktorum derhal çocuk yapmamı aksi takdirde yumurtalıklarımı kaybedecek kadar ileri derecede kist sahibi olduğumu söyleyince ya çocuğum olmazsa ve ileride çok pişman olursam motivasyonu ile çocuk yapmaya karar verdim.neyse çocuk doğduktan sonra ilk 2 yıl aşşşşşırı zorlandım. uykusuzluk çocuğun memeye bağımlılığı ve ilk başta tahmin ettiğim gibi sevdiğim herşeyden çocuğa zaman ayırmak zorunda olduğum için uzak kalmak beni psikolojik olarak çok etkiledi. bonus olarak da uykusuzluklar yüzünden migrenim öyle bir seviyeye geldi ki yarım insan oldum hala da iflah olmadım aldığım ilaçlardan 20 kg aldım sürekli bir başağrım var. çocuk doğduğundan beri içgüdüsel olarak onunla ilgili tüm sorumluluklarımı yerine getirdim ve tabi ki çok seviyordum ama 2 yaşından sonra ne olduysa bana bir şeyler oldu ve hayatımda hiç kimseyi sevmediğim kadar onu seviyorum aşk ama anlatılmaz bir aşk resmen. onunla kurduğum bağ o kadar farklı ve ileri bir seviyeye ulaştı ki bu beni korkutur hale geldi zira o da sıradan bir canlı ve ben kader ve hayatı kontrol edemeyecek kadar zayıf biriyim. çocuğun babası çocukla senin kalbiniz bile senkronize atıyor diyor . onun ihtiyaçlarını demeden anlıyorum çocuksu krizlerinde onunla birlikte duygulanıyorum (normalde aşırı rasyonel biriymdir). onun gözlerine bakınca kokusunu duyunca fazla aşktan çıldıracak gibi oluyorum bana sarılıp beni öptüğünde seni çok seviyorum anniş falan dediğinde bende devreler yanıyor ve durup durup ağlıyorum? fazla duygusallıktan tabi ve bunun mantıkla akılla izah edilebilir hiç bir yanı yok. evet hızla büyüyor ve bir gün bu bebeklik çocukluk halleri bitecek kocaman bir yetişkin olup kendi hayatı olacak ve kaçınılmaz son benim yanımdan gidecek :) belki de benim bu hüzünlerimi en çok açıklayan şey sizin de bahsettiğiniz bu hayal kırıklığı..bunu ne yazık ki hiç bir şekilde kendime açıklayamıyorum belki bu hayalkırıklığını yaşamamak için başa dönüp hiç çocuk yapmamak gerekti. mesela şimdi bir kahve alıp dizi seyretmek bir lüks çünkü her boş vaktimi ona vermem gerekiyor ve bu bazen beni sıkıyor ama gün gelecek o büyüdüğünde tüm kahveler ve diziler benim olacak bu sefer de ben onun yokluğuna alışamayacağım aslında çok adaletsiz çünkü ben kendimi tek başıma yaşamaya ve ayakta durmaya alıştırmışken birden o geldi benim tüm düzenimi bozdu sonra ona öyle bir bağlandım ki o gittiğinde tekrar sıfır noktasına döneceğim. hayat tam olarak bu demek belki de
0
iwillsee
(02.11.21)
(7)

gardırop önerisi

gizemli dede
yatak odası için gardırop önerisi arıyorum arkadaşlar. daha çok, en azından 1-2 sene kullanıp da memnun kaldığınızı söylerseniz çok memnun olurum. memnun kalmadığınızı da söylerseniz de faydalı oluyor birkaç tanesini eledim mesela araştırdığım kadarıyla ikea ve vivense gibi
yatak odası için gardırop önerisi arıyorum arkadaşlar. daha çok, en azından 1-2 sene kullanıp da memnun kaldığınızı söylerseniz çok memnun olurum.

memnun kalmadığınızı da söylerseniz de faydalı oluyor birkaç tanesini eledim mesela araştırdığım kadarıyla ikea ve vivense gibi
0
gizemli dede
(31.10.21)
Çok araştırıp İkea'da karar kılmıştım. Aradan geçen 3 yılın sonunda ne iyi etmişim de İkea'dan almışım diyorum.
0
Mirket
(31.10.21)
@mirket hangi model kullanıyorsunuz ?
0
funl
(31.10.21)
www.ikea.com.tr

Ayna kapak
Kapağı, çekmecesi, rafı, askısı, tamamen kendi tasarımın oluyor. Yerini ölçüp biçiş, şeklini kafanda kurup gidiyorsun, bilgisayar başında sen anlatıyorsun, onlar çizip gösteriyor. Tamam deyip alıyorsun. Çekmeceye paran yetişmediyse yerini boş bırak, git iki sene sonra al.
0
Mirket
(31.10.21)
ikea pax'tan çok memnunuz genel olarak. tasarımını da kendimiz yaptık ikea'da, tam ihtiyacımıza göre oldu. kendi evimde 1.5 senedir kullanıyorum ailem de 6-7 sene önce almıştı hala aynı denebilir.
0
roket adam
(31.10.21)
ikea pax demeye geldim, çok çok memnunum.
0
benaslinda
(01.11.21)
tepe home'dan almistik evlenirken, ne aldiydak oradan cok memnunuz
0
sweetoffice
(01.11.21)
fabrikasyon üretim en ucuzu en mantıklısı eğer ahşap olayına girilmeyecekse
0
bir soru sorcam
(01.11.21)
(8)

Erkek etek tıraşı hakkında bazı sorularım var.

put it in your appropriate place
1 - ) Genital bölge ve koltuk altı ne kadar sıklıkla alıyorsunuz/kesiyorsunuz?2 - ) Genital bölge ve koltuk altı için ne kullanıyorsunuz? Her seferinde gillete permatik alıyorum. Bir defa kullanıp, atıyorum.
1 - ) Genital bölge ve koltuk altı ne kadar sıklıkla alıyorsunuz/kesiyorsunuz?

2 - ) Genital bölge ve koltuk altı için ne kullanıyorsunuz? Her seferinde gillete permatik alıyorum. Bir defa kullanıp, atıyorum.
0
put it in your appropriate place
(31.10.21)
-rahatsiz etmeye başladıkça, her vücudun yenileme hızı farklıdır ayrıca, benim 2 ayda bir oluyor ortalama.

-eski sakal sekillendiricisini sadece vücut trasi için kullanıyorum.
0
sanguine
(31.10.21)
1- ayda bir.

2- permatik banyo. kullan at tarzında.
0
zgrydn
(31.10.21)
önceleri ben de gilette mach 3 ile alıyordum. normal jilete göre çok daha iyi kesiyor ve zaten ayda 1-2 kez kullanıldığı için daha uzun ömürlü oluyordu sıradan permatiklere göre.

son bir kaç yıldır genital bölgemde jilet kullanmıyorum. makine ile kesiyorum. başlıksız değil en kısa başlıkla kesiyorum. tabi jilet gibi sıfır kesmiyorum bilerek. çok kısa kalacak şekilde kesiyorum. ki bence böylesi çok daha rahat oluyor.

koltuk altı için makine kullanmıyorum jilete devam. çünkü makine koltukaltımı tahriş ediyor benim.

tıraş sıklığı kişiden kişiye göre değişir. genel olarak 1.5 ayda bir gibi ortalama süre bende.
0
pardus
(31.10.21)
2) tıraş süresi kişinin hormonal yapısına ve kullandığı tıraş yöntemine göre değişir. genelde ayda bir kullanılır.

1) genitalde gözlemlerime göre jilet hızlı ve sert çıkarıyor. makas/makine gibi kısaltma yöntemleri daha uzun sürede uzatıyor.

koltukaltında jilet dışında bir kez makine denedim. acıttı. jiletle devam ettim.
0
debian
(31.10.21)
genital bölge için philips 3000 serisini öneririm (bkz: https://www.philips.com.tr/c-m-pe/erkek-vuecut-bakim-setleri/3000-serisi-vucut-bakim-seti )başlık olarak daha iyidir.sinek kaydı yapıyor. hem koltuk altı hemde sırt-göğüs içinde çok rahat kullanılır.
philips 1000 serisi pilli o yüzden gücü biraz daha az. başlığıda tarakla kullanırsan sıfır almıyor.tarağı çıkardığın zamanda tahriş yapıyor.
0
astronom bey
(31.10.21)
araya kaynayayım

makine kullanan arkadaşlar testisler için de makine mi kullanıyor?
bende eski tıraş makinem var sakal için kullandığım, onunla testisleri alırken kestim birkaç kez kanadı falan. o yüzden oralarda jilet kullanıyorum da, şu philips body groomlarla falan alıyor musunuz oraları da? acıtma, kesme oluyor mu?
0
senolll
(31.10.21)
1- 2-3 haftada bir
2- jiletten nefret ederim. her şeyi makina ile kısaltıyorum genel olarak. philips'in çok başlıklı makinalarını kullanıyorum sakal + vucut için. hiç bir acıma, kesme falan olmuyor. bu arada hiç bir yeri sıfır almıyorum, neden testisi genital bölgeyi falan sıfır alma gibi bir takıntı var onu da anlamıyorum.
0
roket adam
(31.10.21)
@senolll

testisler hiçbir zaman sıfır alınmamalı bence. kısaltmak her zaman daha garanti yaralanmalardan kaçınmak için. ekstra hassas bir derisi var sonuçta.

kaldıki cinsel bölgeler sıfır tıraş edildiğinde hastalıklara kolayca bulaşma yolu açmış olur. hiç kesmemekte afedersin ayı gibi gezmekte aynı şekilde pislikten dert açar insanın başına. o sebeple ben makinenin en küçük başlığıyla kesiyorum bir süredir.
0
debian
(31.10.21)
(3)

Beyaz yaka maaşı ne kadar olmalı?

anarsika
İngilizce gerektiren ama yeni başlayan birinin 4-5 ay içinde büyük kısmını öğrenebileceği masa başı işin tr'deki değeri ne kadardır veya ne kadar olmalıdır? Atışlar serbest.
İngilizce gerektiren ama yeni başlayan birinin 4-5 ay içinde büyük kısmını öğrenebileceği masa başı işin tr'deki değeri ne kadardır veya ne kadar olmalıdır?

Atışlar serbest.
0
anarsika
(31.10.21)
yeni baslayan brut 6100 falandir. ne kadar olmali kismina bir sey demiyorum
0
ala09
(31.10.21)
Etrafımda 5-5,5 bin çok duyuyorum yeni başlayanlar için meslek fark etmeksizin.
0
atom karincanin torunu
(31.10.21)
5-6 bin tl civarında oluyor standart bir beyaz yaka başlangıcı.
0
roket adam
(31.10.21)
(6)

düz kullanıcı için macbook air m1 8gb

avianthem
5 yıllık laptop var evde, 5 dakikada anca açılan ve sürekli mavi ekran veren. kısacası kendine hayrı yok, elimde kalacak bir gün. bir de 5 yıl öncenin sağlam oyuncu bilgisayarı olan bir masaüstü var ama o da evdeki konumu ve ortalıkta dolaşan ufak çocuk olduğundan pek bir kullanışsız. gelelim şimdi
5 yıllık laptop var evde, 5 dakikada anca açılan ve sürekli mavi ekran veren. kısacası kendine hayrı yok, elimde kalacak bir gün. bir de 5 yıl öncenin sağlam oyuncu bilgisayarı olan bir masaüstü var ama o da evdeki konumu ve ortalıkta dolaşan ufak çocuk olduğundan pek bir kullanışsız. gelelim şimdi soruma:

excel, film, dizi, müzik, internet, podcast, word, ucundan kıyısından oyun vs. için evde ve işte kullanılacak bir macbook alasım var. alınacak en ucuz model de 8gb ram'li 256gb hafızalı m1 macbook air. yukarıda saydıklarım için fazlasıyla yeterli olduğunun farkındayım ama bir 5 sene sonra durum ne olacak mesela? 16gb ram'e geçecek bütçem yok malesef, yarın bir gün mac os güncellemesi geldiğinde gömülü 8gb sorun çıkarır mı bana? planlı eskitme vs. ayağına iki seneye yavaşlamaya başlamasın?

"o kadar paraya bilmemne windows laptop var." demeyin lütfen, biraz da amacım farklı bir platforma alışmak olduğundan macbook'a geçmek. macbook gurularının cevabını bekliyorum, şimdiden teşekkürler.
0
avianthem
(30.10.21)
şu gün için oldukça yeterli ama senin de farkettiğin gibi şansın yaver giderse 5 sene 10 sene de kullanabiliyorsun, işte ilerde sıkıntı olur mu acaba diye insanın aklına takılmıyor değil.

ramler de lehimli yani değiştirme gibi bişey söz konusu değil ne yazık ki.

bu arada kronik mac sorunlarını da göz ardı etmemek lazım.

geçmişten günümüze, patlayan piller, şişip kasayı yamultan touch padi çalışmaz hale getiren piller, ekran soyulması, kelebek klavye(3 ayda bozulan klavye) ve m1lerde de sebepsiz yere ekranın kırılması çatlaması sorunu varmış.

bende mid 2015 macbook pro var 16 gb ramli, müzik için almıştım o yüzden 16gb önemliydi şugün de iyi kötü ihtiyaçlarımı karşılıyor ama senin için böyle bişey söz konusu değil. m1 de alıp denemedim ama çok güçlü bir işlemci olduğunu biliyorum.
0
killerbee
(30.10.21)
8 senelik 4gb ramli macbook air ile saydığın işlerin hepsini yapabiliyorum. M1'li macbook air düşürüp kırmadığın, üstüne su dökmediğin sürece falan rahat rahat götürür 5 sene.
0
10032007
(30.10.21)
Elimde 7 senelik air var, zamaninin en ucuz modeliydi. sadece sarj kablosu zarar gordu tamir ettirdim. Bir tane de tusu kirildi apple bedavaya halletti. Evde hunharca kullaniyoruz, bir kac kere yere dustu, cocuk ustune birsuru sey doktu vs. 1200 cycle falan var pilde, hala 4 saat sarj tutuyor.

Cok cekinerek aldim ama windows ekosistemine kimse donduremez beni bu saatten sonra, tavsiye ederim. Al bir tane dertlerden kurtul diorum.
0
cooperr
(30.10.21)
güncelleme konusunda ben high sierra kullanıyorum mesela, tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor, bigsur kurdum ama beğenmedim, bilgisayar sıcaklıkları çok yükseldi ve basit şeylerde takılmalar oldu mesela youtube da izlerken, tekrar high sierra kurdum.

siz de hep en yeni güncellemeyi yapmak zorunda değilsiniz. benim felsefem bellidir bu tür konularda, programlarım çalışıyorsa, yapacağım güncelleme bana çok büyük bişey kazandırmıyorsa, 'çalışıyorsa kurcalama' der geçerim.
0
killerbee
(30.10.21)
insanlar 8gb hafızalı intel air'leri hala sorunsuz kullanıyorlar. çekinme, fiziki bir sıkıntı olmazsa hiç değilse 5-7 sene dertsiz tasasız gider.
0
fever
(30.10.21)
son 3 macbook'umu da 5+ seneden fazla kullandım, sonra da sattım başkaları hala kullanıyor. kesinlikle iyi bir tercih olur.
0
roket adam
(30.10.21)
(8)

ailecek gezmeye gidilebilecek iller?

dayrise enterprises
istanbul'dan arabayla yola çıkacağız. 3-4 gün boyunca doya doya gezebileceğimiz kadar doğal ve kültürel zenginliklere sahip şehir tavsiyesine ihtiyacım var. (edirne, bursa gibi yakın yerler dışında) şahsen şanlıurfa vardı aklımda ama özellikle sözlükte yazılanları okuyunca hevesim kaçtı. ne dersiniz
istanbul'dan arabayla yola çıkacağız. 3-4 gün boyunca doya doya gezebileceğimiz kadar doğal ve kültürel zenginliklere sahip şehir tavsiyesine ihtiyacım var. (edirne, bursa gibi yakın yerler dışında) şahsen şanlıurfa vardı aklımda ama özellikle sözlükte yazılanları okuyunca hevesim kaçtı. ne dersiniz?
0
dayrise enterprises
(30.10.21)
3-4 farklı rota var zaten bu konuda.
biri ege rotası, ayvalık tarafından başlayıp bodrum'a kadar giden bölge. yazın yaparsanız bol bol denize de girersiniz
diğeri ada rotası, bozcaada, cunda gibi yerler olabilir arabayla yine
diğeri karadeniz rotası, sinop - artvin arası çok keyifli a'dan z'ye tek yoldan tüm karadeniz gezilebilir.
diğeri de doğu rotası, adana urfa antep mardin hepsi olabilir.

süreye ve zevke göre seçilebilir. yemek için gezen tipler değilseniz bence doğu rotası çok gerekli değil, en büyük olayı yemek oranın. bence gitmediyseniz süreyi biraz daha uzatıp karadeniz rotası yapın, cidden gitmek lazım.
0
roket adam
(30.10.21)
Kuzey ege. Canakkale falan. Yol da yoruyor insani hesaba kat.
0
Coma
(30.10.21)
Samsun tavsiye ederim.
0
dissendium
(30.10.21)
Diyarbakır tavsiye ederim. Gezilecek yer çok, güzel yemekler var.
0
spartamed
(30.10.21)
urfa'da hiçbir şey yok. mardin'e gidin kesinlikle, büyülü bir yer gerçekten. hayran kalınası.
0
avianthem
(30.10.21)
Urfa'da bir sey olmadigi yalan. Bir kere tam bir ortadogu sehri ve muhtemelen simdiye kadar gordugunuz yerlerden cok farkli. En iyi secenek demiyorum ama sirf onun icin bile gidilir.
0
hot potato
(30.10.21)
gaziantep-hatay ya da mardin-diyarbakır tavsiye ederim.
0
dedim ben sana
(30.10.21)
Antep urfa diyarbakir mardin rotasını ben de tavsiye ederim. Urfa da asla hayal kırıklığı yaşamazsınız. Ama bir sey planlamadan google maps ile sehre gidip 'ee simdi nereye gidelim' derseniz olmaz tabii. Eski sokaklar, Balıklıgöl, gobeklitepe, Birecik vs vs..
0
duster
(31.10.21)
(8)

küçük araba hasarları neden önemli?

erenderk
soru saçma gelebilir. arabam yok, olsun gibi bi isteğim de hiç olmadı. o yüzden anlamıyor olabilirim. kardeşimin arabası var. dün biri çarpıp gitmiş, bi yeri minik çizilmiş. ben böyle minik çizik, küçük çapta içe göçme vs görsem hiç umursamam bile, devam ederim öyle. ama o hemen sanki çok büyük bi ş
soru saçma gelebilir. arabam yok, olsun gibi bi isteğim de hiç olmadı. o yüzden anlamıyor olabilirim. kardeşimin arabası var. dün biri çarpıp gitmiş, bi yeri minik çizilmiş. ben böyle minik çizik, küçük çapta içe göçme vs görsem hiç umursamam bile, devam ederim öyle. ama o hemen sanki çok büyük bi şey olmuş gibi tamire götürüp birkaç yüz lirayı gözden çıkarabiliyor. bana motor ve genel aksam bozulmadığı sürece çizik/göçüğe çok takmak garip geliyor. niye böyle? benim göremediğim bi önemi mi var bunların? araba satılınca kötü durmasın diye mi hepsi? neden sürekli satma ihtimali düşünülüyor? araba sahibi olmak öyle bi şey mi? hep satacak gibi mi kullanılır araba? öyleyse, rahatsız edici bi duygu değil mi bu? evdeki eşyalar da çiziliyor, bozuluyor, satma ihtimalini düşünüp yaptırmaya göndermiyoruz. araba bu bi de dışarda yani sürekli, illa ki bi şeyler olacak. yarıp geçmediği sürece çizilmiş olsun, öyle kalsın nolur ki? satılacağı zaman komple tüm çizikler düzeltilir, bir kerede aradan çıkmış olmaz mı? niye her seferinde olay oluyor? araba sahiplerinde anlamadığım bu tuhaf hassasiyetin sebebi nedir?
0
erenderk
(30.10.21)
Türkiye'de genel olarak bir boya takıntısı var. Bu doğru. Abartılı bulmakla birlikte bu ufak hasarların giderilmesini kısmen doğru buluyorum. Doğru bulduğum kısmı da şu; boya ve altındaki astarın çizildiği durumda ilgili sac parça oradan paslanmaya başlar ve paslanma içten devam eder. O ufak çizik kapatılmazsa parça komple hurda olabilir. Bu da çok ciddi bir problem bence.

Bir de neden satacak gibi kullanılır kısmına degineyim. Evet her zaman satacak gibi kullanılır. Çünkü her zaman satılır. Bir aracı 40 yıl kullanıp en sonunda hurdaya ayırma işi bir tek köylerde falan kaldı muhtemelen. O yüzden ev eşyası ile kıyaslamak doğru değil. Zaten eve 300 bin liralık eşya almıyoruz. Eğer öyle bir şey alırsak da (atıyorum bu bir tablo olsun) onun bırak çizilmesini, tozlanmasını bile göze almaz kimse. Bu kadar yüksek değerde bir şeyin (araba için maalesef diyelim) değerini kaybetmesine göz yummak ekonomik anlamda mantıklı değil. Özellikle bizim gibi hayat şartlarının zor olduğu ülkelerde.
0
himmet dayi
(30.10.21)
Genel olarak bizim insanlar arabalarına çok önem verir, özellikle erkekler.

Bir çok şeyden önce gelir arabaları, ben bunu genel olarak arabanın ülkemizde zor ulaşılır bir emtia olmasına bağlıyorum.

Arabaya doymuş, belirli bir yaş üstü insanlarda bu huy zamanla azalıyor. Ben mesela kolay kolay araba yıkatmam bile, senede bir bilemedin iki kere yıkatırım.

Ulan yine kirlenecek çünkü! Yakıt alırken oradaki süngerli cam silme zımpırtısıyla camları siler geçerim.

Ufak tefek vurukları, çizikleri asla önemsemem. Koşa koşa yaptırsam hemen yarın başka biri daha vurabilir çünkü, İstanbul bura.

Ama bunları şimdi 40 yaşında biri olarak söylüyorum, 20 yaşlarımda ben de arabamı yıkar, siler, cilalardım.

Eğer vuruk/çizik saca inmediyse çürüme ve paslanma riski olmaz, eğer bu risk varsa yaptırmak lazım tabi ki.
0
John Bloor
(30.10.21)
Almanya’da ingiltere’de yaşamıyoruz maalesef. Bir maaş karşılığında alınmıyor araçlar. 5-6 bin lira maaşı olan adamın 150bin liralık bir araba alması bile ya yıllarca birikim ya da kredi borcu anlamına geliyor. Bunu araç almanın maliyeti kısmına girmeden bilmek anlamak mümkün değil. Ee bir de sürekli artan araç fiyatları gerçeği var. Aracın fiyatı çizilmeden vuruktan düşüyor. Bugün 150’ye aldığı arabasını bu sebeplerle 135’e satan biri 1 ay bekleyip yeni araç alayım dese aynı fiyat bandında istediği araba 150’den 165’e çıksa 30bin açıkta kalmış olacak mesela. Ufak görünebilir ama 30bin lira bu kriz ortamında 5-6bin maaş alan biri için çok büyük para

Tüm sebep bundan mütevellittir
0
avatar is back
(30.10.21)
Çok anlaşılmayacak bir yanı yok aslında, eğer araba fiyatları bugünkü durumda 5-45 bin gibi bir bantta olsaydı durum farklı olurdu.

Birkaç durum var;

1- İnsanlar arabalarını uzun süre sorunsuz kullanmak niyetiyle alıyorlar.
2- İnsanlar uzman değil.

Müşteri kitlesi bu. Bu insanlar uzun süre biriktirdikleri parayı toplu şekilde bir araca vermeden önce kazıklanmadıklarından emin olmak istiyorlar. Psikolojik bir yönü de var bunun, yıllarca ya da aylarca çalışarak kazandığınız parayı tek seferde bir yere verirken onun üzerindeki en ufak bir ezik size büyük görünür. O parayı "kusurlu" herhangi bir şeye vermek istemezsiniz.

Aynı şekilde insanlar araçlarını satabilmek de istiyorlar. Bu çeşit ezik ve boyalı ürünleri kendileri sorun etmese dahi, eğer değerinde satamazsam elimde kalır endişesi yaşıyorlar ve bu endişenin mantıklı sebeplere dayalı olması gerekmiyor. Çünkü, millet yeni araba almak için her seferinde tekrar sıfırdan para biriktiremez. Sadece araba almak için çalışmıyor bu insanlar. Haliyle elindekini satması gerekecek.

Türkiye'de otomobil son derece değerli bir şey. Eğer erişilebilir olsaydı böyle olmazdı. Anlaşılmayacak hiçbir şey yok bence bunda.
0
akhenaten
(30.10.21)
bence derin değilse önemsiz. çizik falan boyatmak gereksiz yani sonra satarken boyalı diye laf ediyorlar. ama vuruksa tabii yaptırılmalı
0
jelly bear
(30.10.21)
bence de önemsiz. 0 aldığım aracın sağında solunda bir sürü çizik var, napayım yani şimdi yenisini mi alayım. bana kalsa hemen boyatırım ama herkes "satarken zor olur abi" diyor. tek bir çiziğe uygulanacak boya işlemine bile takılacak kadar pimpirikli adamlarla dolu otomobil piyasası. bu da maddi sebeplerin yanında bir de türk insanının aracı kendi kişilğinin bir parçası olarak görmesi. Aşırı bir anlam yükleniyor yani, arabası çizilince kendi çizilmiş gibi ağlıyor,
0
roket adam
(30.10.21)
Piyasada o kadar dolandırıcı var ki insanlar o yüzden ince eleyip sık dokuyor. En büyük sebep bu.

Bir de arabaya bakılarak araba alınmaz, sahibine bakarak araba alınır der atalarımız.
0
westblack
(30.10.21)
geçen sene arabama arkadan çarptılar bagaj kapağı yamuk fırsat bulup hala uğraşmadım, devamında arka tampondan bir daha çarptılar, kapısında bir derin bir de nerde kimin yaptığını bilmediğim 1 parmak göçük var. inan umrumda değil, satılacağı zaman da böyle koyarım ilana alan uğraşsın. ya da kaskodan yaptıracağım zaman üstüne eklerim tek seferde çıkar. her gün sağlığımız/hayatımız elimizden gidiyor. herhangi bir eşya aşınmış kırılmış buna bu kadar takılmak boş iş. bence karakter meselesi.
0
orpheus
(30.10.21)
(7)

120.000 TL ye alınabilecek en uygun araba

fatihdr
Selam duyuru ahalisi, İşim gereği herrr hafta şahsi aracımla 2 şehir arası git-gel yapıyorum, minimum 700km yol nereden baksanız. Bu git-gel olayını şimdilik 2014 dizel Fiat Punto ile yapıyorum. Mesela puntoyu elden çıkarsam 120 civarına (piyasası vallahi o kızmayın)+ Yakıtta pek üzmeyen (puntodan d
Selam duyuru ahalisi,

İşim gereği herrr hafta şahsi aracımla 2 şehir arası git-gel yapıyorum, minimum 700km yol nereden baksanız. Bu git-gel olayını şimdilik 2014 dizel Fiat Punto ile yapıyorum. Mesela puntoyu elden çıkarsam 120 civarına (piyasası vallahi o kızmayın)

+ Yakıtta pek üzmeyen (puntodan daha iyi olması zor bence adayların)
+ Puntodan daha konforlu
+ Puntodan daha güvenli

bir araç bulabilir miyim? Aracım aslında iyi ama kendimi biraz daha güvenli ve konforlu hissedeceğim bir araç olsa daha az stres yapacağım. Güzergahımda da sakat bölgeler var, içinden canlı çıkacağım bir araç daha iyi olur gibi :)

Bu arada aracım boyasız, değişensiz, sorunsuz. Tarcanlara baktırmıştım alırken, motor filan %99, KM 115 bin. Alacağım aracın da yakın özelliklerde olmasını isterim tabi

gözyaşı editi: Yıllar önce duyuruya ilk açtığım başlıklardan biri 12.000 TL ye alınabilecek en uygun araba idi, vay babam vay....
0
fatihdr
(30.10.21)
1.5 dizel clio olabilir
0
tahtakafa
(30.10.21)
güvenli olsun diyorsanız toyota yaris dizel fena değildir, sizin fiyat bandında bulabilirseniz.
0
gkhncnzdgn
(30.10.21)
örnek ilan: www.sahibinden.com

120-130 arasına bence 2012 model C4 dizel otomatik bulursun. sürekli uzun yol yapacaksan C sınıfı (hatta D olsa daha iyi) araç almanda fayda var.
0
orpheus
(30.10.21)
piyasasi yukselmediyse 2010-2011 ford focus dizel diyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(30.10.21)
Kesinlikle clio alırdım.
0
roket adam
(30.10.21)
Benzer alt yapı ama kesinlikle daha konforlu olan lancia delta ya gecebilirsiniz?

Dizel otomatik gayet iyi olur bence. C sınıfı ama neredeyse D gibi diyen bile duydum. Direksiyonu cok rahat. Arka diz mesafesi sınıfının en genişi. Bagaj da öyle. Arka koltuklar ileri geri giderek arkadaki konforu artırıyor. Veya bagajdaki alani genisletiyor. Arka koltuklar arkaya dogru yata da biliyor aynı zamanda. Arka havalandirmasi var. Hiz sabitleyicisi var. Led farlar, sunroof vs var..
0
ananiyimioguz
(30.10.21)
O paraya puntodan daha guvenli bir arac bulman zor.
Cunku punto guvenlik acisindan iyi bir arac. Kazalarda kabini saglam kaliyor, zamaninda 5 yildiz almisti.

Daha eski model iyi bir marka(toyota,honda vs..) sedan alabilirsen belki olur.
Onun da airbag skt'leri falan gecmistir.

Clio mesela ben olsam almam yol tutusu puntoya gore berbat bir araba.
0
divit
(30.10.21)
(9)

Annemi tiyatroya alırlar mı pcr'siz?

la traviata
Selam.Annem 2 sinovac, 1 de biontech oldu (temmuzda).4üncü aşı randevusu da açık, fakat almadı randevu daha erken diye tabii.Pazar Akm'de bir oyun var. Bu oyuna giderken bu 3 aşı yetiyor mu? Yoksa pcr mi yaptırması gerekiyor? Kadıncaaz dönmesin bir de kapıdan.Ek soru:Bu durumda olan 60 yaş üstü aile
Selam.
Annem 2 sinovac, 1 de biontech oldu (temmuzda).
4üncü aşı randevusu da açık, fakat almadı randevu daha erken diye tabii.

Pazar Akm'de bir oyun var. Bu oyuna giderken bu 3 aşı yetiyor mu? Yoksa pcr mi yaptırması gerekiyor? Kadıncaaz dönmesin bir de kapıdan.


Ek soru:
Bu durumda olan 60 yaş üstü aile bireyleriniz 4üncü aşıyı oldu mu, olmadıysa neden olmadılar?
0
la traviata
(29.10.21)
Ben 33 yaşındayım, 2 doz aşı ile her yere giriyorum. 2 doZ aşı tiyatrolar için yeterli. Aşı kartı telefonunda açık olsun yeter. İstediklerini görmedim ama bir ihtimal isteyebilirler. Hes kodu yeterli.
0
burty
(30.10.21)
@burty

işin içine sinovac girince emin olamadım.
0
🌸la traviata
(30.10.21)
arayıp sorun çünkü kapıda çok net olanlar var. almayabilirler gerçekten. gözlerimle şahit oldum bazılarına. daha dün ikinci aşısını 2 gün önce olduğu için (14 gün geçmesi gerekiyor) içeri almadılar birini.
0
parcaliham
(30.10.21)
Alırlar, teste gerek yok
0
clones
(30.10.21)
hes kodunu sorgulayın. orda yazar. aşılı gözüküyorsa sorun yok.

büyük ihtimal girer ama.
0
jelly bear
(30.10.21)
2 aşı+14 gün şartını sağladıktan sonra pozitif olmadığı sürece her yere girer sorun yok
0
hadsafhada
(30.10.21)
Sinovac da olsa 2 aşılı olması yeterli. Eminim, son kararım. Sadece HES uygulaması indirip aşı kartı oluşturun. Başka bir şeye gerek yok.
0
burty
(30.10.21)
ek sorunuza istinaden:

67 yaşındaki anneme ve babama 4. aşı henüz çıkmadı.

(2 sinovac + 1 biontech oldular)
0
la lykia
(30.10.21)
hes uygulamasında aşı kartı oluşuyorsa problem yok. 60 yaş üstü tüm tanıdıklar 4. aşıyı oldu.
0
roket adam
(30.10.21)
(8)

Park halindeyken çarptılar

chicha_v2
Bugün motokurye arabama çarptı motorunu çıkarırken.Ön tamponun sağ tarafında çizikler var.Tutanak tuttuk, kasko ve sigorta da var ama öyle büyük bir hasar değil bunun için hasarsızlık indirimini bozmaya, arabaya tramer çıkartmaya gerek var mı sizce? Arabanın garantisi var, servis tamponu boyar mı yo
Bugün motokurye arabama çarptı motorunu çıkarırken.

Ön tamponun sağ tarafında çizikler var.

Tutanak tuttuk, kasko ve sigorta da var ama öyle büyük bir hasar değil bunun için hasarsızlık indirimini bozmaya, arabaya tramer çıkartmaya gerek var mı sizce?

Arabanın garantisi var, servis tamponu boyar mı yoksa komple değiştirir mi?

Yoksa pasta cila veya rötuş boyası halleder mi bunu? Tahmini ne kadar tutar?

i.hizliresim.com
0
chicha_v2
(29.10.21)
geçmiş olsun öncelikle. bence servis bunu direk değiştirir. konun uzmanı değilim ama boyası kalktığı için pasta cila ile olmaz gibime geliyor. kaskonun mini onarımı varsa kaskoyu bozmayan onu deneyebilirsiniz.
0
benim de soyleyeceklerim var
(29.10.21)
Önce iyice silin güzelce. Kalan kısım kolay. Söyleyin kurye 200 lira atsın. Siz de gidip minionarimdan yaptırın/ veya ustanız varsa verin eline 200lira yapsın çok ufak bir sey bu. Ben olsam ellemem bile. Ama mini onarım en iyisi.
0
karacigerim vur kadehlere
(29.10.21)
**** Sallıyor olabilirim, sistem değişmiş olabilir****

Tutanak tuttuysanız emniyete bildirmişsinizdir muhtemelen. Beyanlarınız da ortaksa kaza raporu çıkar ve suç dağılımı belli olur. Zaten suçu karşı tarafa verirler ve hasarınız karşı tarafın sigortası tarafından karşılanır, bu yüzden hasarsızlığınız bozulmaz diye biliyorum?

**** Sallıyor olabilirim, sistem değişmiş olabilir****

- Ayrıca bu hasar mini onarım kapsamına girer, olur da hasarı siz yaptırırsanız bile kasko firması servisten ziyade sizi anlaşmalı olduğu firmaya yönlendirir (Autoking vs), onlar da bu tamponu tamir ederler, değişim yapmazlar net
0
fatihdr
(30.10.21)
rötüştan öte gitmeyin. plastik parça altı üstü ve çok küçük bir hasar. daha kim bilir ne çizikler alacak bu tampon. epey bir çizik vs olduktan sonra boyatırsınız olur biter. experde bakılmaz tampona.

benim ilk aracımda bunun bir tık üstü çizik ve ufak bir delik yüzünden tamponu değiştirdi kasko. 1500 civarı tramer oluştu. bir daha tampon için eğer arkasındaki aksamlarda herhangi bir problem yoksa hayatta dosya açtırmam.

kuryeden de aileniz için bir öğün yemek isteyin yeter. zaten bir aile 100 liranın altına doymuyor.
0
bisorumvargaliba
(30.10.21)
servis bunu boyar (genelde tam olarak).

mini onarim olabilir. kaskoya bir sorun.
0
helenart
(30.10.21)
Asla yetkili servise gitmeyin, nasılsa sigorta ödeyecek diye şişiriyolar masrafı.

Tamponu komple bile boyarlar bunun için, vicdanlarına kalmış.

Tamponu sökmek için kaporta işçiliği, tampondaki sis farlarının fişini çekmek için elektrik işçiliği yazan var faturaya.

Zaten suçlu karşı taraf olduğu için onun trafik sigortasından hasar alırsınız, sizin kasko hasarsızlığınız bozulmaz.

Mini onarımla hal olur zaten.
0
John Bloor
(30.10.21)
bence de en yakındaki sanayiye götürüp abi ne olur bu iş diye sorun, 50-100 liraya ufak bir rötüş yaparlar olur biter. yetkili serviste her şey olabilir maalesef.
0
roket adam
(30.10.21)
Geçmiş olsun. Bence doğru dürüst birşey yok bu tamponda. Değişim neden olsun? En fazla lokal boyanabilir. Ben yerinizde olsam kendim alkolle temizler, kalanı gözümü rahatsız ederse rötuş yapar/yaptırırdım. Burada tramer açtırmak çok mantıksız olur.
0
ned flanders
(30.10.21)
(4)

gelir gider takibi

black mamba
aylık gelir ve giderlerinizi nerede takip ediyorsunuz? ya da ediyor musunuz?
aylık gelir ve giderlerinizi nerede takip ediyorsunuz? ya da ediyor musunuz?
0
black mamba
(29.10.21)
excel tablosu tutuyorum aylık, zaten her şey kredi kartında, ekstredeki kalemleri excele geçirip sınıflandırıyorum.
0
someonewalksalone
(29.10.21)
Uygulamalar var bunun için. Eski duyurularda da bahsedilmişti diye hatırlıyorum.
Ben Saver kullanmıştım bir dönem, ufak bir ücreti vardı ama iyiydi.
0
dreamnesiac
(29.10.21)
tek bir kredi kartım var istisnasız her şeyi oradan ödüyorum. ay sonlarında o kart ekstresini inceliyorum. garanti ekstresi zaten kategorizasyonu kendi yapıyor (%10 market, %20 benzin vs gibi)
0
roket adam
(29.10.21)
Kendi yarattığım google sheets üzerinden.
0
logisticsmanager
(30.10.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.